Troya’nın sahibi kim?


05 Haziran 2011 09:16

Son haftaki yazımda Troya Müzesi Tasarım Yarışmasından söz etmiştim.
Yazımın yayınlandığı gün bir ileti aldım.
Çanakkale’den…
Olay güncesinden…
“Troya’ da olup bitenlerden Çanakkaleliler bilgilendirilmiyor. Yazınızı biz de yayınlamak istiyoruz… Böylece Çanakkaleliler de birazcık bilgilendirilmiş olurlar.”
Hiç düşünmeden bu isteğe olumlu yanıt verdim.
Güncemizin yöneticilerinin de, siz okuyucularımın da buna karşı çıkmayacağınızdan kuşkum hiç yoktu.
Ayrıca, dile getirilen durum hiç olmaması gereken bir durumdu…
Öyle ya, Troya’da olup bitenden önce Çanakkalelilerin bilgileri olması gerekmez mi?
Troya’ya son yıllara gelinceye dek ‘Troia’ deniyordu Kültür Bakanlığında bile…
Azra Erhat yazdı çizdi:
“Etmeyin eylemeyin” diye çırpındı da düzeltildi…
Fransızların söyleyiş biçimiydi bu.
Batılılara göre Troya Helen kültürünün bir ürünüydü. Neyse ki Manfred Osman Korfman bulguları, saptamalarıyla kanıtladı Hitit kültürünüm ürünü olduğunu. Anadolulu olduğunu…
Çanakkaleliler sahip çıkmayacaklar da kimler sahip çıkacaklar Troya’ya?
Vakıflar, dernekler, kişiler, herkes, bütün Çanakkaleliler hemen davranmalılar, girişmeliler… bu yolda seslerini duyurmağa…
Çanakkale Anadolu’ya iki kez sahip çıktı geçmişte. Savundu…
Şimdi Çanakkaleliler Troya’ ya sahip olmanın doğallığıyla davranmalılar…
Buraya dek okuduklarınızı geçmiş cuma gecesi bir otelde yazdım.
Cumartesi günü saat 10.00 da Bursa’nın Cumalıkızık’ında yapılacak orayla ilgili bir çalıştaya danışman olarak çağrılıydım.
Oturduğumuz masada, değişik kurumlardan yaklaşık on beş kişi vardı
Cumalıkızık için yapılanlar, kimin ne yaptığı konuşulacak, sorunlar masaya yatırılacaktı…
Ama masada tek Cumalıkızıklı yoktu…
Cumalıkızıklıları doğrudan etkileyecek olan konuşmaları oralı olmayanlar, orada yaşamayanlar yapıyorlardı.
Cumalıkızıklılar duymasalar da, olumlamasalar da, ya da olumlasalar da olurdu.
Tıpkı Çanakkale’deki gibi…

evrensel.net
www.evrensel.net