Sıfır faizin esbab-ı mucibesi


03 Haziran 2011 10:08

On yıl önce bana kapılarını açan Evrensel’de yazmaya başlamış, benden kaynaklanan kimi nedenlerle de uzun bir süre bu işe ara vermiştim. Malum olduğu üzere iki hafta önce yeniden başladım. Anlayacağınız, bıraktığım yerden ve sağ olsunlar gazete yönetiminden de naza çekme ya da havalara girme eğilimine maruz kalmadan ve hak etmediğim iltifatlarda da bulunmaları karşısında biraz da utanarak kürkçü dükkanına geri döndüm. Bu işe yeniden girişmemin birçok nedenini sıralayabilecek olsam da, özellikle iktisat alanında malum gazetelerin çarpıtmalarının kabul edilemez hal alması geri dönüş kararı almamı hızlandırdı.
Haftada bir yazmanın yararları kadar, sakıncaları da var. Sakıncalardan biri, her alanda olduğu gibi iktisat alanında da gündemin takip edilemeyecek kadar hızla değişiyor olması. Son zamanlarda, bu hızlı gündem değişiklikleri içinde tartışılan konulardan biri de, yaklaşık beş hafta önce Sayın Başbakanın ortaya atmış olduğu ve suni olarak yaratılan sıfır faiz konusu. Dogmatik yanı olduğu halde, mevcut iktisadî koşullarda bilimsel temeli olmayan sıfır faiz konusuyla ilgili yazmak istemiş olsam da, yazılarıma başlamamış olmam bunu engelledi. Hele de sözüm ona koca koca iktisat, maliye ve finans profesörlerinin, teknik analistlerin, bilen bilmeyen herkesin konuya balıklama atlayıp, kerhen lehte, taammüden aleyhte yazdıkları karşısında ciddi olarak hayıflandım. Geri döndüğümde konu gündemden düştüğü için ele almanın bir anlamı da kalmamıştı. Ancak, o da ne? Bu hafta salı günü (31 Mayıs 2011) malum bir TV kanalında bir finans profesörü sıfır faizle ilgili konuşuyor,  bilerek ya da bilmeyerek birilerinin ekmeğine yağ sürülmeye devam ediliyor.
Hâlihazırda üzerinde yazılıp çizilen ve konuşulan sıfır faiz konusunda nelere değinilmedi ki? Konuya ilişkin iktisadın teorik temelleri, diğer iktisadî kategorilerle olan ilişkileri, yaratacağı olası iktisadî ve toplumsal sonuçlar ele alınanlar arasında. Bunlar yapılırken, belirttiğim çevreler sokaktaki insanın yaptığı gibi inanılmaz derecede eksik ve hatalı bir biçimde faiz oranı ve enflasyon oranı farkını alıp, reel faiz hesabına dahi girerek meşreplerine göre sıfır faiz konusunu daha da bilimsel temellere oturtma gayretindeydiler. Sırf bu son belirttiğim hususu bile ele alsam, reel faizin nasıl hesaplanması gerektiğini anlatmak epey bir yer tutar. (Bu arada, konu dışı olsa da, faizi anlatırken yapılan fahiş bilimsel yanlışlıklardan söz etmeyeceğim). Neyse, biz kendi işimize bakalım ve sıfır faizle ne anlatılmak ve sesin nerelere ulaştırılmak istendiğine yönelelim.  
Hafızamızı biraz zorlayarak birkaç ay önce Sayın Başbakanın işsizliğin çözümü konusunda KOBİ’ler temelinde gündeme getirdiği teklifi hatırlayalım. Her KOBİ’nin bir kişi istihdam etmesiyle sorununun palyatif çözümü kağıt üzerinde gerçekleştirilmişti. Kendilerinin iktisadın temel ilkelerine ilişkin sahip olduğu bilgi konusunda bir yazı da yazmış, yazmaya devam edeceğimi de söylememe rağmen düzeltilecek hususların giderek çoğalması bu işten vazgeçmeme neden olmuştu. Bunu bir eleştiri olarak sunma gayretinde değilim. Belirttiğim çevrelerin sıfır faiz konusunda yazdıklarına bakıldığında, Sayın Başbakanın eleştiriden azade tutulması tam da yerinde olur ve hatta hiçbir sakıncası da yoktur. Üstelik kendilerinin her konuyu bilmek gibi bir yükümlülüğü de bulunmamaktadır. İlâveten, Sayın Başbakanın sıfır faiz uygulamasının en azından bugünkü dünya sistemi, dolayısıyla dünya iktisadi koşullarında mümkün olmadığını bilecek kadar da iktisat bilgisine sahip olduğunu varsayıyorum. O zaman sıfır faizden muradedilen nedir?
Bilindiği üzere İslâm’da faiz (ribâ) haram kılınmıştır. Bilmediğim konuda ahkam kesmem hadsizlik olacağından, bilenlere danıştığımda, detaylı olmasa da, faiz yasağının dört surede ele alınmış olduğunu ve zaman içinde aşamalı olarak yasaklandığını öğrendim. Unutulmamalıdır ki, ribânın tanımı yapılmamış olsa da, İslam hukukuna göre, iktisadî faaliyetlerin, ribâ olmaksızın gerçekleştirilmesi aslidir. Hal bu iken, konu üzerine durmanın ve lafı uzatmanın da bir anlamı kalmıyor.
Kısaca, seçim sürecindeyiz ve haftaya pazar sandık başına gidilecek. Kanal İstanbul Projesi gibi, sanal alem kasetleri gibi, 1980 darbecilerinin telefonla rica minnet çağırılmaları gibi, vs. vs. gibi, yapılan her hamlenin ve atılan her adımın nasıl ki kendine özgü bir hedef kitlesi var, sıfır faiz konusunda da seslenilen kesim belli ve konunun kendi müşterisi bulunuyor. Onun için zihninizi yormayın ve anlatmak üzere helak olmayın.
İş bu kadar basit.
Selam Ola.

evrensel.net
www.evrensel.net