Blok, CHP ve demokrasi


01 Haziran 2011 11:31

Demokrasi yarışı AKP ile CHP arasında değil, Blok ile CHP arasında yaşanıyor. AKP başlıca yeteneği olan AB uyum sürecine 2005 yılına değin paralel tutum takınmak şeklindeki yaklaşımını 3 ekim 2005 tarihinde “katılım müzakereleri”ne başlanmasını sağladıktan sonra büyük ölçüde terk etmişti. Karşısında ana muhalefet partisi olarak yer alan CHP tüm bu süreçte hukuki reformların önünde engel bir politika izlemekteydi. Yurttaşların hak ve özgürlük alanını genişletecek hukuki reformları deyim yerindeyse “AB’ye verilmiş taviz” olarak görmekteydi. Çok cılız bir demokrasi iradesi gösteren AKP bile  bu süreçte CHP’nin yanında reformcu bir parti görünümü sergilemekteydi. AKP’nin demokrasi iradesi konusundaki 9 yıllık pratiği belli. Türkiye hâlâ otoriter bir sisteme sahip ve son yıllardaki pratiğe bakıldığında da bu otoriteryen yaklaşım giderek koyulaşmakta. Bütünsel yaklaşımdan uzak, bir sistematiği ve istikrarı bulunmayan, bir şu yasadan birkaç madde bir bu yasadan birkaç madde değişikliği  usulüyle yapılan hukuki reformlar demokratikleşmeye yetmiyor. Sistem otoriter özünü muhafaza ediyor. 27 üyeli AB ülkelerinden kriterlere uyumunu en uzun sürede yapan ülke bile en geç 7 yılda tamamlamış  bu süreci. 2023 hedefi daha 12 yıl demokrasi için bekleyin demek. Ben böyle okuyorum. Türkiye’yi yöneten politik ve bürokratik kadroların demokrasi ve özgürlükler konusunda hiç de acelesi yok anlaşılan. AKP Hükümeti, baskı politikalarına eleştiriler yöneltildiğinde topu polise, yargıya, orduya atmakta. Düzeltme yolunda da adım atmamakta ısrar ediyor. Halbuki Avrupa İnsan  Hakları Mahkemesinin de isabetle vurguladığı gibi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde tanınan hakların yaşama geçmesinden ve ihlallerden bir bütün olarak devletler sorumludur. Devletlerin şu birimi, bu birimi değil. Başka bir ifadeyle yasama,yürütme ve yargı ayrı ayrı sorumlu değil.
12 Haziran seçimlerine yol alırken, göze çarpan özellik, ilk kez  muhalefetin çok güçlü bir şekilde demokrasi programı ile çıkmasıydı: “Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku!”
Öne çıkan muhalefet “Blok” oldu. Blokun Seçim Beyannamesinin demokratikleşme başlığı altında  yer alan,
 -Özgürlükçü demokratik anayasa,
 -Kürt sorununda demokratik çözüm ve barış,
-Hakikatleri araştırma ve adalet komisyonu,
-Siyasi partiler kanunu ve seçim barajı,
-Demokratik özerk yönetimler kurulacak,
-YÖK ve MGK kaldırılacak
-Köy koruculuğu kaldırılacak,
-Yargı reformu yapılacak,
-Ana dilde eğitim
-Siyasi af,
-İfade hürriyeti ve örgütlenme özgürlüğü,
-Din ve inanç özgürlüğü,
-Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılacak,
-Cemevleri
-Dokunulmazlıklar,
-Dini ve etnik azınlıklar konuları Türkiye demokrasisinin can alıcı konularıdır.
Yukarıda yer alan konuları siyasi demokrasi alanı olarak nitelendirebiliriz. Programda sosyal ve ekonomik demokrasiye dair de bölümler var.
CHP’nin seçimler vesilesiyle açıkladığı “Demokrasi” programı ise “eşit yurttaş,özgür toplum “sloganı ile açıklandı. CHP programında
-Yaşam hakkı,
-Kişi güvenliği
-Kişi özgürlüğü
-Düşünceyi açıklama, bilgi alma-verme ve basın özgürlüğü
-Toplantı, gösteri ve yürüyüş yapma hakkı,
-Çocuklar ve gösteri hakkı,
-Örgütlenme özgürlüğü,
-Girişim özgürlüğü,
-Özel yaşamın gizliliği,
-Adil yargılanma hakkı ve özel yetkili ağır ceza mahkemeleri
-Bağımsız ve insan haklarından yana bir yargı erki konularında evrensel standartlara uygun yaklaşımlar sergilenmekte.
Seçim sonuçları ne gösterecek, bilinemez. Ancak şimdiden AKP’den daha ileri demokrasi vadeden  iki ana akımın parlamentoda bulunacağını öngörebiliriz. Eğer CHP, bildirgelerde yer alan taahhütlerini parlamentoda savunursa bu durum Türkiye’nin demokrasi standartlarını yükseltir; yeni, demokratik anayasa yapım sürecinin önünü açar. Bu arada hemen belirtmeliyiz ki, Kürt sorunu konusunda CHP adına Sezgin Tanrıkulu tarafından dillendirilen görüşlerle ve CHP programı ile Blok programı arasında “Çin Seddi” bulunmamaktadır. Programatik çerçevede, Blok+CHP, barış yolunda çok yakın bir duruş sergiliyorlar. Pratiğe yansırsa, bu tutumun ağırlığı barışı sağlayabilir. Büyük uzlaşmalara doğru bir yönelim toplumda ve devlet organlarında yaşanabilir. AKP barış sürecinin ve büyük uzlaşmanın önemli bir bileşeni olabilir. Akan kan durmalı. Büyük uzlaşma ile… 12 Haziran sonrası için umutlu olmak için pek çok neden var. 

evrensel.net
www.evrensel.net