Gençliğin isyandan başka çaresi yok


01 Haziran 2011 11:30

İki hafta önce İspanya’da başlayan, sonra küçük çaplı da olsa diğer Avrupa ülkelerine yayılan kent merkezlerindeki meydanlarda kamp kurarak “Tahrir usulü” terk etmeme eylemlerine asıl olarak gençler katılıyor.
Bu elbette tesadüfi bir durum değildir. Çünkü, Avrupa’da sistemin gençliğe reva gördüğü koşularla karşı, gençliğin isyandan, mücadeleden başka şansı kalmamış bulunuyor.
Genel olarak düzenin ve partilerinin gençliği içine ittiği girdap giderek daha fazla çekilmez bir hal alıyor.
Dünyanın başka ülkeleri ve kıtalarında yaşayan gençler için “umut”, “güvenli liman” olarak görülen Avrupa, burada üniversiteyi okumuş, meslek eğitimi yapmış gençler için tam anlamıyla güvensiz, endişe verici.
Nasıl endişe duymasınlar ki...
500 milyonluk Avrupa Birliği’nde 30 yaşının altında 100 milyon genç yaşıyor. Yani nüfusun beşte biri. Bu gençlerin 15-24 yaşları arasında olanlarının yüzde 20’sinden fazlası işsiz.
Genç işçilerin yüzde 40’ı güvencesi olmayan süreli işlerde çalışıyor ve her an kapı dışarı edilmeyle karşı karşıya. Ekonomik kriz sırasında zaten önce gençler işten atıldı.
18-28 yaşları arasındaki gençlerin yüzde 15’nin lise bitirme, yüzde 30’nun üniversite diploması yok.
AB ortalaması açısından bu şekilde ifade edilen rakamlar tek tek ülkelere indirgendiğinde daha vahim bir tablo ortaya çıkıyor.
On binlerce, yüz binlerce gencin meydanları terk etmeme kararı alarak protestolara başladığı İspanya’daki gençlerin yüzde 43.6’sı işsiz. Bu durum uluslararası tekellerin, emperyalist kuruluşların boğazını sıktığı Yunanistan’da yüzde 33.4.
Bastille Meydanı’nı terk etmeme kararı alan Fransız gençlerin yüzde 25’i, İsveç gençlerinin yüzde 23’ü işsizliğin pençesinde yaşam mücadelesi veriyor.
AB’nin Doğu Avrupa’daki üyelerinde de durum çok farklı değil. Litvanya, Estonya, Slovakya’da gençler arasında işsizlik yüzde 35-40 arasında.
Estonya, İtalya, İrlanda, Macaristan’da da benzer bir durum söz konusu.*
Bu ülkelerde de toplumun önemli bir kesimini oluşturan gençler arasında huzursuzluk had safhaya ulaşmış durumda.
Dolayısıyla gençler arasındaki işsizlik, ülke ortalamasındaki işsizlikten iki hatta üç kat yüksek olduğu yerlerde, protestoların merkezinde, en önünde gençlerin olması hiç de tesadüf değil. Çünkü, izlenen politikalar bugün en çok da onların geleceğini karartıyor. Bu yüzdendir ki; gençler kendi tarzlarıyla, içinde bulunduğu koşulların düzeltilmesi talebiyle meydanlarda kamp kuruyor, terk etmiyor ve istemlerini, sorunlarını başkalarına anlatmaya çalışıyor.
Bu bakımdan bugün İspanya gençliğinin yaktığı isyan ateşinin her an başka ülkelerde de benzer ya da farklı şekilde ortaya çıkmasının koşulları her zamankinden daha olgunlaşmış durumda.
Sermaye tarafından izlenen politikalarla geleceği karartılan, umutsuz bırakılan, bir değil bir kaç üniversiteyi bitirdiği halde insanca bir yaşaması için güvenli bir iş bulamayan, geleceğine güvenle bakamayan gençlerin daha fazla sessiz kalması mümkün mü? İspanya’da başlayan meydanları terk etmeme eylemlerinde açılan pankart ve dövizlerde sistem partilerine karşı ifade edilen güvensizlik ve daha fazla demokrasi talebi bu bakımdan nasıl bir dünyada yaşama isteğini anlama bakımından önemli.
Ekonomik baskıyla birlikte toplantı, gösteri, yürüyüş haklarının da rafa kaldırılmasının gündeme getirilmesi aynı zamanda, o kadar övgüsü yapılan “Avrupa demokrasisi”nin de artık hak alma mücadelesinin önünde bir engel olduğu, verilen mücadele sırasında pratik olarak görülüyor.
Bu nedenledir ki; Puerta del Sol (Madrid), Plaça Catalunya (Barcelona), La Bastille (Paris), Anayasa (Atina) meydanlarından yükselen gençlik isyanı, sermayeyi ürkütüyor.
Eylemlerin, toplumun diğer kesimlerini de içine alacak şekilde genişlemesi engellenmeye, dayanış sınırlandırılmaya çalışılıyor. Hatta, eylemlere katılanların gerçekçi olmadığı, macera peşinde koştuğundan dem vuruluyor.
Bunların tümü, gençlerin iş ve daha fazla demokrasi için başlattığı mücadeleyi karalama, geniş kesimlerden koparma amaçlı olduğu ortada. Bu kara propagandaya karşı Fransa’daki gençlerin, toplumun bütün kesimlerini harekete geçirmek için yaptığı “Uyan Paris!” çağrısı elbette önemli ve anlamlı.
İspanya gençliğinin yaktığı ve diğer ülkelere de yayılma eğilimi gösteren isyan ateşinin nereye varacağını bugünden kestirmek elbette zor. Ama şimdiden Avrupa’yı “sıcak bir yaz”ın beklediği söylenebilir. Keza; hareketin ortaya çıkardığı en önemli gerçeğin, Avrupa gençliğinin devasa sorunlar ile karşı karşıya olduğu ve bunların çözümü için mücadele etmeye hazır olduğu bakımından önemli verileri içinde barındırıyor.
Asıl önemli olan da bu. Sorunlara karşı mücadele bilinci ortaya çıktıkça, doğru çözümünün nerede olduğu da elbette zamanla belirginleşecek ve hedefe yakınlaşacaktır.

* Kaynak: http://de.statista.com/statistik/daten/studie/29047/umfrage/jugendarbeitslosigkeit-in-europa

evrensel.net
www.evrensel.net