12 Mart 2014 00:17

Vardık varız HDP’deyiz, alışın gitmiyoruz

Paylaş

Orada Türk, Kürt, Ermeni, emekçi, Süryani, Çerkes, ateist, dindar, solcu, “çevrecinin daniskası” olmayan, kadın, LGBTİ, “çapulcu”lar var. Orada kim var biliyor musunuz; devletin şimdiye kadar zaten hep kavgalı olduğu, eline geçse bir kaşık suda boğacağı insanlar var. Orada bastırıla bastırıla, ezile ezile posasının çıkartılmasına artık yeter diyen, bunu her dilde anlatmaya çalışan sürüyle insan var. HDP’de yani, herkes var. Hani, yüzde ellisi bizden ama geriye kalanın ne olduğu belli değil diyen adama inat; vardık varız var olacağız, alışın gitmiyoruz diyen mazlumlar var. Teker teker olduklarında kırılan ama birleşince kimileri için korkutucu, kimileri için umut kaynağı olan bir güç var.
Şimdi bu insanlar ilk kez, yerel seçimlerde “şehir bizim” diyerek kentleri ve kendilerini yönetmeye talip. Kendisine hayali kırmızı çizgiler çizmekten ve bu çizgilerin arasındaki yaşam alanını daraltmaktan başka bir işe yaramayan siyasi iktidar(lar) için oldukça cüretkar bir talep bu. Tüccarından, iş adamından, askerinden, gedikli resmi muhalefetinden gelen en küçük hoşnutsuzluğu git siyasetle uğraş sandıktan çık, ülkeyi yönet diye püskürtmeye çalışan bir başbakanın karşılaşabileceği en korkunç şey bu: ayakların baş olmaya yeltenmesi. Ama işte, ihtimal mümkün oldu. Ve bu zaten önlenemez bir çözülme içinde olan merkezdeki siyaseti zorluyor, korkularına kabus ekliyor.
Sandığa doğru geri sayım başlamışken Aksaray’da, Giresun’da Fethiye’de ve daha birçok yerde HDP’nin yöneticileri saldırıya uğruyor. Organize birtakım güruh HDP’nin seçim araçlarına zarar veriyor, toplantılarına katılanların etrafını kuşatıyor, yıldırıyor, korkutuyor, yaralıyor. HDP Eşbaşkanı Ertuğrul Kürkçü haklı olarak bu saldırıların ardında özel harp aygıtlarının ve Gladio kalıntılarının olduğunu, önlem almayan hükümetin de bundan sorumlu olduğunu söylüyor.  
Yeni kurulmuş bir parti HDP. Katılacağı ilk seçimlerde kendisini anlatamaz, propagandasını yapamaz hale gelsin diye döve döve susturulmaya çalışılıyor.
Ama hani sandık kutsaldı, hani sandık demokrasinin yegane ölçütüydü. Hani sandık bütün darbelerin devasıydı… Bunları ilk duyduğunda da bu halk geç bunları demişti, şimdi de sandık kutsamasının onu dilinden düşürmeyenler için aleni bir yalan olduğunu gözleriyle görüyor.  Demek ki sandık bile bu rejimin sadece en kıymetlilerinin kullanabileceği bir sınav aleti. Diğerlerine ise kesintisiz şınav!
HDP’yi kendisine yönelik saldırılarla uğraştırarak seçim meydanlarında siyaset yapmasını engelleyen bu politik müdahale sürpriz değil. Geçen seçim döneminde blok adaylarının veto edilmesi ve hapisteki vekillerin oylarının çalınması dahil bir dizi yöntemle sandık ezilenlerin temsilcilerine dar edilmeye çalışılmıştı. Ama bunda çok büyük bir başarı elde edemedi hükümet eden parti. Karşısındaki güç öyle hemen pes etmeyeceğini gösterdi.
Hem devletin diğer asli unsurlarıyla kavgalı hem kendi içinden bölünmüş hem büyük sermaye ile hem de halkın büyük bir çoğunluğu ile arası bozuk olarak giriyor bu seçimlere AKP. Üstelik “ayak takımı”na yasakladığı baş olma halinin halka kaça patladığını bir güzel izah eden tapelere inat yerinden kımıldamamakta dirense de ince ince eriyen bir kaya gibi küçülüyor. Hükümetin eski düşmanlarından dost yapmaya çalışarak, konuşursam sistem çöken diyenleri salıvererek daralan çevresini genişletmeye çalıştığı süreç aynı zamanda HDP’nin niçin bu kadar köşeye sıkıştırılmaya çalışıldığını da açıklıyor.
HDP’nin yalnızlaşmasının, kitleselleşememesinin kendi çoğalmasının koşullarından biri olduğunu zannediyor siyasi iktidar. Hiçbir zaman başvurmaktan çekinmediği gerginlik siyaseti ile başkalarını bölerek kendisini tamamlamaya çalışıyor sadece. Evet ama bu bir yere kadar işine yaramıştı. Şimdi ise çok geç. Ne bazılarına dağıtılan mavi boncukların ne hilenin hurdanın ne de uygulanan şiddetin değiştirebileceği bir şey var.
Tuz koktu artık. 

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa