Seçimin tansiyonu-1 Erdoğan niçin geriyor?


01 Haziran 2011 07:40

Seçim meydanlarında AKP, MHP, CHP liderlerinin “kavgası” büyüyor. Ama biraz yakından bakıldığında bu kavganın bir “vaat yarışı”ndan ibaret olduğu; ama “ağız dalaşı”yla süslenerek aynı fikirlerin farklıymış gibi sunulmaya çalışıldığı gözleniyor. Ancak “yukarıdaki” bu kavga, halka,  polis terörü ve halk kesimlerinin birbirine karşı kışkırtılması olarak yansıyor.
Nihayet bu kışkırtma ve kendisini eleştirenleri düşman olarak gösterme, dün Artvin-Hopa’da Erdoğan’ı protesto eden bir gruba polisin saldırması sonucu bir vatandaşın öldürülmesine kadar geldi.
Ancak giderek “siyasi ortamın daha çok gerilmesi”  bir vatandaşın yaşamını yitirmesine kadar gelmesi bir rastlantı değil; tersine bu durum AKP’nin ve Erdoğan’ın seçim stratejisinin bir gereği!  
Siyaset alanındaki gerilimin odağında AKP’nin, özellikle de Başbakan Erdoğan’ın olduğu görülüyor. Öyle ki Başbakan, adeta tek seçenek olarak sertleşmeyi, kendi seçmenini kemikleştirecek bir üslubu benimsemiş görünüyor.
Bunu belki bir yanıyla Erdoğan’ın “öfkeyi bir hitabet sanatı” olarak benimsemesine bağlanabilirse asıl olan bu değildir.
Şöyle ki;
Biraz yakından bakıldığında şu açıkça görülmektedir ki; referandumda yüzde 58 gibi, kendisinin bile beklemediği bir başarı kazanan Erdoğan; 12 Haziran seçimini, kendi anayasasını yazacağı, “başkanlık sistemi” üstünden AKP’nin, daha çok da kendisinin iktidarını 2024’e kadar uzatacağı bir sonuç almayı amaçlayan bir “strateji” geliştirmiştir. Bu stratejiyle, bir yanıyla BDP’nin ve Kürt siyasi güçlerinin bölgede ve Kürt emekçiler üstündeki etkinliğini kırmak, böylece yoksul Kürt yığınlarını yedeklemeyi amaçlamıştır. Bu stratejinin ikinci dayanağı ise referandumda hırpalanan MHP’nin barajın altına bırakılmasıydı. Böylece yalnızlaştırılan CHP, “etkisi olmayan bir muhalefet ve demokrasinin sürdüğünün bir nişanesi” olarak kalmış olacaktır.
Bu amaç, Tayyip Erdoğan’ın hayali olarak, “başkanlık sistemi” ve ABD gibi ona meşruiyet sağlayan “iki partili bir siyasi sistem” olarak ilan edilmişti.
Anca bu strateji; önce Kürt demokrasi güçleri tarafından başarısızlığa uğratıldı. KCK operasyonlarına, asker ve polisin bölgede artan baskısına, Diyanet’in, caminin, tarikatların, bölgedeki Kürt burjuvazisinin AKP’nin arkasında yer almasına karşın, Kürtler ulusal taleplerine sahip çıkacaklarını göstererek, AKP saldırısını boşa çıkardılar. AKP’nin Emek Demokrasi ve Özgürlük Blok’unun adaylarının bazlarını veto etmesine karşı alınan tutum AKP stratejisinin çöktüğünü herkese gösterdi.
AKP’nin Hakkâri mitingi, bölgede AKP’nin dibe vuruşunu ilan etti. Öyle ki, diğer partileri “Sivas’ın ötesine geçememek”le eleştiren AKP ve onun başkanı Erdoğan, şimdi kendi Sıvas’ın ötesine geçmekte sıkıntısı olan partiler arasına katıldı.
MHP cenahında da AKP stratejisi, istediği sonuçları elde edemedi.
MHP ile milliyetçilik yarışına giren Erdoğan, referandum içinde kazandığı mevziyi koruyup, bir iki hamleyle MHP’yi barajın altına itmek için girişimlerini artırdı. AKP ile doğrudan ilişkisi ortaya çıkmasa da en azından AKP’nin seçim stratejisiyle paralel amaçlar taşıyan, “Farklı Ülkücülük” adlı siteden yayımlanan kasetlerle, MHP merkez yönetimini çökerterek MHP’yi parçalama girişimi de istenen sonucun tersini verdi. Son günlerde yapılan anketlerde MHP oylarının yükseldiğinin gözlenmesi bu başarısızlığın en önemli kanıtıdır.
Buna CHP’nin de açıkladığı, Kürt sorununun çözümü, Anayasa, özgürlükler gibi konulardaki çıkışları da eklendiğinde AKP’nin işi daha da zorlaşmış,  onun manevra alanını daraltmıştır.
AKP ve Erdoğan bu seçim stratejisinin çökmesinin sonra “sertliği” belirleyici bir seçim silahı kullanmaya başlamış; CHP, MHP, BDP’nin aynileştiğinden, Kandil-İmralı-Silivri ittifakından söz etmeye; Erdoğan’a muhalif olan herkesin AKP’ye ve kendisine karşı, komplo, darbe, suikast içinde olduğunu propaganda etmeye koyulmuştur.
Bu sertlik, “porno siteler” tartışmasına dönüştürülen “internet sansürü” üstünden TÜSİAD’la çatışma, yüksek rütbeli askerlerin yeniden savcılıklara çağrılmaya başlanması (zamanlaması) da bu gerilimin seçim stratejisi olarak kullanmaya dönmenin ifadesidir.
Toplam açısından bakıldığında, bu yönelimin nedeni ise AKP’nin artık, “Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olma korkusuyla” kendi tabanını tutmayı öne almasıdır. Bunun için de “milliyetçilik ve muhafazakârlık”la ilgili değerleri yüceltilerek tüm karşıtlarıyla kavgayı büyüterek tabanını tutmaya yönelmiştir. Bu gerilim sorunları büyütürmüş, emekçiler yaralanırmış, ölürmüş, bunlar AKP’nin ve Erdoğan’ın umurunda değildir.  Yeter ki seçimi daha kârlı bitirsin!
Emek Demokrasi ve Özgürlük Blok’unun bu gelişmeler içindeki rolü ve hedeflerini yarın ele alacağız.

evrensel.net
www.evrensel.net