Kamuda TİS görüşmeleri varmış!


01 Haziran 2011 07:39

Pazartesi günü, kamu da çalışan Petrol-İş üyesi 6 bin 250 işçi bir saat geç işbaşı yaptı.
Böylece kamuda çalışan 230 bin işçiyi kapsayan toplu sözlem görümlerinin hem Türk-İş ve hem de kamu işverenleri (hükümet) tarafından sürüncemede bırakıldığını öğrendik!
Son 15 yıl içinde kamuda çalışan işçi sayısı 650 binden 230’e düşmüşse de bugün de bu 230 bin işçi toplusözleşme yapabilir işçilerin üçte birinden fazlasını oluşturmaktadır. Bu yüzden de bu sözleşme, işçi sınıfının sendikal mücadelesi bakımından çok önemli olmaya devam etmektedir.
Geçmiş yıllarda “kamu işverenleri”yle Türk-İş arasındaki “çerçeve anlaşma” görüşmelerinin her safhası kamuoyu gündemine gelir, tartışılırdı. Ve sonuçta ortaya çıkan “uzlaşma” çoğu zaman işçileri tatmin etmese de işyerinde ve sanayi havzalarındaki çeşitli direnişler, miting ve eylemler, “Ankara yürüyüşleri” ile az çok anlamlı bir mücadele dönemi olarak gerçekleşirdi! Çünkü bu sözleşmeler, özel sektördeki çeşitli işkollarında yapılan sözleşmeler, memurlar yapılacak maaş zamları, hatta emekli maaşlarına yapılacak zamlar için de referans olarak görülürdü. Bu yüzden de sözleşmenin doğrudan muhatabı işçi kesimleri dışındaki işçi ve emekçi kesimleri de kamudaki TİS görüşmelerinde ne olup bittiği ile ilgilenir, işçilerin ve Türk-İş’in bu sözleşmeden başarılı çıkmasını isterlerdi.
Oysa birkaç “dönemden” beri, (AKP’nin Türk-İş üstüdeki etkisinin artmasından beri demek de mümkün) bu sözleşme görüşmeleri kapalı kapılar arkasında cereyan etmekte, ancak uzlaşmazlık ortaya çıkanca, bu kadar işçiyi kapsayan bir TİS görüşmesinin yürütüldüğü kamuoyu tarafından duyulmaktadır.
Bu son görüşmeler ise adeta tamamen gizli kapaklı hale getirilmiştir. Ve ancak şimdi görüşmelerin son aşamasına gelindiği noktada kamuoyu gündemine (*) girebilmiştir. Ve tabii Petrol-İş üyesi işçilerin işe geç başlama eyleminin haberi kamuoyu gündemine girmek demekse!
Buna hemen, “Canım seçim gürültüsü içinde TİS görüşmeleri dikkatlerden kaçmıştır” kulpu uydurulacaktır. Ancak gerçekler böyle değildir. Tersine hükümet de onunla tam bir uyum içine giren Türk-İş üst yönetimi ve bazı sendikaların üst yönetimleri, toplusözleşme görüşmelerini kamuoyundan gizlemek, seçimleri atlattıktan sonra görüşmeleri ele almak gibi hükümetin isteği doğrultusunda bir yolu tercih etmişlerdir. Oysa TİS görüşmeleri, ilk başladığında Türk-İş’in ve TİS’te taraf olan sendikaların seçim sürecin bir fırsata dönüştürüp hükümeti köşeye sıkıştırarak, sözleşmeleri daha iyi bir biçimde seçimden önce bitirme yolunu benimsedikleri bilinmektedir. Çünkü az çok kendi sorumluluğunun farkında olan her sendikacı böyle yapardı. Ve hiçbir hükümet de 230 bin işçiyle boğazlaşma vaziyetindeyken seçime gitmek istemez. Ancak, hükümetle içli dışlı Türk-İş üst yönetimi ve TİS’te taraf sendikaların bazı yöneticilerinin hükümetle ikinci bir pazarlık yaparak sözleşmeyi seçim sonrasına erteledikleri ortay çıkmıştır.
Petrol işçilerini eylemi konuyu “seçim ortamında” gündeme getirmiştir. Ancak, konunun gündeme gelmesi yetemez; görüşmelerin içeriğini tartışılması, sendikaların ne istediği, hükümetin hangi konularda uzlaşmaya yanaşmadığı, uzlaşmazlığın seyrinin sıcağı sıcağına sendika ve işçi kamuoyuna aktarılması gibi son derece önemli işler vardır.
Burada elbette Evrensel, Hayat Televizyonu gibi emekten yana basına düşen ve onların yapması gerekenler vardır. Ama Türk-İş’e bağlı, merkezleri İstanbul’da olan sendikaların ortak bir tutum almaları; kamuoyunun bilgilendirilmesi, işçi kamuoyunun ve sendikaların (en azından bir bölümünün) ortak davranma ve Türk-İş üst yönetiminin hükümetle işbirliğine karşı mücadele gibi konularda öncülük etmesi çok daha önemlidir. Elbette burada sınıf partisinin, ileri işçi kesimlerinin her kademeden mücadeleci sendikacıların sorumluklarına işaret etmeye gerek bile duymuyoruz.

(*) Elbette kamuda TİS görüşmelerinin başladığını Evrensel’de sendikal alanla ilgili arkadaşlar biliyordu. Ve bu konuyu yeterince yakından izlememiş olması Evrensel’in de bu köşenin yazarını da kusurudur. Ancak bundan da önemlisi sendikaların ve yöneticilerinin sorunun kamuyu gündemine sokulması ve görüşmelerin kamuoyuna açık yürütülmesi konusundaki “ketumluklarının” sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

evrensel.net
www.evrensel.net