Her dönemin maşası: SABAH


01 Haziran 2011 07:38

Aslında başlıkta ilk önce “Dün generallerin, bugün polisin maşası: SABAH” demiştik. Ama Sabah gazetesinin son bir haftadır manşetine taşıdığı haberlere bakıldığında sadece polis kaynaklı olmakla sınırlı kalmayan, bir süre önce yargıda Erzurum-Erzincan gerilimiyle gündeme gelen Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı’nın da kaynak olarak kullanıldığı bir ‘kara propaganda’ya tanık oluyoruz. Bu propagandanın temel özelliği ise, AKP lehine düzenlenmiş ve AKP’nin hedefe koyduğu kesimlere uzanan argümanlarla oluşturulmuş olması. Bunu yaparken ‘yaratıcılıkta sınır tanımayan’ Sabah gazetesi,  Türkiye basın tarihinin ‘psikolojik savaş’ başlığının altına yeni ve çarpıcı ara başlıklar kazandırmış oldu (!)

BABAHAN VE BİLGİN’İN İTİRAFLARIYLA 28 ŞUBAT GÜNLERİ

Sabah Gazetesi’nin eski Genel Yayın Yönetmeni Ergun Babahan, Taraf gazetesinden Neşe Düzel’e verdiği ve gazetenin 16 Mart 2010 tarihli sayısında yayımlanan röportajda, şu ifadeleri kullanıyordu: “28 Şubat süreci gazetecilerin hem ruhunu satın aldı hem de onları çok pasifize etti. Manşetler değiştirilebiliyor, her şeye müdahale edilebiliyor. Kimse itiraz etmiyor.”
Sabah ve atv’nin eski patronu Dinç Bilgin de, 8 Mart 2010 tarihinde yine Taraf’tan Neşe Düzel’e şunları söylemişti: “ATV’ye bantlar geliyordu. Bizim Ali Kırca ekrana çıkıyor, birden ses tonunu değiştiriyordu. Ve fonda saçma sapan yazılar ekrandan akıyordu. Ben bunlara şiddetle karşıydım ve karşı olduğumu da söylüyordum, bunun kavgasını yapıyordum ama... Bir süre sonra benim de pek fazla gücüm olmamaya başladı. Gücümü kaybettim, sözüm geçmemeye başladı. Bir başka güç odağı geldi, gazeteye hakim oldu sanki.”
Hem Babahan’ın, hem de Bilgin’in açıklamalarında Sabah gazetesinin o dönemde 28 Şubat generalleri tarafından bir ‘psikolojik savaş tabancısı’ olarak kullanıldığını gösteren “itiraflar” yer almıştı. Bu bilgelere ulaşmak için, Basın Müzesi’ne ya da bir kütüphaneye de gitmeye gerek yok. İnternete girip ne aradıdığınızı yazdığınızda ‘google amca’ bu bilgileri sizin için bulacaktır.
Dinç Bilgin ve Ergun Babahan bu itirafları, üzerinden çok zaman geçtikten sonra ve 28 Şubat süreci herkes tarafından eleştirilebilir hale geldiği bir dönemde dillendirmişlerdi. Şimdi Sabah gazetesi el değiştirmiş durumda ve AKP’nin ‘yandaş medyası’ olarak can siperane çalışıyor.
Sabah Gazetesi 27 Mayıs tarihinde ‘Terörist ve eseri’ başlıklı manşetiyle çıktı. Haberde iki fotoğraf var. Bir tanesinde Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku’nun İstanbul Milletvekili adayla Sebahat Tuncel, Taksim’de YSK’nin vetosunun protesto edildiği eylemde görülüyor. Aynı karede Tuncel’in epey uzağında da elinde mototof olan birisi Sabah gazetesi editörleri tarafından daire içine alınmış ve üstüne de, ‘PKK’lı molotofçu’ yazılmış. Bunun yanındaki karede de, Etiler’deki bombalı eylem manşete taşınmış. Bu da, henüz kanıtlanmamış ve üstlenilmemiş de olsa, Sabah gazetesi editörlerinin gazetecilik anlayışları için demek ki, fark etmiyor ki, ‘teröristin eseri’ olarak sunulmuş. Böylelikle okura Etilerdeki eylemin ‘katili’ ‘Sebahat Tuncel’in arkadaşları’ denmiş olunuyor. Kirli bir gazetecilik tarzı olmanın da ötesinde çok açık olarak gazetecilik örtüsü altında bir suç işleniyor. Tamamen masa başı bir senaryo ile bir milletvekili ve onun şahsında Blok’un tüm milletvekilleri hedefe konmuş olunuyor.

SABAH’IN KİRLİ ‘FİKRİ TAKİBİ’

Bunu yapan Sabah gazetesi üç gün sonra, 30 Mayıs günü de, ‘BOMBA...BOMBA...’ başlıklı bir manşetle çıktı. Anlayış olarak adeta bir devam haber gibi.
Haberin alt başlığında şöyle deniliyor: “Sabah Gölcük’te ele geçirilen şok belgeyi ve Sivas katliamındaki müthiş gelişmeyi açıklıyor..” Neymiş yine o müthiş gelişme? Hemen altındaki spotlardan öğreniyoruz: “BALYOZ’DA PKK KARTI. Donanmadaki aramalarda bulunan belgede, Balyozcular’ın PKK ile irtibat planı ortaya çıktı. Belgede, Balyoz Planı çerçevesinde, 2003 ve 2007 dönemlerinde Türkiye’yi kaos ortamına sürüklemek amacıyla PKK ile irtibatlı olarak bölgede sansasyonel eylemler yapabileceği belirtildi. Bu hedef doğrultusunda görev alabilecek isimler de açık açık sayıldı. Bir başka belgede de aşırı sol gruplar ile PKK arasındaki bağlantıdan da yararlanılabileceği belirtildi.” Diğer spot da şöyle: “MADIMAK’TA 4 PKK’LI. 1993’te 37 kişinin yanarak can verdiği Sivas Madımak Oteli katliamı ile ilgili iki yıldır çok gizli soruşturma yürüten Özel Yetkili Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı, olay anının görüntülerinde, kalabalıktan sıyrılan 4 şüpheli kişi tespit etti. Bu kişilerin o dönem Sivas kırsalında görevli PKK üyelerin Ahmet Aydın, Erdal Yıldırım, Sinan Kaya ve Müslüm Şanlı oldukları belirlendi. Ailelerinin de teşhis ettiği 4 terörist artık hayatta değil.”  
Gazete “kirli fikri takibini” bir gün sonra da sürdürüyor ve ‘VARAN 2’ vurgusu ile “Madımak’tan Dağlıca’ya” başlığını manşetine taşıyor: Altında da şunlar yazılı: 12 şehitli Dağlıca katliamını planlayan PKK bölge sorumlusu Yücel Halis’in, Madımak’taki 4 PKK’lının da komutanı olduğu ortaya çıktı.”

SABAH’IN MADIMAK’I KEŞFİ!

Sabah’ın “müthiş” haberinde Madımak Katliamı ile “bağlantılı” olduğunu öne sürdüğü 4 PKK’linin artık yaşamadığını belirtiyor. Ortada sadece bir “gizli tanık” ve gazete tarafından yayınlanan fotoğrafta yüzleri bile seçilemediği halde işaretlenerek PKK’li oldukları öne sürülen kişiler var. Gazeteciliğin haberi “doğrulatma”, sağlam bir belgeye dayandırma gibi ilkilerini hiçbir biçimde umursamadığı açık olan Sabah gazetesi, Sebahat Tuncel’i manşetine taşıdığı gün, nasıl bir ‘psikolojik savaşın’ aracısı oldu ise, aynı gönüllü tutumu 3 gün sonra manşetine taşıdığı haberlerde de sergiliyor.
Sivas katliamında yargılanmış, mahkum olmuş ‘siyasal İslamcı’ları aklamaya çalışan bu manşet haberlerin, gizli kalmış bir gerçeğin açığa çıkarılması gibi bir sonuç doğurmayacağını bu manşetleri atanlar da biliyor. Zaten amaç da o değil. Amaç, gazeteciliğin bütün ilkeleri, etik değerlerini çiğneme pahasına bir psikolojik savaştan beklenen sonuçları doğurmak.
Haberde ismi zikredilen PKK’lilerin şu anda yaşamadıklarının belirtilmesi bile, haberin altının ne kadar boş olduğunu ve zaten bu haberden bir gerçek çıkmayacağını aklı başındaki her gazeteci için ele veriyor. Ancak dediğimiz gibi burada amaç, gazetecilik dışında herşey!
Sivas katliamanın en sıcak günlerinde, katillerin bulunup yargılanması için böylesi bir çaba içinde girmemiş olan Sabah gazetesi, Sivas’ta hayatını yitirmiş aydınlardan esirgediği bu ilgiyi yıllar sonra bu kez Mıdamak Katliamını karartmak için gösteriyor.
Gazetecilik mesleğin biraz eski olanlar bilirler, önceden bayramlarda sadece Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin ‘Bizim Gazetesi’ çıkar ve basın emekçileri de, diğer emekçiler gibi bayramda birkaç gün olsun tatil yapma fırsatı bulurdu. Ama Sabah gazetesi, kar uğruna bu geleneği bozdu ve bayramlarda çıkmaya başladı. Bunun üzerine diğer gazetelerde onun tetiklediği bu rekabet hırsıyla bayramlarda yayımlanmaya başladılar. O gün bugündür, herkesin tatil yaptığı bayramlarda çalışmak durumunda kalan basın emekçileri ‘bayramlık ağızlarını’ Sabah gazetesi için bozarlar. Demek ki, bundan sonra sadece bayramlarda değil, gazeteciliğin değerlerini bu kadar ayaklar altına aldığı için, diğer zamanlar da Sabah gazetesinden bu “ilgimizi” esirgemeyeceğiz!

evrensel.net
www.evrensel.net