AKP’nin Paslanmış Vicdanı: Bülent Arınç


31 Mayıs 2011 09:42

Şahsen, Türk İslam sentezi denen absürd komedinin hayranı değilim. Dahası bu komedinin dinmez aymazlığı ve BBP çizgisinden siyaset üstü bir çizgiye ulaşıp, artık resmi ideoloji haline gelmiş olduğu gerçeğini düşündüğümde bunun artık bir komedi olmaktan çıkıp sistematik bir yok etme aracı haline geldiğini düşünüyorum. Bunu bana düşündüren, ne MHP’lilerin sosyalist ve Kürtlere İstanbul’un göbeğinde bıçakla saldırıp altı kişiyi yaralamaları ne de “Demokrat” ve “Açılımcı” Başbakan’ın her geçen gün artan TSK saldırılarını sahiplenip, her yerde okul açılışı yaparken Doğu’daki seçim çalışmalarını “Karakol açılışı” şeklinde gerçekleştirmesi... İçimdeki korkunun sebebi, muhafazakâr sistemin yarattığı son terminatör, muhalefet odaklarının korkulu rüyası ve retoriğin olmasa da üslupsuzluğun, siyasal etik yoksunluğunun son kalesi Bülent Arınç.
Arınç’ı artık hepimiz tanıyoruz. AKP içerisindeki geleneksel kanadı besleyen damar olduğunu, ağzından eksik etmediği “aile” sözcüğü ve onun hemen yanında tuttuğu “değerlerimiz” sözcüğü ile bu toplumun gazozuna attığı ilacın etkilerini her geçen gün görüyoruz. Dahası, erkek ve gururlu, Türkiye’nin resmi tarihine yakışır medyamızın medar-ı iftiharı oluşuna, “Onlar da hak etmişti” şiyarıyla gazetecilik yapan; ancak Türkçe yazmaktan aciz pahalı gömlek sahiplerinin kendisinden bahsederken “haksız; ama tatlı” diyerek gerdan kıvırmasına hepimiz alışkınız. O, bizim yeni kaderimizin belirleyicisi.
TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner’e verdiği cevap da tam da bu türden. Arınç geçtiğimiz günlerde sokakta gördüğüm bir lise kavgasının kazananı edasıyla böbürlenerek Boyner’e kükrüyor, yetmezmiş gibi “Boyner iktidar olursa pornoyu serbest bırakır” diyerek memlekette yasaklanacak olan tüm siteleri pornografik ilan ediveriyor. Demokrat AKP’nin ahlâk adına, halkı halkın ta kendisinden korumak adına yaptıklarını hangi mantıkla yaptığını gösteriyor. Arınç AKP’yi avangardist, rota belirleyici, kaçınılmaz sonun başlangıcı olan bir parti olarak görüyor. O, bu sürecin görünmez kahramanı, eğer kendisine fırsat verilseydi bir El Beşir olabileceğini biliyor; ama o Batılı totaliterlerin karizmasını tercih ediyor, çünkü Batılı bir Müslümanlık portresini Doğulu bir Milliyetçi portresi ile birleştirince ortaya çıkardığı fotoğrafın sattığının farkında. O kurduğu cümlelerle sınırlarımızı yeniden çizmeye talip.
Vekili olacağı Bursa’nın sorunlarına hakim değil; ama diline hakim. Kentin, yoksullaşan işçileriyle camii açılışlarında kaynaşıyor. Daha önce kimse dolduramadı dediği Kent Meydanı’nı üç sene önce yaptığını kimseye hatırlatmıyor. O mütereddit olanların gücün çekimiyle ikna edilebileceğine dair kararını çoktan vermiş biri. Hiçbir korkusu yok, çünkü makam gibi bir derdi bulunmuyor. İçinden geldiği geleneğin ona verdiği tüm o makamlar onun için cennetin katlarından bile değerli, öyle rahat ki; Başbakan’ın 12 Eylül Pornografisine ağırlık verdiği referandum konuşmalarında gözünden yaş sızdıran Arınç, şehit edebiyatıyla öğrenci düşmanlığını aynı cümle içerisinde fırına vermekten imtina etmiyor. O’na göre AKP kurtuluş, hatta muhtemelen kendisinin kabine arkadaşının dediği gibi haktan ve halktan yana olan her şey AKP’li olmalı, tıpkı kendisi gibi.
Arınç’ınki elbette bir peygamber kompleksi değil; o lider olan biri olarak anılmak istemiyor. Varlığıyla birilerine ışık tutan ve el veren biri olmak gibi bir niyeti de yok aslında. Demirel’in koltuklusu olmak istiyor. Erbakan’ın da ölümüyle tek hakimi konumuna geldiği alanda Tayyip Erdoğan’ın tekinsizliğine karşı güvenilir son odak olarak duruyor. O ailenin huysuz amcası. Varlığı gereği torpilli, Vali’nin blok yandaşlarını yürütmediği Manisa’nın ideolojik yön çizicisi, bir saygı odağı. Siz ne dersiniz bilmem; ama Arınç, eleştiriye olan tahammülsüzlüğü ve AKP’ye yapılan her şeyi saygısızlığa bağlayışıyla şu ünlü polisiye Behzat Ç’nin Ercüment Çözer’ine benziyor, o bizim gizliden gizliye, suçluluk duygusu içerisinde hayranlık duymamız telkin edilen biri. Kimse üstüne yüksek basınçlı su sıkmadan, bacağını kaybetme riski yaşamadan, Bursa’da adaylık çalışmalarını sürdürüyor. Bülent Arınç’ı Sabah Gazetesi üstüne kalın puntolarla terörist yazarak afişe etmiyor,   her cümlesiyle muhafazakâr milliyetçiliğin şımarık kendini bilmezliğine kıbleyi göstermeye devam ediyor. Kimin ölmeyi, kimin yaşamayı, kimin hangi siteye girmeyi hak ettiğine karar veriyor ve biz O’nu sevmesek de ona alışmak zorundayız. Çünkü biz uzun süredir bu ülkede birçok şeyi zorunda kalarak yapıyoruz.

evrensel.net
www.evrensel.net