09 Şubat 2014 06:47

Ne geneli, özel bu özel!

Paylaş

İktidarların “özel hayat”ı olmaz derler, tartışılır! Özü-sözü, görünümü-gerçeği arasında uyum gerekliliği anlamında, bir “temenni” olabilir belki; ama gördüklerimiz, yaşadıklarımız hep aksine işaret etti: İktidarların bal gibi de “özel”i oluyor!
Kişinin “özel hayatı” nasıl onun en “mahrem” haline işaret ederse, ‘iktidar’ için de öyle… Onun ‘mahrem’ hali, en başat niteliklerinin, en belirleyici aidiyetlerinin ayan beyan olduğu ilişkiler ağıdır. “Derinlerde” gizlenir, korunur genellikle. Deşifre edilmek istenmez ama bazen soyutlamalarla, bazen de somut verilerle biz faniler o “mahremi” hisseder, anlar, öğreniriz…
AKP iktidarının “mahremi” de 17 Aralık’la birlikte hiç olmadığı kadar ortalığa dökülmüş durumda. Öncekilerden görüp duyduklarımızla kıyaslanmayacak ölçüde, devasa bir yolsuzluk, rüşvet ve rant mekanizması, onun kimyasındaki en ‘özel’ nitelik. Hükümeti en çıplak, en mahrem haliyle görüyoruz şimdi. “Özel hayatı” kalmamış, iktidar ilişkilerini üzerine kurduğu ‘kendine özgü’ sermaye birikim kanalları patlamıştır.
Şimdi bu ‘özel hayat’ın deşifre olmasının büyük rahatsızlığı yaşanmaktadır. Çıplak kalmıştır ve de acizdir! Acizliği, devlet gücü dışında ‘toplumsal rıza’ oluşturacak olanaklarının kalmamış olmasındandır. Yolsuzluk ve rüşvet sözcüklerini şimdilik literatürden silemiyorlar belki ama bu ‘özel’ niteliklerin siyasal boyutta dolaşıma girerek konuşulmasını yasaklama girişimleri bu aczin de ifadesidir.
17 Aralık’tan bu yana, bütün o “paralel yapı”, “darbe” vb. karartma söylemlerinin eşliğinde yapıp ettikleri, çıplak ve aciz kalmış iktidarın örtünme çabalarıdır işte. Sağından solundan yama arayışıdır. Alavere dalavereyle, yasal, idari düzenlemelerle büyük hırsızlık sistematiğinin soruşturulmasının imkânsızlaştırılması tam da buna dairdir…
Son internet sansürü de öyle…
Rojava’daki Kürtlere karşı MİT’i TIR’lattıranların şimdi de kayıtlara geçmiş rüşvet ve yolsuzluğun konuşulmaması için TİB’i MİT’leştirmeleri, yani telekomünikasyonu istihbarata emanet etmeleri çok doğal! Çünkü “rüşvetin belgesi mi olur ulan” çağında yaşamıyoruz, her şey belgeli artık!
“Özel hayata müdahaleyi engellemek” diyorlar. Doğrudur! AKP iktidarının “özel hayatı”, böylesi bir korumayı gerektirmektedir gerçekten de. Emine’den akşam yemeğinde ne olduğu sorulmuyor ya da “Fatih”ten şarkı türkü istenmiyor orda. Başbakanın beton canavarı müteahhitlerle arsadan villanın klozet taşına varana değin girdiği pazarlıklar; Amerika’daki kızına “20-25 bin” harçlık gönderilmesi “ricaları”; tv’lerin alt yazılarına bile müdahale etmeler; özel medya fonu için patronlara ihale karşılığı salınan ‘salmalar’, vs… “Özel hayatta” bunlar var ve maalesef hepsi de belgeli işte! Ne yapsın şimdi bu Hükümet, elin diline düşmüş bu “mahremiyle”?!
2009’da, Baykal’ın o malûm “kasetine” atfen, miting meydanlarında, “ne özeli, genel bu genel” diye attığı nutukları hatırlıyoruz da Başbakanın. Muhafazakar-dindarlar dışındaki “genel”e dair bir “ahlaksızlık” vurgusu yapıyordu aklınca. Biz onun gibi yapmayalım yine de; bu sansürlenip konuşulması istenmeyenlerin, onun ve iktidarının en “özel”, en “mahrem”  halleri olduğunu söyleyelim:
Ne geneli, özel bunlar özel!
Devr i iktidarınıza nasıl bir ‘özel hayat’ yakışırdı ki zaten?…
***
VAY KURBAN
Dağlarının, dağlarının ardı
Nazlıdır
Uçurum kıyısında incecik bir yol
Gider dolana dolana
(…)
Ölüm bu
Fukara ölümü
Geldim, geliyorum demez
Ya bir kuşluk vakti, ya akşam üstü
Ya da seher, mahmurlukta
Bakarsın, olmuş olacak
(…)
Gün ola, devran döne, umut yetişe
Dağlarının, dağlarının ardında
Değil öyle yoksulluklar, hasretler
Bir tek başak bile dargın kalmayacaktır
Bir tek zeytin dalı bile yalnız…
Ahmed Arif

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa