13 Kasım 2013 08:00

El alem devlet oldu

Paylaş

Mazbut ve uslu gençler yetiştirmek isteyen, daha çok da çocukları yüzünden konu komşunun diline düşmek istemeyen annelerin kaygısıydı el alem. El alem öyle şekilsiz öyle adlandırılamaz öyle soyut bir güçtü ki, onun diline düşmektense insan ölse daha iyiydi. Apartman komşuları, mahalle sakinleri, akraba tayfası, kadın günü müdavimi teyzelerin her biri tek başına el alemi temsil gücündeydi. Topluma nüfuz etmiş anonimliği; onun aynı zamanda sen, ben olmasını mümkün kılıyor “evladım el alem ne der” diyen annenin sesinde de hortlayıveriyordu el alem; onun mağduru anne aynı zamanda başkalarının da el alemiydi çünkü. Bu yüzden ele avuca gelmez, kontrol edilemez, çarkı durdurulamazdı hiçbir zaman. Sonuçta ne giyeceğinize, kimlerle ahbaplık edeceğinize, eve kaçta girip çıkacağınıza o karar verir, kendince aşırılıkları törpüler, henüz hizaya girmemişleri dedikodunun hızarından geçirerek öğütür; herkesi makbul ve meşru vatandaş kılığında topluma salıverirdi.
Kentleşmenin gelişmesi, toplumsal ilişkilerin dar mahalle kalıplarından çıkarak yayılmasıyla birlikte el alemin eli sağa sola uzanamaz oldu nihayet; el alem erketeye yattığı pencereden gördüklerine, ekranda izlediklerine homurdanmakla yetinmek zorundaydı. Bu yüzden ahir zamanlara lanet okumak, kıyametin gelişine üzülerek tövbe estağfurullah çekmek gibi küçük ve etkisiz faaliyet alanları kaldı ona! El alemi zamane gençliği pek takmıyordu artık.
Ama sular aktı, devran değişti; El alem yeniden köhnemiş tahtına oturma imkanı buluyor şimdi, hem de devlet desteğiyle; üstelik beyanı emir kabul edilerek. El alemin, 2011 seçimleri arifesinde Hopa’daki olayları protesto ederken tank üzerine çıkan bir genç kız için “Kız mıdır kadın mıdır bilemem” diyen sözcüsü, gizli örgütüne devlet söyleminde itibarlı bir yer açmadan kısa bir süre önce içindeki dedikoducu teyzeyi salıvermişti. Şimdi ise o el alem devlet bildirilerinde güçlenmeye devam ettiği gibi vali biçiminde tebdili kıyafet dolanıyor. Bu, devletin el alemleştiğinin el alemin devletleştiğinin göstergesi.
Başbakanın ağzından çıkanı talimat kabul eden valilerden biri (Manisa) ev basıyor, diğeri Adana’da “gavat”lıyor, İstanbul’da apart otellere gece baskınları düzenleniyor. Kanunlarla değil KHK’lerle yönetilmeyi halk içine sindirememişken, kendi en yakın arkadaşlarına bile ayar çekerek küçük düşüren Başbakanın talimatıyla kızlı erkekli ortamlara namus bekçilerinin en Murtaza olanları dadanıyor.
Halbuki o el alem meclisini dağıtmak, anahtar deliğine yapışmış meraklı gözünü def edebilmek için bu toplumun her ferdi kendi çapında ne büyük mücadeleler verdi. Yetmedi gücünü birleştirip Gezi’de alanları doldurdu. Halk bunca itibardan düşürülmüşken el alemin yerden kaldırılıp devlet koltuğuna oturtulmasına, bunu yapan büyük ciddiyete gülmekten katılıyor şu anda. Bu alay; kızlarla erkeklerin birlikte, gönüllü sosyalleşmelerine bunca düşman olan iktidarın; şiddete maruz kalan kadının aşağılandığı eve geri gönderilmesinde, yaptırım uygulanmayan tecavüz davalarında; kadın ve çocukların aile içinde ve dışında çığ gibi büyüyen mağduriyetinde göze batan namus anlayışı derin yaralar açarken bile sürüyor.
Tanka çıkan eylemcinin kadınlığı sorgulandığında, Hitler zamanındaki papazın sandığı gibi. sıranın sade öğrenci evlerine, kendisine ve kendi çocuklarına asla gelmeyeceğine inanamamanın bir sebebi vardı. El alem çoktan püskürtülmüştü çünkü, Başbakanın bu sorgulanması münferit hadiseler defterine sükunetle kaydedildi ama unutulmadı. El alemin bir Başbakan edasıyla muhteşem dönüşü o zaman kimin aklına gelebilirdi ki.
Dindar, kindar bir nüfus, dedikoducu iktidarın devleti bir tür sosyalleştirme ve yaygınlaştırma biçimi. Bu yoldaki tasarruf sayesinde aynı hükümet, kızlı-erkekli alaycı itirazları da körüklüyor ama.
El alemi püskürten gençlik onun devlet kılığındaki ucubeliğine pabuç bırakır mı sanıyorsunuz?

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa