02 Ekim 2013 10:48

Sen ilk değil, son değilsin

Paylaş

Başbakan Erdoğan’ın, paketin niçin demokratikleşmeyi içeremediğini anlatmaya ve eleştirileri daha en başından savuşturmaya çalıştığı 40 dakikalık girizgâhı iktidarın duygu durumunun çok iyi bir göstergesi. Kısaca Türk milleti bu paketin içerdiğinden daha ilerisine hazır değil diyor Başbakan. Ama koltuğunun altında partisinin dördüncü kongresinde çizdiği 2023 vizyonu kapsamında daha pek çok paket olduğunu müjdeleyip aba altından vaatte bulunmaktan da imtina etmiyor. Bekleyin; sonraki paket, sevip de kavuşamayanlara gelir inşallah!
Dördüncü kongreyi hatırlıyoruz; Cumhuriyet boyunca, AKP Hükümetinin köken vurgusunda çok önemli bir yer tutan Menderes döneminden itibaren “düşman” addettiği kesimlere karşı Erdoğan bir Don Kişot savaşı açmıştı. Gene aynı şeyi yapıyor; Menderes’i deviren 1960 darbecilerinden başlamak üzere arada küçümseyici bir iki cümle sıkıştırdığı düşmanlarına yel değirmenlerine saldırır gibi saldırıyor. Erdoğan daha ileri bir demokrasi istermiş de bu kesimler Hükümeti bölücülükle suçlayabilirlermiş! Zaten aynı kesimler Hükümetin demokrasiyi derinleştirme adımlarını hep sekteye uğratmış; partisini kapatmakla tehdit etmiş, sürekli bir direnç göstermişler. Yapamamanın adresi belli olduğuna göre kimsenin AKP’yi eleştirmeye kalkmaması gerekir bu durumda. Elimizdekiyle yetinmeyi bize iktidar değil muhalefet dayatıyor çünkü. Böyle anlamamızı istiyor Başbakan, ama hani korkaklar zafer anıtı dikemezdi!..
Başbakan 11 yılın demokrasi adına taş üstüne taş koymakla geçtiğini iddia ediyor etmesine de bu boş olduğunu bildiğini saklamadığı ama boşluğu “mazeretim var” diye savunduğu paketin “11 yılın tabii sonucu” olduğunu söyleyerek de, geçen süre içindeki demokrasinin ne anlama geldiğini tevil yollu ikrar etmiş oluyor.
Bu pakette Kürtler aldatıldı, Alevilerin ağzına bir parmak bal çalındı, Romanlar TOKİ gettosuna kapatıldı. Toplantı ve gösterilere yeni kısıtlamalar getirildi. Seçim barajının kaldırılması yine lagara lugaraya boğuldu. Tanınıyormuş gibi görülen haklar ise örneğin yer adları, eş başkanlık sistemi, yasaklı üç harfin kullanımı vs. zaten fiiliyatta kullanılıyordu. Siyasi tutukluların durumu, basında klavyelere gerçek özgürlüğün, emekçilerin örgütlenme özgürlüğünün tanınması ise... Orada durun.
Başbakan’ın her şey aşama aşama olur, bir seferde demokratikleşme olmaz, bizi takip edin ve oy verin diyerek halkı beklentiye sokmayı son bir kez daha denemeye kalkmasına karşın bu, AKP’nin attığı son barut; gelebileceği son sınır. Çünkü halkın demokrasi talebi bu paketle yine işin başa düştüğü bir sürece girdi. Zaten “paketten, insanoğluna ölümsüzlük iksiri bekleyenler, irrasyonel bir beklentinin içindedirler ve kuşkusuz hayal kırıklığına uğrayacaklardır” diyerek de daha iki ay önce tarihin en büyük demokratik eylemini gerçekleştiren halkın taleplerini kapsama alanının dışına sürmüş oldu. Diğer yandan, kamuda kıyafet serbestisini müjdelediği anda, kendisine oy veren kesimleri, sandık demokrasisi sınırları içinde ajite edilebileceği hiçbir vaadi kalmadı. 2023 vizyonunu bir kongreyle bir paket arasında kendi elceğizleriyle gömmek diye buna denir.
Şimdi bu boş paketten “iyi ve yeni şeyler”i mumla arayıp buna da şükür diyecek olan, Başbakan’ın kendilerini çoktan gözden çıkardığının farkında olmayan saf liberaller olacaktır. Onlara da duyurulur; Başbakan önümüzdeki seçim sürecine kadar, seçmeninin en geri, en milliyetçi, en dindar duygularına hitap ederek statüko koruma savaşına girmiştir artık. Onun artık bir halka değil seçmene ihtiyacı var ve bu paket bunu güvenceye almaya çalışıyor. Başbakan statükoculara istediği kadar çemkirsin kendisi o statükonun bir parçası olmuştur artık. Bu tespit de bir klişe ama kullanışlı yine de.
Madem paket ilk değil son da değil; ve madem eski şeyler söylemeye, yerinde saymaya mecbur bırakılıyoruz, buyrun Emel Sayın devam etsin:  “Sen ilk değil son değilsin, son yalancı sen değilsin... Solmayan gülşen değilsin.”

Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa