Bu kadar saldırganlık niye?


27 Mayıs 2011 08:29

 Seçim tarihi yaklaştıkça sadece “projeler” ortalığa saçılmıyor, eski bir gazetecilik tabiri ile ifade edilecek olursa ‘siyaset iyice kızışıyor’. Kuşkusuz tansiyonu bu kadar yükselten doğrudan doğruya AKP’nin kendisi ve Başbakan Erdoğan. Erdoğan seçimlere günler kala muhaliflere, kürtlere, kısacası kendisine oy vermeyeceğini düşündüğü her kesime şiddetli salvolar yöneltiyor. Erdoğan’a bakılırsa karşıdakilerin hepsi bir cephe ve bu cephe İmralı’dan Kandil’e, BDP’den CHP’ye, oradan da MHP’ye kadar uzanıyor!
Kuşkusuz Erdoğan’ın saldırıları bu kadarla sınırlı değil. Sınav yolsuzluğunu ortaya çıkaran, bu işin peşini bırakmayan gazeteciler, belediyeler, görevini yasaların kendisine yanıdığı çerçevede yapmaya çalışan görevliler vb. herkes bu saldırıdan nasibini alıyor. Oysa seçimlere ilişkin yapılan anketlere bakıldığında AKP’nin rahat olması, sakin bir kampanya yürütmesi gerekiyor. Ama görüldüğü gibi ortada bunun tam tersi bir durum var. Seçimlere yaklaşıldıkça bu tansiyonun daha da yükseleceği görülüyor.
Hükümet partisi ve onun başının bu saldırganlığının nedeni ne acaba? Bu saldırganlığın temel nedeni AKP’nin oy kaybediyor olmasıdır. Hükümet ne kadar üstünü örtmeye çalışırsa çalışsın, son zamanlarda ortaya çıkan bazı skandalların AKP’nin oyunu aşağı doğru çekmesi hemen hemen kesin gibidir. Özellikle sınav skandalı ve onun gençleri ve onların ailelerini mağdur etmesi, bu skandalların başında geliyor. Gençler ve aileleri AKP’ye ağır bir fatura çıkaracaktır.
Kürt halkının, en azından bu halkın bazı kesimleri arasında AKP’ye ilişkin, bu partinin Kürt Sorunu’nu çözebileceğine ilişkin bir yanılsama bulunuyordu. Ancak bu durum AKP’nin pratiği ve Başbakan’ın son açıklamaları ile büyük ölçüde değişti. AKP bu alanda statükonun yılmaz savunucusu oldu. Oysa AKP kendisi dışında herkesi statükocu olarak suçlamış ve buradan hem“nemalanmış”, hem de “demokratlık”  pozları atabilen bir parti olmuştu. Kürt bölgelerinde AKP’ye ağır bir fatura çıkacaktır.
İşsizlik ve yoksulluk ülkenin en önemli sorunu olmaya devam ediyor. Yoksuluğun ve işsizliğin artması ile, zenginliklerin küçük bir azınlığı elinde toplanması arasında doğrudan bir ilişki var. Halkın geniş kesimlerinin yıkıma uğraması üzerinden kapitalist gelişme hızlandı, ama aynı zamanda sömürü ve soygunun da korkunç oranlarda arttı. Bu durum kapitalist gelişmenin doğasında var ve hükümet bu durumun daha vahşi biçimlerde devam etmesi için tüm imkanları kullanıyor. Başta büyük kentler, örneğin İstanbul olmak üzere, işçi ve emekçi merkezlerinin AKP’ye ağır bir fatura çıkaracakları kesindir.
İşçiler ise düşük ücret ve çalışma koşullarının kötülüğü tarafından eziliyorlar. Sendikal haklar dibe vurmuş durumda ve sendikalarda örgütlenmeyi başarabilmek için büyük mücadeleler vermek gerekiyor. Organize sanayi bölgeleri kapitalistler için ucuz emek cenneti haline gelmiş durumdalar. Emek dünyası ekonomik ve siyasal sıkıntılar bakımından en güç dönemlerinden birisini yaşıyor. Emek dünyasının AKP Hükümeti’ne ağır bir fatura çıkarması beklenmelidir.
Oldukça eksik ve kalın hatları ile çizilen bu tablonun ortaya çıkaracağı sonuç herhalde şöyle olacaktır. AKP birinci parti olsa da, zayıf bir çoğunluğa sahip olacaktır. Bu durum AKP’nin halka karşı uyguladığı ekonomik ve politik saldırılara karşı emekçi halkın tepkisinin bir ifadesi olacaktır. AKP’nin saldırganlığı bu durumu kesinleştirmenin ötesinde bir işe yaramayacaktır. Seçimlere hiç kuşkusuz damga vuracak diğer önemli gelişme Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku’nun başarısı olacaktır. Bu durum Kürt halkı ile, Türk emekçilerinin eskiye göre daha geniş kesimlerinin ortak bir mücadele hattında buluşması anlamına gelecektir. Emek dünyasının çıkarları için, demokrasi için, özgürlük için..... Seçimlere damga vuran şiar hiç kuşku yok ki budur.

evrensel.net
www.evrensel.net