Arkasında AKP yoksa kasetler hikaye!


22 Mayıs 2011 16:21

MHP’ye yönelik kaset skandalının büyüyüp Devlet Bahçeli’nin kapısına dayanması, “Seçime giderken siyaset dünyasında ne oluyor?” sorusunu da büyütüyor.
Tartışmalar ve “kasetler” dikkate alındığında, ortaya çıkan skandalın iki boyutu olduğu görülüyor.
Skandalın birinci boyutu; MHP’nin Genel Başkan Yardımcıları düzeyine yükselen 15 kişiden en az 9’unun (10’nun) kasete çekilecek ve istifalarına yol açacak bir ahlak düşkünlüğü içinde olduklarının ortaya çıkmasıdır. Hele MHP gibi “töre”, “yüksek Türk milliyetçiliği ahlakı”, gelenek-görenek kumkuması olan bir partinin en üst düzey yöneticilerinin (genel başkan yardımcılıkları) düştükleri durum, herkes için öğretici olmalıdır. Baykal’dan sonra MHP’nin bu en üst yöneticilerin çoğunun “özel yaşamları”, aslında sermaye partilerinin önde gelenlerinin nasıl bir “özel dünyaları” olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.
Kasetli skandalın ikinci boyutu ise birincisine göre hem kamuoyunu daha çok ilgilendirmekte, hem de skandalı kişilerden çıkarıp siyasal alandaki ahlaki çöküntüyü ortalığa sermesi bakımından birinci boyutundan çok daha önemlidir. Çünkü kasetleri yayınlayanlar kendilerini “saf ülkücü” olarak ilan etmiş olsalar da gerçekte, bu hamlelerin, sadece MHP’yi köşeyi sıkıştırmak değil, AKP’nin seçimlerden avantajlı çıkmasına ve onun siyasi amaçlarını gerçekleştireceği bir güç edinmesi amaçlı olduğundan kuşku edilmez. Bunun anlamı ise, siyasi arenayı biçimlendirmek için bir hamle olduğu, dolayısıyla seçimlerin sonucunu AKP lehine etkileyerek, tüm siyasal alanda önemli sonuçlara yol açabilecek bir müdahale olduğudur. Bu nedenlerledir ki, bu kasetli saldırı, MHP’yi aşan amaçlar gütmektedir.
Böyle bir durumda elbette seçimlerin, hiç olmazsa mevcut yasalara göre “adil” geçmesini isteyen bir hükümet olsa, bu saldırıyı yapanlar çoktan açığa çıkarılırdı! Ve o zaman tartışma, “MHP’ye yönelik saf ülkücü harekâtı”, siyasal boyutu da “MHP’nin iç meselesi” olarak görülüp geçilirdi.
Yani eğer bu skandalın AKP’nin çıkarlarını gözeten güçler yoksa, kasetler bir hikâye olurdu!
Ama hükümet ve Başbakanın, bırakalım bu skandalın önlenmesi ve faillerin ortaya çıkarılmasını, “vücut diliyle” konuyu büyük bir keyifle izlediği görülmekte; olup bitenler, “Bu skandalın arkasında  AKP’nin bu seçimden kârlı çıkmasını isteyenler var” tezini güçlendirmektedir.
“Böyle bir skandal en çok kimin işine yarar?” sorusundan bakıldığında da verilen yanıt aynıdır: Bu olanlar sadece AKP’nin işine yarar!
MHP Genel Başkanı Bahçeli, kaset skandalıyla ilgili olarak Erdoğan ve Fetullah Gülen’i açıkça suçlamaktadır.(*) Yine eski bir “kaset mağduru” olarak CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal da AKP Hükümeti’ni “kaset skandalının arkasındaki güç” olarak suçlamaktadır.
“Kim bu güçler tartışması” sürse de burada şunu söyleyebiliriz:
1-) AKP iktidarda kaldıkça ve MİT, Emniyet İstihbaratı, TİB gibi konuyu teknik kanıtlarıyla açığa çıkarabilecek kurumlarda bugünkü kadrolaşma olduğu sürece bu skandalın arkasındakilerin ortaya çıkarılması olanaksızdır.
2-) AKP, MHP’yi barajın altına itmek için bu skandalın sonuçlarından sonuna kadar yararlanacaktır. Bu yüzden de eğer ellerinde “yeni kasetler” ya da başka “belden aşağı vurma” araçları varsa onları da servise koyacaklardır.
3-) Kürt sorunu üstünden BDP’ye saldırarak bölgede seçim ortamını gererek sonuç almaya çalışan AKP, Kürt siyasi güçlerine karşı saldırılarını yoğunlaştırarak, MHP’yi köşeye sıkıştırmanın meyvesini MHP tabanından AKP’ye ciddi bir oy kayması olarak gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır. Bu yüzden AKP, bir yandan siyasal ortamı gereken öte yandan da siyaset alanını provoke edecek yöntemleri devreyi sokmayı ihmal etmeyecektir.
AKP ve onun başı; kendi istediği gibi bir meclis, kendi hayalini kurduğu gibi bir anayasa, kendilerini bir 10 yıl daha, başkanlık sistemi üstünden iktidar yapacak bir “başkanlık sistemi” için 12 Haziran seçimini belirleyici bir eşik olarak belirlemiştir. Bunun için, AKP’nin her yolu mubah göreceğinden şüphe edilemez.
Ancak AKP’nin hesaplarının tutması için önünde, sandığından bile uzun ve büyük engellerle dolu bir yol vardır!

(*) Gerçi Bahçeli, mistik “eşkenar üçgen kuramı”na uydurmak için Öcalan’ı da bu skandalın arkasındaki güçlerden biri olarak öne sürmüştür. Ama bunu Bahçeli’nin tamamen ideolojik nedenlerle söylediğini herkes bilmektedir.

evrensel.net
www.evrensel.net