Filistin’in ve Kürtlerin Leyla’sı!


22 Mayıs 2011 16:03

Filistinliler ve Kürtler, emperyalist yağmadan paylarına kimliksizlik, savaş, yoksulluk ve kendi toprağında sürgün yaşamak düşen Bölge’nin iki mazlum halkı.  Bu iki halk, aynı zamanda emperyalizm ve işbirlikçilerinin gerici plan ve politikalarına karşı mücadelenin iki önemli dinamiği olmayı sürdürüyor. Filistin sorunu, gerek dünya halklarının ve devrimci hareketlerinin destek ve dayanışmasını kazanmış olması ve gerekse Bölge rejimlerinin ABD ile politik çelişkileri, halkın baskısı ya da iç politika malzemesi yapmak için savunmak zorunda kaldıkları bir dava olarak devletlerin Ortadoğu politikalarında Kürt sorununa göre hep daha öncelikli bir yer tuttu. Hatta denilebilir ki, Filistin sorunu, Bölge rejimlerinin ABD emperyalizmi ile ilişkilerini belirleyen öncelikli bir konu olageldi. Bu yüzden Mısır’da ABD işbirlikçisi Mübarek rejiminin yıkılmasından sonra yüz binlerin Filistin ile dayanışmak ve devletin Filistin politikasının değişmesi için alanlara çıkması bir rastlantı değildir.
Kürtlerse Filistinlilerin sahip oldukları olanaklara bile sahip değillerdi. O yüzden son 30 yılda seslerini duymak istemeyenlere karşı oldukça zorlu bir mücadeleyi sürdürüyorlar. Ve özellikle Türkiye’deki Kürt ulusal hareketi hem ülke gericiliğinin mevcut statüyü korumak istemeleri ve hem de mücadelesinin ABD emperyalizminin Bölge planlarına engel teşkil edebilecek bir hatta ilerlemesi nedeniyle çok yönlü baskı ve imha kıskacı altında bulunuyor. Her şeye rağmen Kürt intifadası (serhildan) giderek büyüyor; sorunun demokratik ‘özerklik statüsü’ ve ‘iki dillilik’ taleplerini içerecek demokratik çözümü kendini dayatıyor. Bugün Kürt ulusal hareketi/mücadelesi hâlâ Filistin davası kadar sesini duyuramıyor olsa da, bu soruna karşı tutum tıpkı Filistin’e karşı tutumda olduğu gibi rejimlerin, hareketlerin emperyalizm ve yerli gericiliklerle ilişkilerinin önemli bir ölçütü olmaya doğru ilerlemektedir. Bu noktada Kürt ulusal hareketinin önderi Öcalan’ın son görüşme notlarında ABD ile Türkiye egemenlerinin özellikle son halk ayaklanmalarının ardından Bölge politikalarında Türkiye’nin işbirliği karşılığında ABD’nin Kürt hareketine karşı imha ve tasfiye politikasına desteğinin artırılması konusunda anlaştıkları tespitinin altı çizilmelidir. Gelinen yerde Ortadoğu üzerine söz söyleyen her rejim ve hareketin ne söylediğinin tam ve doğru anlaşılması için sadece Filistin değil, Filistin ve Kürt sorunlarında ne söylediği, bu kaderleri ortak iki mazlum halkın mücadelesi karşısında nerede durduğuna bakılmalıdır.
 Tam da bu noktada Filistin mücadelesinin daha yaşarken efsaneleşen isimlerinden Leyla Halid’in gür sesi yankılanmaktadır. Dört kez katıldığı uçak kaçırma eylemleriyle sesini dünyaya duyuran ve bugün Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’nin (FHKC) Filistin Ulusal Yönetimi içindeki temsilcisi olan Leyla Halid, Murat Kuseyri arkadaşımızla yaptığı röportajda Türkiye ve çeşitli Arap rejimlerinin ikiyüzlü politikalarını yüzlerine vuruyor. Halid, Filistin konusunda yaptığı çıkışlarla Arap ülkelerinde kahraman gibi görülen Başbakan Erdoğan’ın ve Arap gericiliklerinin iç yüzünü “Filistin halkının mücadelesine destek verirlerken kendi halklarına şiddet uyguluyorlar. Aynı anda hem ilerici hem de baskıcı olamazsınız.” sözleriyle ortaya koyuyor. “Ben Kürt halkının mücadelesini destekliyorum. Öcalan başta olmak üzere tüm siyasi tutsakların serbest bırakılmaları gerekir” diyen Leyla Halid, aynı zamanda sanıldığının aksine Filistin devrimcileri arasında Kürt halkıyla dayanışma duygularının oldukça güçlü olduğunu da gösteriyor. (Bu arada yeri gelmişken soralım: Leyla Halid’in bu çağrısı, onu efsane olarak gören ama Kürt sorununda şovenizmin karasularında gezinen çeşitli “solcu çevreler” için bir anlam taşıyor mu acaba?)
Kürtlerin Leyla’sı (Leyla Qasım), Leyla Halid kadar şanslı değildi. 1974’te katıldığı ve başarısızlıkla sonuçlanan bir uçak kaçırma eyleminden sonra Baas rejimi tarafından idam edilmişti. Leyla Halid, bugün artık sadece Filistinlilerin değil, Kürtlerin de Leyla’sı olarak bizi mücadeleye çağırıyor!
Bir yanda İsrail’i katliam yapmakla kınayan ama öte yandan Kürtlere karşı her türlü şiddeti ve zulmü reva gören, çocuklarının ölülerini bile onlara çok gören bir Erdoğan var. Erdoğan’ın karşısında ise dayanışmak için Filistin kamplarına katılanlar, darağaçlarında Türk ve Kürt halklarının birlikte mücadelesini haykıranlar var! Türk, Kürt her milliyetten emek, demokrasi ve halk güçlerinin ‘Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku’ var! Bu ‘blok’, Bölge’de emperyalizm ve gericiliğe karşı Leyla Halid’in halklar arasında dayanışma ve ortak mücadele çağrısının karşılığıdır.

evrensel.net
www.evrensel.net