Grev karşıtı hutbe?


20 Mayıs 2011 10:09

Hutbeler günlük yaşama ve oradan kaynaklı ihtiyaca cevap verebilir nitelikte olmalıdır. Ama bu niteliği Düzce’de yaşanan olayı izah etmeye yetmez. 120 kişinin işten çıkarıldığı bir yerde müftülüğün görevi grev kırıcı gibi rol üstlenmekten kaçınmak, hatta haksızlığa uğrayandan yana bir tutum almaktır.
İslam’ın çalışma hayatına yönelik uyarı ya da önerileri üzerine söz söylemek her müftünün hakkı değil bilakis görevidir. Ama bunu yaparken iki tarafı eşitleyen bir dil kullanmak “adalet ve hakkaniyete” dayalı bir yaklaşım değildir.
İnsanlık tarihi ve günlük hayatın bize öğrettiği acılar, haksızlıklar karşısında inanca dayalı referanslarla mücadele etmek kaçınılmaz bir durumdur. Dünyanın bir çok bölgesinde yüzyıllardır bunun örnekleri yaşanmaktadır. İnanç eksenli referanslar bazen sömürüye karşı direnmenin bayrağı olmuş bazen tam tersi işlev üstlenmiştir.
Kürtlerin başlattığı sivil cuma namazı ve kendi hutbelerini kendilerinin kaleme alması bu açıdan önemli bir dönüm noktasıdır. Diyanete ve dolayısı ile devlete bağımlılıktan kurtarılmış bir inanç dünyası, toplumsal hayatın özgürleşmesi için de önemli bir işlev görecektir.
Din bu açıdan “ezilen, haksızlığa uğrayanların” sığınağıdır.
Kapitalist düşünce dünyasının görüntü itibarı ile muhafazakar soslarla süslenmesi onun değişmesine katkı sunmayacağı gibi aksine meşrulaşmasına zemin oluşturur. Eşitsiz ve sömürüye dayalı ilişkinin devamı karşılığında kimi dindarlaşma girişimlerine sıcak yaklaşılması bu açıdan önemlidir. Dinle kavgalı bir sömürü politikasının başarısızlığa uğrama, karşı tepki görme ihtimali dikkate alındığında, inanç dünyasına daha yakın gözüken bir pozisyon almak, gayet pragmatik bir tercih olarak gözükmektedir.
İşçi haklarını savunurken, alın teri üzerine kurulan sömürü ve ağır vergi düzenine karşı çıkarken inanca dayalı referanslar vermeyi laikliğe ve modern düşünceye aykırı görenler bu tablo karşısında bir kez daha düşünmek zorundadırlar.
Türkiye’yi değilse bile Latin Amerika’da ki özgürlük teolojisini ve buradan doğan devrimci dinamizmi yeniden masaya yatırmalıdırlar. Yoksa Düzce Müftülüğüne kızdığımızla kalırız. O kadar.

evrensel.net
www.evrensel.net