20 Mayıs 2011 10:06

Seçim ekonomisi nedir-değildir?

Paylaş

Seçim ekonomisi (seçim yatırımı), seçim öncesinde ne anlama geldiği ve teorik temellerinin ne olduğu bilinmeden sıkça kullanılan bir kavramdır. Böylesi bir uygulamadan söz edebilmek için, münhasıran iktidarın seçimi kazanabilmek ya da oy kaybını en aza indirmek için aldığı bir dizi iktisadi kararlardan beklenen iktisadi sonuçların eş anlı olarak örtüşmesi gerekmektedir.
Alınan iktisadi kararların beklenen sonuçlarının bir tanesinin bile, olması gerekli tüm eş anlı sonuçlar bütünü içinde yer almaması, iktisat literatüründe seçim ekonomisi olarak değerlendirilmez. Konuya ilişkin analizin ise olmazsa olmaz bir koşulu bulunmaktadır. Bu da, analizin yapılacağı ülkede demokrasinin varlığı ve yerleşikliği olup, Türkiye’de konuya ilişkin bir analizi en baştan sınırlamaktadır.
Hal bu iken, 1960’dan bu yana üç aşağı beş yukarı 10’ar yıllık evrelerle maruz kalınan darbeler, Türkiye’ye ilişkin uzun dönemli bir seçim ekonomisi analizine girişmeyi imkansız kılmaktadır. Darbenin olduğu yıl göz ardı edilse bile seçim ekonomisi analizi en fazla üç seçim dönemini içermektedir. Darbelerin yarattığı analiz kısıtını bir tarafa bıraksak, seçim ekonomisinden söz edebilmek için GSYİH’nın artış, enflasyonun ve işsizliğin azalış yönünde seyretmesini sağlayan iktisadi kararların alınmış olması gerekir. Böylesi bir uygulamanın sonuçlarının pekiştirilmesi için, para arzı ve kamu harcamalarında da artışın sağlanması istenir. Bu gelişmeler seçim öncesinden ve sonrasından itibaren 6 ay ila 1 yıl hesabı çerçevesinde değerlendirilir ve seçim sonrasında ise belirtmiş olduğum gelişmelerin tersine dönmesi beklenir. Analize ilave edilecek başka değişkenler olsa da, seçilmiş büyüklükler böyle bir uygulamanın olup olmadığının kanıtlanması açısından yeterlidir. Her ne kadar seçime yönelik popülist iktisadi kararlar belirtilenlerin dışına çıkabilecekse de, bilimsel temelde ele alınması ve sonuçlarının izlenmesi gereken belirleyiciler yukarıda değinilen değişkenlerdir.
Darbelerin seçim ekonomisi analizini kısıtlamasını göz ardı edersek, Türkiye’de 1987 ve 1991 genel seçimlerinin dışında seçim ekonomisi uygulamasından söz edilebilmesi mümkün değildir.
Seçim ekonomisi uygulamasının ne olmadığının açıklanması, belirttiğim değişkenler üzerinden analiz yapılıp yapılmaması temeline oturur. Daha açıkçası, örneğin, öğretmen atamalarının seçim öncesinde açıklanıp da, uygulamasının seçim sonrasına bırakılması seçilmiş makroiktisadi göstergelerde bir değişiklik meydana getirmez. Yetmez ama (!) iki küp ve bir tüp de benden demenin yanı sıra ülkede 14 milyona yakın yoksul var iken ‘Cazibe Hanım’ın Gündüz Düşleri’ çizgisinde, yersiz, anlamsız ve ihtiyaç sıralamasının yanı sıra fayda-maliyet analizi yapılmadan açıklanan irrasyonel çılgın projeler de bu anlamda değersizdir. Hal bu iken, özellikle de son olarak belirtmiş olduğum hükümet temennisinin olsa olsa oy avcılığı temelinde toplumsal sınıfları enayi yerine koyma, ciddiye almama, kandırma, dalga geçme vs. gibi kavramlarla ifadelendirilmesi gerekir.
Makroiktisadi değişmelerden değil de, iktidarların seçim sonrasına ilişkin vaatlerini ele alarak hitap ettiğimiz kesime olanları anlatma gayretkeşliğine girmemiz, bir anlamda mensubu olduğumuz toplumsal sınıfa ‘siz enayisinizdir, sakın ha ciddiye almayın ve kanmayın’ biçiminde haddini bilmeden verilen öğütten ya da ‘maksadını aşan sözlerden’ (Ben buna denebilecek en amiyane tabirle ‘hıyarlık’ diyorum) başka bir şey değildir.
Beni okuyan dostlarım bunları biliyor, hem de bizlerden çok daha iyi ve bizlere ders verecek kadar da deneyimli olarak. Zira bizzat kendileri Türkiye koşullarını bizlerden çok daha ciddi, örselenerek ve fakat sarsılmadan dimdik ayakta durarak yaşıyorlar.
Onların bizlerin öğüdüne ve akıl vermelerine değil, bizlerin onların yanımızda durmalarına ve yol göstermelerine ihtiyacımız var.
Bu asla unutulmasın!

evrensel.net
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa