Tarihin unutturmadığı gerçekler


22 Şubat 2011 20:44

Türkiye gündemin hızlı değiştiği, bir anda birden fazla önemli konuyu, irdelemek üzere önünüzde bulduğunuz bir ülke. Buna bir de, Orta Doğu’daki son gelişmeler eklendiğinde konu zenginliği daha da artıyor. Bu gündem yoğunluğu arasında, kimi ilginç gelişmeler de gözlerden kaçabiliyor. Bugün onlardan birini konu edinmek anlamlı olabilir diye düşündük.
Geçen hafta Rusya’nın Ankara Büyükelçiliği, Türkiye ile diplomatik ilişkilerin başlamasının yıldönümü nedeniyle TBMM’de bir fotoğraf sergisi açtı. TBMM Şeref Holü’ndeki serginin açılışını TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin yaptı. Şahin, açılışta yaptığı konuşmada, o zamanki SSCB’nin Kurtuluş Savaşı döneminde Türkiye ile resmi ilişki kurmasının altını çizdi ve “Henüz cumhuriyet ilan edilmeden diplomatik ilişkilerin kurulmasının altını çiziyorum. Rusya, Kurtuluş Savaşı’nda Türkiye’ye yardım ediyor, Türkiye’nin yanında yer alıyor.
Türk milleti bunu unutmamıştır” dedi.
Şahin’in dile getirdikleri aslında önemli bir gerçeğin ifadesi. Anadolu halklarının emperyalizmin işgalinden kurtuluş için kıt olanaklarla verdikleri mücadele sırasında, Lenin önderliğindeki Sosyalist Sovyetler Birliği, bu mücadeleye önemli maddi destekler sunmuştu. Atatürk’ün Lenin’den yardım talep eden mektupları ve gönderilen yardım karşılığında teşekkürlerini bildirdiği mektuplar daha önce bir çok kitapta yer aldığı için burada ayrıca detaylandırmaya gerek yok. Kütüphaneye gitme, arşiv karıştırma gibi alışkanlıkları olmayanlar, bu yazışmalara İnternet’te yapacakları birkaç saniyelik bir aramayla bile ulaşabilirler.
Burada, konu bağlamında, SSCB’nin Kurtuluş Savaşı döneminde Türkiye ile girdiği sıcak ve dostça ilişki kadar, unutulmaması gereken başka bazı noktalara da dikkat çekmek gerekiyor. TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, Türkiye ile SSCB arasındaki tarihsel dostluk ilişkisiyle hiç bağdaşmayan bir siyasi tarihin temsilcisi durumunda.
Şahin, kuruluşunda Pan Türkist bir hareket olarak başlayan ve Türkiye’nin NATO’ya girişinden itibaren de, ABD’nin SSCB’ye ve ‘sosyalist kampa’ karşı yürüttüğü soğuk savaş dönemi politikaları içinde “Taşeron bir örgüt” olarak iş gören Milli Türk Talebe Birliğinde faaliyet yürütmüş bir isim. Sadece o da değil. Milli Türk Talebe Birliğine üye olan isimlerden bazılarına bile bakıldığında, ‘Devletin yolu MTTB’den geçmiş’ demek mümkün: Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Kültür Eski Bakanı İsmail Kahraman, İçişleri Eski Bakanı Abdülkadir Aksu, Milli Eğitim Eski Bakanı Hüseyin Çelik.
Şahin’in, Rusya’nın Ankara Büyükelçiliğinin, Türkiye ile diplomatik ilişkilerin başlamasının yıldönümü nedeniyle TBMM’de açtığı fotoğraf sergisinde yaptığı konuşma, “diplomatik nezaket” gerekleriyle söylenmiş bir açıklamadan öteye gitmiyor.
Aslında Şahin’in, Rusya’ya ve SSCB’ye karşı tarihsel tutumunun izlerini, kendisiyle aynı görevi yapmış olan Bülent Arınç’ın, 5 yıl önce söylediği sözlerde bulabiliriz.
Arınç, 2006 yılının temmuz ayında TBMM Başkanı sıfatı ile ziyaret ettiği Moskova’da Sovyet Devrimi’nin Lideri Vladimir İlyiç Lenin için “Kendisini ölü görmek çok güzel” ifadelerini kullanmıştı.
Bülent Arınç, Duma Başkanı Boris Grızlov’la görüştükten sonra, Kremlin önündeki Meçhul Asker anıtına “TBMM Başkanı” yazılı bir çelenk bıraktı.
 Arınç meydandaki Lenin Mozolesi önüne gelindiğinde gazetecilerin fotoğrafını çekme isteğini, “İçeri girmedikten sonra bir anlamı yok” diyerek geri çevirdi ve Türk heyetine eşlik eden Rus görevliye mozoleyi ziyaret edip edemeyeceğini sordu. Programda olmadığı için bu istek karşısında tereddüt geçiren yetkili, mozolenin güvenliğinden sorumlu Federal Güvenlik Servisi (FSB) ajanlarıyla konuşarak Türk heyetinin ricasını iletti. Bu sırada bir Türk muhabir-kameraman “Lenin’i mi görmek istiyorsunuz?” diye sorunca, Arınç tebessüm ederek “Lenin’i ölü olarak görmek çok güzel” dedi.
Arınç hemen ardından aynı gazetecinin yanına giderek, “Umuyorum siz Türkiye’deki gazeteciler gibi değilsinizdir, bir şeyi alıp büyütmezsiniz” dedi ve Lenin’le ilgili sözlerinin yayımlanmamasını istedi.
Şahin, belki Arınç’a göre daha “diplomatik” davrandı. Ama bu, ikisinin de, Lenin Rusyası’na karşı aynı cephede yer aldıkları gerçeğini değiştirmiyor.

evrensel.net
www.evrensel.net