Seni Ergenekon mahallesine muhtar yapalım!


17 Mayıs 2011 11:37

“Basın özgürlüğü ayaklar altına alınıyor diyerek Ergenekon’la ilgili baskınları bu çerçevede ele almanın ikiyüzlülük olduğunu düşünüyorum.”
Bu ifadelerin sahibi Gazeteci Alper Görmüş, Ergenekon baskınlarının bir kısmıyla ilgili tam da böyle düşünen ve bu nedenle de, Ahmet Şık ve Nedim Şener’in tutuklanmasının ardından İstanbul’da gerçekleştirilen gazeteci eylemlerinin birçoğuna katılmış biri olarak bizi de, edep kaygısı güdülmemesi gereken bir tartışmaya davet etmiş oldu. “Edep kaygısı güdülmemesi gereken” diyoruz çünkü Alper Görmüş’ün “iki yüzlülük” ifadesi karşısında daha farklı bir tutum fazlasıyla naif kalacaktır.
Bu ülkede, gerek gazetecilik alanında gerekse de akademik dünyada resmi ideolojiye karşı olmak ya da en azından mesafeli durmak önemlidir. Kişisel bir hukukumuzun olmadığı Alper Görmüş hakkında tam da bu gerekçelerle bir süre öncesine kadar iyi duygular beslediğimizi ifade ederek başlayalım.
Bu ülkede gövdesinin üzerinde bir beyin taşıyan herkes bilir ki, resmi ideoloji eleştirisi ne kadar önemli ise, bu eleştirinin bağlandığı nokta da bir o kadar önemlidir. Yani resmi ideolojiye, onun bir taşıyıcısı olarak siyasete müdahale etmeyi bir gelenek haline getirmiş olan generallere ve cuntacı zihniyete karşı çıkarken liberalizmi mutlaklaştıran ve gerek resmi söyleme, gerekse de generallere liberalizm dışından getirilmiş eleştirilerde, mutlaka ‘cuntacı’ bir iz aramayı alışkanlık haline getiren epey bir aklı evvelin olduğu biliniyor. Bu, Ergenekon süreci boyunca yapılan tartışmalarda da sıkça yansımıştı.
Bu cephe için, Ergenekon davasının, AKP’ye karşı girişilen darbe tezgahlarıyla sınırlanmış halini, “Daha da ilerletilmesi, faili meçhul cinayetlere doğru genişletilmesi” talebiyle desteklemeniz yetmez. Bu yetmeyince, Ergenekon ile bağlantısı olabileceğine ikna olmadığınız gazeteci arkadaşlarınızı, bu yapı ile ilişkilendirilerek içeriye tıkılmasına karşı gösterdiğiniz itiraz hiç yetmez. Alper Görmüş’ün Zaman gazetesine verdiği röportajdaki, “ ‘Ergenekon davası bizim de davamızdır ama’ diyen kesimleri de samimi bulmuyorum” biçimindeki ifadesi de bunun bir göstergesi durumunda.
28 Şubat darbesine karşı çıkan bir yazı yazdığınız için dönemin Genelkurmayının ihbarı ve savcılığa telkiniyle hakkında dava açılmış, cuntacılıkla mücadele etmiş olabilirsiniz, hatta daha Ergenekon davası ortada yokken JİTEM’i manşetine taşımış, bunun karşılığında bedel ödemiş bir yerde gazetecilik de yapabilirsiniz. Bunun bu anlayış sahipleri için hiçbir önemi bulunmuyor. Örneğin Görmüş için önemli olan, ‘Nokta dergisinin yaşadığı baskılara ne kadar tepki verilip verilmediği.’ Bu her şeyi belirliyor. Çünkü dünya Alper Görmüş’ün etrafında dönüyor. Sadece Ahmet Şık ve Nedim Şener de değil, 166 yıl gibi bir hapis cezasına çarptırılmış olan Vedat Kurşun ve daha pek çok gazeteci meslektaşımızın cezaevinde oluşu, basın hakkında süren 2 bin dolayında dava ve 4 bin dolayında soruşturmanın hiçbir önemi yok. Ve bunlarda AKP’nin hiçbir günahı bulunmuyor. AKP’yi, kendi döneminde gerçekleştirilen basın ihlalleri konusunda dahi eleştirmeyeceksiniz, bunu yaptığınız an Ergenekon sürecine sekte vuruyorsunuz ve bu süreci ‘sulandırıyorsunuz’ demektir. Aman haaa!.. Oradan hemen  ‘Ergenekon mahallesinin muhtarları’ çıkar ve kendisini Ergenekon savcılarının ve AKP iktidarının önüne siper eder.
Bu arada, Alper Görmüş’ün, Zaman gazetesine verdiği röportajda Nokta dergisine yapılan baskında askerin rolüne dikkat çekerken, dergiyi basan polisleri sorumluluktan muaf tutmak konusunda gösterdiği ‘incelik’ de gözümüzden kaçmadı. Bravo! Aydın namusu ve gazetecilik haysiyeti açısından 10 numara bir hareket!
Nokta dergisinde kendisiyle birlikte çalışmış olan ve davalık olacağı muhtemel haberlere imza atan meslektaşı Ahmet Şık’ın tutuklanması karşısında Bülent Arınç kadar bile tepki vermeyen ve hatta ‘Ergenekon haberi Ahmet’in değildi’ gibi tuhaf bir çıkış bile yapmış olan Alper Görmüş için ne diyelim ki?
Ona yapılabilecek en büyük güzellik herhalde, önümüzdeki yerel seçimlerde Ergenekon Mahallesi’nden Muhtar adayı göstermek olur herhalde? Böylelikle bizim yaptığımız yakıştırma da bir resmiyet kazanmış olur. Tabii ki, mahalle sakinleri kabul ederse (!)

evrensel.net
www.evrensel.net