Bağımsız aday


11 Mayıs 2011 10:29

Seçime bir ay kaldı.  Anketçiler, kasetçiler hasılatı artırdı. İşleri iyi.
Aslında bağımsız adayları saymazsak bu yapılacak olana, halkın kendi parlamentosunu seçtiği bir seçim demek pek inandırıcı görünmüyor. Oy pusulalarında partiler dizilmiş. Partilerin gösterdiği milletvekili adayları parti başkanları tarafından belirlenmiş. Şimdi halk, parti başkanlarının karar verdiği adayları oylayacak. O milletvekili adayının gerçekten milletvekili olma kapasitesine sahip olup olmadığı, bu görevi ülke artı değerinin adaletli dağılımını sağlamak, işsizliğe, yoksulluğa ortadan kaldırmak için yüklenip yüklenmediği meçhul. Ama kesin olan bir şey var, o da listede üst sıraları kapmak için genel başkanın gözüne girecek bir şeyler yapmış olması. Geçen gün iktidar partisinin tecrübeli bir milletvekili adayı başkanı için, “O bizim ustamız” diyor.
İşsizlik, tarihin en üst düzeyine ulaşmış, babalar çocuklarının cebine 50 kuruş harçlık koyamıyor ama buna rağmen bir çok kişi bu yoksulluğunun nedeninin, asıl işi pastayı dağıtmak olan ama bu dağıtımda tercihini yandaştan yana kullanan siyasi iktidar olduğu ilişkisini kuramıyor. Bir çok kişi halen baştaki kişileri “mağdur” sanıyor.
Simit, çaya talim eden emekli, “İktidar olursam sanayicilere süper teşvik vereceğim, emeklilik ikramiyesini tarihe gömeceğim, 6’dan 36’ya çıkarttığım dolar milyarderi sayısını daha da arttırıp 2023’te 106’ya çıkaracağım” diye bağıranlara bir şey söylemiyor ama “Yoksulun cebine 300, 500 lira koyacağım” diyene “Kaynağı nereden bulacaksın” diye çıkışıyor. Tamam, bu partilerin bu çözümü hayata geçirebilmesi mümkün görünmüyor ama, sana ne kaynaktan. Sen hakkını isteyeceksin. Hakkın olan iyi yaşama şartlarının sağlanmasını, çocuğunun iyi eğitilmesini, ulusal gelirden sana düşen kişi başı yıllık 15 bin lirayı isteyeceksin. Ve talebinin ancak halktan yana siyaset yapan, gençliklerinden bu güne kendi çıkarlarını gözetmeden, bu yolda hayatlarını feda etme noktasına gelmiş, insan hakları, insan onuru için verdiği mücadele yolunda vurulmuş, yaralanmış insanlar tarafından karşılanabileceğini bileceksin. Sen vermedikçe kimsenin güçlü olmadığını, bölünmenin sağcı, solcu, dinli, dinsiz, arasında değil, emeğiyle çabalamasına rağmen yeterli payı alamayanla, ülke kaynaklarını haksız bir şekilde cebe indirenler ve onların siyasi uzantıları, çıkar ortakları arasında olduğunu bileceksin.
Bu kez ya kendini, kendin gibi olanı, kimseye biat etmemiş, kimseye liste borcu olmayan, hayatını emek, demokrasi, özgürlük mücadelesine adamış gerçek anlamda  bağımsız adaylara vereceksin, ya da bildiğin gibi oyunu kullanıp, ertesi gün “Elim kırılsaydı da vermeseydim” diye ortalıkta dolaşacaksın.

evrensel.net
www.evrensel.net