31 Mayıs 2013 10:35

AKP, tutuculuk ve bağnazlık

Paylaş

Yani hangi din olursa olsun, bir din yanlışı değil doğruyu emrediyor. Doğruyu emrediyorsa bunu din emrediyor diye karşısında mı duracaksın? İki tane ayyaşın yaptığı yasa, sizin için muteber oluyor da inancın emrettiği bir gerçek, bir vaka, niçin sizler için reddedilmesi gereken bir olay haline geliyor...
Başbakan Erdoğan’ın grup toplantısında yaptığı bu konuşma, AKP Hükümetinin toplum tasavvuruna ilişkin yaklaşımını bir kez daha ortaya koymuş bulunuyor.
Demokratik bir ülkede hiçbir bir başbakan bu konuşmayı yapamaz. Buna cüret edemez. Yine, az çok burjuva demokratik normlara sahip, kuvvetler ayrılığı denen yasama, yürütme ve yargı erklerinin işlediği hiçbir burjuva demokrat ülkede, kimse ve hiçbir kurum buna sessiz kalamaz. Medya yandaş davranamaz.
Ancak Başbakan, dili, üslubu, sergilediği politik tutumla Türkiye gerçeğini, farklı dilleri, kültürleri, inançları yok saymaya devam ediyor. İnanmayanlara, farklı dinden ve inançlardan halka hakaret etmek anlamına gelen yaklaşımından vazgeçmiyor. 3. köprüye, Alevileri kılıçtan geçiren bir Osmanlı padişahının isminin verilmesi de bundan bağımsız düşünülemez.
İktidar, az çok demokratik bir ülkede bulunması gereken yaşam tarzına, basın, düşünce, ifade ve örgütlenme alanındaki özgürlükler karşı giderek daha da tahammülsüz bir hale geliyor.
Din ve devlet işlerinin bir birinden ayrılması yönlü milyonların talebini yok saymakla kalmıyor, dini tahkim etmek için, yeni bir toplum tasavvurunun yerleşmesi için adımlarını sıklaştırıyor. Tutuculuk, bağnazlık, din devletini örme arzusu her geçen gün daha da büyüyor. Kürtaj tartışmaları bu gün gelip alkollü içecek düzenlemesine varmış bulunuyor.
Diyanetin, toplumun eğitim, sağlık alanları başta olmak üzere tüm alanları “din, ilim, irfan” meselesi haline getirdiği görülüyor. Ancak din devletlerinde, şeriatla yönetilen ülkelerde gündeme gelebilecek görüntüler ve gerçekler her geçen gün daha da artıyor. Ve din ve diyanetin toplumun tüm şekillenişinde esas faktör haline getirilmek istenmesi hiç görülmemiş bir toplumsal rahatsızlık yaratmış bulunuyor.
AKP, özgür bireyler, örgütlü toplum bilinci yerine tebaa, kul kültürünü yerleştirmek için çabalıyor. “Millet” olgusunu, ulusları, milliyetleri farklı dinleri, inanç gruplarını ve inanmayanları yok sayarak İslam çerçevesine sığdırmak istiyor. Irkçı ve şoven bir tez olan ‘Türk İslam Sentezci’ yaklaşımı bile geride bırakacak uluslaşma öncesi, kapitalizm öncesi yönetim tahayyülüyle hareket ediyor.
Bir yandan kapitalizmin tüm nimetlerinden, ayrıcalıklarından sömürü ve yağma politikalarını sonuna kadar uygulamayı ve yararlanmayı sürdüren iktidar, diğer yandan Osmanlı İmparatorluğu’nun yönetim tarzıyla memleketi tahakküm altına almakta ısrar ediyor.
Muhteşem Yüzyıl dizisinin son bölümündeki Çelebi Lütfü Paşa uygulamalarını hatırlatan, yasakçı uygulamalarla ülkeyi her yönüyle tam bir istibdat dönemine sürükleyen iktidarın, tüm bu kötü gelişmelere karşı duran halka uyguladığı zulüm ise korkunun ifadesinden başka bir şey değil. Halka rağmen alınan kararlar ve parlamentodaki çoğunluğuna dayanarak geçirilen yasalar, her geçen gün daha da endişe verici boyuta yükseliyor. Açılışların ve temel atma törenlerinin Diyanet Başkanından, il müftülerine uzanan bir bileşimle yapılması, duayla mehter marşıyla başlaması yeni toplumun örgüsünden başka bir şey olmasa gerek.
3. Boğaz köprüsü, Taksim Gezi Parkı, İstanbul Havaalanı, Kanal İstanbul, ‘Kentsel Dönüşüm’ projeleri ve daha bir çok projeyi halkı yok sayarak, doğayı çevreyi, canlıları, dengeyi, tarihi, kültürü hiçe sayarak gerçekleştiren iktidar, karşı duranları ise ‘marjinal bir kesim’ olarak lanse etmektedir. Gözü  paradan başka bir şey görmeyen, geleceğini yaşamın talanına ve sermayenin büyümesine adayan iktidar, direnen halkın mayalanmakta olan, Tunus’ta Mısır’da 30-40 yıllık tahtları yerle bir eden devasa gücü yok saymaya devam ediyor.
Fetih 1453 filminde Fatih Sultan Mehmet’i canlandıran ve İstanbul Valiliğince Fetih etkinliklerine çağrılan Devrim Evin’in tutumu basına yansıdı; ‘Gezi Parkı’nda eylemdeyim, gelemem.’ Binlerce sanatçı, aydın, yazar aynı tutumu sürdürüyor.
Fetih kutlamaları eşliğinde, Taksim Gezi Parkı’nı, AVM yapmak ve Topçu Kışlası’na çevirmek üzere yerle bir eden AKP Hükümeti, günlerdir Taksim’de süren, aydın, sanatçı ve gençlik çoğunluklu halk bileşenini düşman güçler olarak görmeyi ve saldırmayı sürdürse de bir direnişin öyküsü tarihe kayıt geçmiş bulunuyor.

evrensel.net
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa