28 Mayıs 2013 10:35

Bir kez daha CHP'ye dair

Paylaş

“CHP süreci başlatıyor olsaydı, Ege’nin karşı olmasından bu kadar bahsedemezdik.”
CHP’nin Kürt sorununda içinden geçilen sürece dair tavrı konusunda yapılan tartışmalarda dikkate alınması gereken bu saptama Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç.Dr. Ayşen Uysal’a ait.
Uysal’ın Evrensel’den Serpil İlgün’e verdiği röportaj, önceki gün yayımlandı. Röportajın tamamına ise  www.evrensel.net adresinden ulaşılabilir.
İzmir’deki AKP karşıtlığını değerlendirirken, “AKP karşıtlığı olabilir, olması da gerekir bir ülkede, fakat CHP siyasetinden kaynaklanan, sadece AKP istediği için barış sürecine karşı olmak gibi bir boyut da var” diyen Doç.Dr. Ayşen Uysal, milliyetçi oylara seslenme tutumu için ise, “Bu yeni CHP’nin iflasıdır!” değerlendirmesini yapıyor.
“CHP nereye gidiyor” sorusunu, “Özellikle seçim sürecinde giderek milliyetçi bir dile kayacak diye düşünüyorum” diye yanıtlayan Uysal, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun 190 kişilik bir heyetle Diyarbakır’ı ziyaret etmiş olması için de şöyle diyor: “Açıkçası ben son dakikada Diyarbakır ziyaretini iptal edeceğini düşünüyordum. Beni yanıltmış olmasından dolayı çok memnunum. Giderek çok iyi bir adım attı. Sanıyorum İzmir’deki tepkilerin yoğunluğu üzerine ‘Bunlara mı pabuç bırakacağım’ diyerek daha bir istekle gitti. Bu tutumu kararlılıkla sürdürmesi çok önemli. Bu yöndeki adımı kendisine, kente ve ülkeye çok şey kazandıracaktır.”
Uysal’ın CHP değerlendirmelerinde dikkati çektiği iki yön, bundan sonrası açısından da kritik önemini korumaya devam edecek gibi görünüyor. CHP’nin merkez siyasetinde Kürt sorununa dair milliyetçi söylemin dozu mu artacak, yoksa CHP içinde çözümden yana tutum alan isimlerin ortaya koyduğu tutum mu, partinin merkez siyasetini dönüştürmeye başlayacak?
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin’in, Yenişafak’ı ziyaretinde dile getirdiği “Çözüm sürecinin havası var ve toplum bu havayı satın almış durumda. Ama altı henüz doldurulmuş durumda değil. Çözüm Türkiye’nin yararına olacaktır. Umarız olumlu biter” sözleri bu açıdan dikkat çekici. Tekin, Yenişafak’ta dün yayımlanan bu açıklamalarında, “Partideki ulusalcı, yenilikçi ayrımını anlamlı bulmuyorum, hatta ben kendimi partinin direği olarak görüyorum” diye de ekliyor.
Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun duruşunu da yansıttığını söyleyebileceğimiz bu yaklaşım, CHP içinde “çözüm” diyenleri kurda kuşa yem etmemeyi vadetmekle sınırlı bir tutum gibi duruyor. Ve eğer bu Tekin’in ifadesiyle “Halkın çözüm sürecinin havasını satın almış olması” nedeniyle yapılıyorsa bu daha da sorunludur. Zira muhalefet partisi olmak, halkı çözüm ve demokratikleşme yönünde değiştirip, dönüştürme sorumluluğu da yüklüyor.
Geride bıraktığımız hafta sonu Ankara’da gerçekleştirilen Demokrasi ve Barış Konferansı’na  CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu ile Gülseren Onanç ve partinin İstanbul İl Başkan Yardımcısı Zeynep Altıok’un katılması anlamlıydı. Ancak Onanç’ın konuşurken, sözlerinin kendisini bağladığını ifade eden ön açıklaması, CHP’nin bu konudaki sancılı durumunun sürdüğünün açık bir göstergesiydi.
Sezgin Tanrıkulu’ya da konferansın arasında “Sizin ve diğer CHP’li isimlerin burada olması anlamlı. Partinizin bu konuda resmi bir görevlendirmesi var mı, yoksa siz zaten bu konuda bilinen duruşunuzla mı buradasınız?” diye sordum. “Siyasi kimliğimizi bir tarafa bırakıp gelmiyoruz” dedi. Bir genel başkan yardımcısı için son derece anlaşılabilir bir açıklama. Ancak nihayetinde, bu yanıtın “Evet biz üç arkadaş olarak CHP’yi temsilen buradayız” anlamına gelmediği de açık.
CHP, sonuç bildirgesinde, AKP Hükümetinin hegemonik ve otoriter siyaset anlayışına karşı açık tutum alan bu konferansla ve benzer çabalarla daha ileriden merkezi bir ilişki kurabilmelidir. Bu konferansa katılmak, görüldüğü gibi katılanları nasıl ki AKP’nin dolgusu yapmıyorsa, CHP’yi de yapmayacaktır.

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa