Libya’nın farkı


22 Şubat 2011 13:53

Tunus ve Mısır halkının ayaklanmasından sonra da Libya’da büyük bir ayaklanma başladı. Önceleri bir iki küçük gösteri ve bunların ordu ve polis güçleri tarafından bastırılması, Libya diktatörü Kaddafi’nin Trablus sokaklarında yaptığı gösteri falan derken, birden Tunus ve Mısır’dan daha şiddetli bir ayaklanma gündeme geldi.
Libya ayaklanmasının Tunus ve Mısır’ dan iki önemli farkı var.
Birincisi, Libya ayaklanmasında pek fazla muhalif partiler ve örgütlerin adı geçmiyor. Muhalif parti ve örgütlerler var mı? Bunu da çok iyi bilmiyoruz. Bugüne kadar medyadan bu tür örgütlerin varlığını ve isimlerini duymadık. Libya diktatörlüğünün büyük baskısı altında muhalif parti ve örgütlerin varlığı ve yaşamasına şans tanınmamış olabilir ya da çok gizli çalışan küçük örgütler olabilir ama bunların dünya ile bağları sınırlı olabilir. Fakat, bilindiği gibi, Libya’da çok sayıda Türkiyeli işçi ve mühendis on yıllardır çalışmakta idi ve bunlardan şimdiye kadar görüştüklerimiz de muhalif parti ve örgütlerden hiç söz etmemişti. Örgütlerin varlığı, yokluğu konusunda belki birkaç gün sonrasında daha fazla bilgi sahibi olabiliriz.
Libya isyanında ikinci önemli fark isyan eden halkın silahlı olmasıdır.
Libya halkı zaten silahlı mı idi, yoksa ayaklanma sırasında ordu ve polisin silahlarına el mi koydular? Belki de ikisi birden. Fakat, fotoğraf ve filmlerde görülen içlerinde ağır silah da taşıyan, silahlı ayaklanmacıların varlığı isyanın karakterini hemen değiştiriyor. Örneğin en son gelen haberde isyancıların Bingazi şehrini (ki ikinci büyük şehridir Libya’nın ) ele geçirdiği ve Trablus’u kuşattığı belirtiliyordu. İsyancıların tanklarla dolaştığına dair görüntüler dahi var.
Bu durumda Tunus ve Mısır’daki gibi geçiş dönemi, kurucu meclis, anayasa değişikliği vb. siyasi çözüm önerileri yerine isyancıların doğrudan devleti ele geçirmesi ve daha sonra iktidarın biçimini belirlemeleri söz konusu olabilir.
Tabii, böyle bir durumda, halkın devrimci, ilerici örgütleri yoksa, devleti kimin ve nasıl yöneteceği soruları ortaya çıkıyor. En kötü ihtimal de Kaddafi gibi yeni bir albayın halk adına devletin başına geçmesidir. Ya da bir aşiretin (aşiretler ittifakının) devleti yönetmeye talip olmasıdır.
Devlet Tv ve radyosunu ele geçiren güçlerin bunu ayaklanma için kullanmayıp, yakıp yıkması, hayra alamet bir gelişme değildir.
Arap Aleminde her bir ayaklanma Ortadoğu ve dünya halklarına yeni bir tecrübe edindirmektedir. Libyalı isyancılar da Tunus ve Mısır’da eksik olan halkın silahlanması meselesini gündeme getirmiştir.
Bakalım Libya’nın silahlı isyancıları, isyanın sonunu nasıl bitirecek?

evrensel.net
www.evrensel.net