08 Mayıs 2011 09:02

Halit Ağabeye saygı

Paylaş

Perşembe akşamı öğrendim. (5 Mayıs)
Yitirmişiz...
Yıllar aktı gözümün önünden...
Fakir (Baykurt) ile birlikte gidelim diye sözleşmiştik Ankara’dan Denizli’ye...
Benim tosbağı (volkswogen) ile...
Uğrayıp alalım onu evinin oradan. Arabaya biner binmez cebinden bir kağıt çıkardı. Okumağa başladı. Halit Ağabeyin Denizlerin son dakikalarını anlatan yazısıydı.
Deniz daha uzun acı çeksin diye, ipine çift ilmek atmışlardı:
TERİM İLAÇTIR BENİM
Taş duvarlar örüyorum
Ölüm ilmek ilmek
Yutkunamazlar bile
Terim ilaçtır benim

Gözlerimden yaşlar akarken nasıl araba kullanabildim?
Nasıl oldu da Halit Ağabey dayanabildi o sona?
Bu yazıyı 6 Mayıs (2011) Cuma günü yazıyorum. Gine bir otobüsün içindeyim. Köyüme gidiyorum. Dün akşam bir TV kanalında Halit Ağabeyi gösterdiler. Sonra da Yalçıner’i...
İnsanoğlu her şeye nasıl dayanabiliyor? Taşıyabiliyor her şeyi...
Bu günün kuşaklarına bunları anlatabilmek zor. Bir daha anlatmak zorunda da kalmayız diye umuyoruz ya... Ama bunun için, her türlü araçla, yazıyla, öyküyle, romanla, şiirle, belgeselle, sinemayla yapmalıyız bu anlatma işini...
Hem de geç kalmadan...
Özellikle bizimki gibi belleksiz toplumlarda...
Her gün yeni bir saçmalıkla, çılgın adı takılan us dışılıklarla gündem saptırmağa çalışanlara karşı...
Bilisiz (cahil) bıraktıkları insanlara ayaklarına dek gidip, eski yazı öğretmeğe kalkışanlara karşı...
“İktidar” uğruna herşeyi yapabilenlere karşı...
Ülkeyi köpeksiz köy sananlara karşı...
Hepimizin tüm kişisel sorunlarımızı unutacağı günlerdeyiz.
Halit Ağabey ışıklar içinde ol!

evrensel.net
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa