Kaddafi’ye neden ‘git’ diyemiyor?


22 Şubat 2011 13:05

Tunus’ta başlayan halk isyanları ateşinin, şu günlerde en alev alev yandığı ülke Libya!
Gelen haberlere ve görgü tanıklarının anlatımlarına bakılırsa Libya, son birkaç haftadır, halkın çeşitli kesimlerinin yönetime karşı başkaldırdığı, cenaze törenlerinin keskin nişancılar tarafından ateşe tutulduğu, askerin pervasız biçimde silah kullandığı bir isyan ülkesidir. Yine gelen haberlere göre Bingazi ayaklanan halk güçlerinin eline geçmiştir. Birçok kentte ise sayıları artık çoktan yüzü geçmiş ölülerden ve çok sayıda yaralıdan söz edilmektedir.  
Libya denince de akla hemen onun Devlet Başkanı Muammer Kaddafi gelir elbette. Çünkü yaptığı saçma konuşmalarla, kılık kıyafetiyle, çadırıyla, cariyeleriyle, oğluna futbol kulübü satın almasıyla; tipik bir “petrol zengini şeyhin” şımarıklıklarıyla, “meczup bir peygamber” edasıyla yaptığı konuşmalarıyla gündeme gelen Kaddafi, şimdi bir halk celladı, iktidarını korumaya çalışan bir despot, zorba bir devlet başkanı olarak gündeme gelmiş bulunmaktadır.
Kaddafi, Cemal Abdül Nasır sonrasında Arap dünyasının tartışılmaz en popüler lideriydi!
1969’da bir askeri darbeyle Libya’nın kurucusu olan Şeyh İdris’i devirerek Libya’da yönetimi ele geçiren Kaddafi, o dönemde emperyalistlere karşı uzlaşmaz bir tavır sergileyerek ve, sosyalizmle İslam arasında bir bağ kurduğunu iddia ettiği “Üçüncü Evrensel Teori”siyle “sol”, devrimci çevrelerin idollerinden bir haline gelmişti. Üstelik sadece İslam dünyasındaki antiemperyalist kesimler içinde değil, batı dünyasındaki emperyalizme karşı çevreler içinde de Kaddafi saygın bir kişilikti!
Daha sonrası ise Kaddafi, İslamcı, şeriatçı çevrelerin bir destekçisine dönüşmüş; örneğin Necmettin Erbakan, başbakan olarak ziyaret ettiği Libya’da çadırın önünde diz çökerek, Kaddafi’ye biat etmişti.
İşte bu Kaddafi şimdi kendi halkına karşı keskin nişancıları ve paralı askerleri kullanan bir zalim diktatör olarak tarih sahnesinden çekilmek üzeredir.
Öyle görünmektedir ki Libya halkı Tunus ve Mısır halkının izinden giderek, kendi diktatörlerinden kurtulmak istemektedir ve bu konuda da kararlı olduğunu göstermektedir.
Libya’da işler bu safhaya gelince Mısır’da Mübarek’in devrilmesi sonrasında; Mübarek’e “git” demesinin rantını toplamak isteyen Başbakan Erdoğan, ABD ile tam paralellik içinde, hatta danışıklı olarak geliştirdiği tutumunu, sanki dünyada kimsenin göstermediği bir “Mısır halkına sevgi ve saygı”, “Diktatörlere karşı tavır almaymış” gibi propaganda etmişti. Oysa ABD açıkça Mübarek’e tavır aldıktan sonra, kendi ifadelerine göre de en az birkaç kez “Obama ile fikir teatisi”nden sonra Erdoğan o açıklamaları yapmıştı.
Şimdi de basından ve AKP muhalifi çevrelerden; “Peki Kaddafi’ye niye Mübarek’e söylediklerini söyleyemiyorsun?” diye sorular (eleştiriler)  gelmektedir.
Doğaldır ki, Erdoğan bu sorulara “Şunun için söylemiyorum” diye bir yanıt vermeyecektir. Tersine Mısır’da olduğu gibi ABD’nin ne diyeceğini beklemektedir ve eğer ABD ile “Şunlar demek gerekir” fikrinde birleşirse Erdoğan, onları söylemek üzere kürsüye çıkacaktır!
ABD’nin böyle açıkça somut olarak, “Kaddafi çek git artık!” demesi için de Kaddafi’nin halk tarafından düşürüleceğinin kesinleşmesi gerekmektedir. Ve öyle anlaşılmaktadır ki ABD yönetimi; Libya’da olup biteni henüz değerlendirememiş, en azından bir sonuca varamamıştır. Bu yüzden de “İslam dünyasının model ülkesinin (Amerikanın biçtiği rol bu), model partisinin lideri” henüz bir şey söyleyememektedir!
AKP propagandası, “Neden Kaddafi’ye artık git” demiyorsunuz sorusuna, büyük olasılıkla Libya’daki çok sayıdaki Türk firması ve Türkiye kökenli işçilerin olmasını gerekçe gösterecektir. AKP ve hükümet belki başka gerekçeler de sayar. Ancak Arap-İslam dünyasındaki gelişmeler karşısında AKP’nin tavrı, ABD ile iş birliğinde, asıl köşeli tutum koyma aşamasına gelindiğinde gösterdiği titizlik dikkate alındığında, Libya karşısındaki bu sessizliğin asıl nedeninin ABD’nin henüz tavır geliştirememiş olduğunu söylemek daha gerçekçi olur.

evrensel.net
www.evrensel.net