Denizleri ve Halit Çelenk’i anmak


06 Mayıs 2011 10:50

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan 1972 yılı 6 Mayıs’ında idam edildiler.

Dün Denizlerin idam edilmelerinin 39. yıldönümüydü. Türkiye’nin dört bir yanında, gençler başta olmak üzere, işçiler, emekçiler aydınlar, Denizleri anma etkinlikleri düzenlediler.

Elbette Denizler için anma bir günle sınırlı değil. Onlar her gün mücadelenin içinde anılıyorlar.

Ancak her 6 Mayıs’ta Karşıyaka Mezarlığına giden, ağır hastalığında ise duygu ve düşüncelerini ifade ettiği konuşma metnini gönderen Halit Çelenk, dün Denizlerle birlikte anıldı. Tarih bazen ilginç tesadüflerle ilerliyor. Dün Denizler için yapılan tüm anma etkinlikleri aynı zamanda Denizlerin Avukatı Halit Çelenk için de uğurlama etkinliği oldu.
Denizler ve onların idamını engellemek için büyük çaba sarf eden, sadece bir hukukçu olarak değil, Denizleri evlatları gibi koruyan ve kollayan Halit Abileri de onlarla birlikte anıldı.

Denizlerin idamını engellemek için tüm hukuki yolları titizlikle değerlendiren Halit Çelenk ve hukukçu arkadaşları idamları engelleyemediler. Gerici, emek ve demokrasi düşmanı iktidar, gençlere, işçi ve emekçilere göz dağı vermek üzere onları katletti.

Halit Çelenk ve hukukçu arkadaşları bunun bir siyasal karar olduğunu biliyorlardı, ancak egemenlerin maskesinin düşürülmesi için yapılması gereken ne ise onu yaptılar. Halit abi, son nefesini verinceye kadar bu tutumunu sürdürdü.
Halit Çelenk’i, Halit Abi’yi her zaman saygı ve sevgiyle anacağız.

Bu vesileyle anmalara ilişkin birkaç şey söylemek gerekiyor. Bilineceği gibi, Denizleri anmak, onların o dönemki durumlarını, ideolojik ve politik tutumlarını kutsamak değil. İşçi sınıfı devrimcileri bu dönemin muhasebesini yaparak tarihteki yerine oturttular. Sonuç itibariyle THKO devrimci demokratik ufukla sınırlı, küçük burjuva devrimciliğinin tüm özelliklerini bünyesinde barındıran bir hareketti. Marksizm-Leninizmle ilişkilendirilen, ancak sınıf dışı akımlardan etkilenmiş bir hareketti. Dolayısıyla dönemin temel karakteristiği diyebileceğimiz durumu ve onun yarattığı ‘devrimci tip’i kutsamak, sınıf mücadelesi ve işçi sınıfı devrimciliği tipini atlamak, az buz bir iş değil.

Her 6 Mayıs’ta bir biçimde dillendirilen “Deniz olunmalı” yaklaşımı bu bakımdan irdelenmeyi hak eden bir ifade. Zira küçük burjuva devrimciliğini kutsamanın çokça yapıldığı günümüzde, sınıf perspektifli devrimciler 68 gençlik hareketini ve Denizleri tarihsel ve sınıfsal bir bütün içinde ele almadan edemezler.

Genç kuşakların “Deniz olunmalı” diyerek ileri atılmalarında bir masumiyet bulmak mümkün olsa da, bunun ideolojik ve politik tahribatları oldukça fazla. Zira “Deniz olmak” demek geçmişe kapanmayı da içinde barındıran bir ifade ve tutumu kapsıyor.

Denizlerin halka bağlı, boyun eğmez militan tutumları hiç kuşkusuz büyük önem taşıyor. Ancak bir dönemin devrimci tipi olarak zihinlerde yer etmiş olması, onun bu günün ihtiyaçlarıyla örtüştüğü anlamına gelmez. Hele günümüzde 68 gençlik hareketi övgücülüğü yaparak, sınıfa bağlanmak yerine genel solculuk yapmayı uygun görenlerin tarzıyla Denizleri anmaya kalkmak, işçi sınıfı partisi için hiç anlaşılır değil. Küçük burjuva örgüt ve çevreler için anlaşılır olanın, sınıf partisi ve sınıf devrimcileri için kabul edilemez bir durum olduğu açıktır. Sınıfın devrimci tipinin, genç işçi tipinin üzerini örten, onun öne çıkması ve hem fiziki olarak hem de tutum olarak karakter bulmasını engelleyen bir rol de oynayan bu yaklaşım, masumane bir durum olarak değerlendirilemez.   

İşçi devrimciliğinde, fabrika, işletme, işyeri, okul, mahalle... her alanda sınıfa bağlanmış bir çalışma temeldir. Ve bu çalışmanın yarattığı, genç işçi kuşaklarından ilham alan tip günümüzün devrimci tipidir. Ayrıca bu devrimci tip, tarihsel olarak sınıf partilerinin kültürünün de bir devamıdır. Her hangi bir ülkede, tarihin farklı koşullarında ortaya çıkmış devrimci, demokrat, gözü kara tutum ile sınıfın davasına ve iktidarına bağlanmış Bolşevik işçi devrimcisi tipi hiçbir zaman aynileştirilemez.

Bu günün devrimci tipine dair bir şey söylenecekse, o tarihsel olarak Babuşkin de ifadesini bulan işçi devrimci tipi olabilir. Denizler işçi hareketinin, sınıf mücadelesinin içinden çıkan işçi devrimcileri değildi. İdeolojik birikimleri ve politik tutumlarını bu nesnel durumdan bağımsız düşünemeyiz. Bugün genç işçilere dayanmayan, günümüzün devrimci kadrosunu öne çıkarmayan, 40 yıl önce kendi koşulları içinde ortaya çıkmış küçük burjuva devrimci tipini kutsayan yaklaşım bir biriyle karıştırılmamalıdır. Dahası bu iki yaklaşım bir biriyle kıyasıya bir mücadele içindedir.

Denizlerin bitmek, tükenmek bilmeyen enerjisi ile sınıfın içinden çıkmış ve sınıfa bağlanmış devrimci olmak arasındaki bağı kurmadan Denizleri anmak ve anlatmak her zaman yetersiz kalacaktır. Dahası yanlış olacaktır.

evrensel.net
www.evrensel.net