Festus Okey davası izlenimleri


04 Mayıs 2011 11:36

26 Nisan’da Sütlüce’deki Beyoğlu 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Festus Okey’in davası görüldü. İHOP adına davayı izledim. Davaya büyük çoğunluğu çok genç 30-35 kişi gelerek ilgi gösterdi. Daha önce onlarca insanın yaptığı gibi 26 Nisan duruşmasında da 70 civarında insan şikayet ve davaya müdahil olma dilekçesi verdi.
Bir vicdan hareketidir bu girişimler. İnsanlık vicdanı böyle bir şeydir. Harekete geçer haksızlık, çaresizlik, kimsesizlik hallerinde…Siz de yalnız olmadığınızı anlarsınız bu vicdan sahibi insanları gördükçe, duydukça…
Festus Okey, İstanbul’da 20 Ağustos 2007 tarihinde öldürüldü. Gözaltında… Polisin silahından çıkan kurşunla. Bu noktalarda tartışma yok. Polis, bilinçli, kasıtlı bir eylem olmadığını savunuyor. İşin esasına girince anlaşılacak bu durum. Karanlık noktaların aydınlatılmasını yargıdan bekliyor insan doğal olarak. Ama henüz o aşama yakalanamadı olay tarihinden bu yana.
Çünkü ölenin (Festus Okey) kimliği araştırılıyor ve bir türlü bu resmi bilgi mahkemeye gelmiyor. Birleşmiş Milletler tarafından verilen kimlik belgesi var. Bu kimlik, belgelemeye dayanan bir belgedir. Ancak yargı Türkiye iç hukukunda olduğu gibi, -nüfus müdürlüğü örneğinden hareketle-yurttaşı olduğu devletten belge istiyor.
Ceza yasası öldürülenin kimliğini “insan” olarak belirlemiş. Eskiden bu insan “adam” olarak niteleniyordu. Şimdiki ceza yasası “insan öldürülmesi” diyor. O nedenle işin esası bu durumda öldürülenin “kim?” olduğu değil, canlı türlerinden ve ceza yasası bakımından “insan” olup olmadığıdır. İnsan olduğunda da tartışma bulunmamaktadır. O insan, somut durumda BM belgesiyle de anlaşıldığına göre (yoksa sahteliğinden mi kuşkulanılıyor , belgenin ya da BM’nin de yanıltılmış olabileceği mi düşünülüyor?) Festus Okey’dir.
Adaletin tecellisi konusunda bir tedirginlik var. Aslında bürokratik işleyişe güven sorunu var. Aradan bu kadar zaman geçmiş, bölge ve dünya devleti iddialarındaki bir ülke, yargısının istediği belgeyi yıllardır (kimlikle ilgili olarak Adalet Bakanlığı’na yazı yazılmasına 2.celse olan 13 mayıs 2008 günü karar veriliyor) bir türlü sunamıyor.
Sadece hüzün gördü gözlerim. Davayı izlemek isteyenlerin ya da şikayetçi ya da müdahil olarak gelenlerin gözleri bana hüznü hatırlattı. Ne vicdanlı insanlar var dünyada ve ülkemizde. Ne temiz insanlar, gençler… Hiç tanımadıkları, bilmedikleri bir insanın öldürülmesine isyan eden vicdan sahipleri. Onlar insan hakları savunucuları. Göçmen Dayanışma Ağı’nı, Uluslararası Af Örgütü’nü, İnsan Hakları Derneği Marmara Bölge Temsilciliğini (tespit edemediklerim bağışlasın beni) anmalıyım. Bu haksızlığa itirazını  çok ölçülü  ve zarif  biçimde önce İnsan Hakları Derneği, Çağdaş  Hukukçular Derneği, 26 nisan duruşmasında da Helsinki Yurttaşlar Derneği,Türkiye İnsan Hakları Vakfı ve Yeryüzüne Özgürlük Derneği şikayet ve müdahale dilekçesi vererek yaptılar. Sonra da dünyanın en büyük barosu İstanbul Barosu ve Ankara Barosu adına şikayet ve müdahale talepleri gündeme geldi. Tümü reddedildi. Bireysel şikayet ve müdahillik talepleri de hem reddedildi hem de onlar hakkında suç duyurusunda bulunuldu. Mahkeme gerçek kişilerle tüzel kişiler arasında ayrım yaptı ve yalnızca gerçek kişiler hakkında suç duyusunda bulundu. Hakaret ve adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs iddiasıyla…
Festus Okey davası, hüznün davası olma yolunda ilerliyor.

evrensel.net
www.evrensel.net