Düşünen şarkılar


03 Mayıs 2011 11:29

Düşünen Adam’dan sonra Düşünen Şarkılar ile Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi yeniden gündemde. Hatırlarsanız Yeşilçam filmlerinden müzik kliplerine nice yapımda Rodin’in Düşünen Adam heykeli kendine yer edinmişti. Aslı Paris Rodin Müzesin’de olsa da biz onu Bakırköylü sayanladanız.
Yaklaşık altmış yıl önce Bakırköy’lü Künmat’ın başladığı heykel sonrasında akçeli mevzular nedeni ile yarım kalmış. Hem de en hasas bölümü; düşünen adamın elini çenesine koyduğu kolu yapılamamış. Nihayetinde depresyon tedavisi için hastaneye yatırılan bir hasta gönüllü olunca tamamlanabilmiş heykel.
Şimdilerde hastanenin yeni sakinleri yani hastalar o heykele müziğin ruhunu aşılıyorlar. Düşünen Şarkılar adı ile müzik marketlerde bulabileceğiniz; gerek müzikalitesi gerekse sunumu ile takdir edilesi bu eserin geliri hastane vakfına bırakılmış. Sözlerin tamamı hastalara ait; üstelik kimi zaman kendi sözlerini bastelemişler de. Yine bu projenin yürütücülerinden Dr. Vedat Bilgiç de söz ve müzikle katkıda bulunmuş.
Projeye en hoş katkı gerek müzik gerek seslendirme ile tanınmış müzisyenlerden gelmiş: Teoman, Mercan&Raşit, Betül Demir, Demet Sağıroğlu, Ahmet Özhan, Soner Arıca, Volkan Uruk, Tansel Doğanay ve Yavuz Akyazıcı göze ilişenler.
 Eserdeki “Elektirik Şok” isimli şarkının ilk dörtlüğünü paylaşmak istedim:
“Altmış üç senesi; Çarşamba günü
 Boyladım öğlende Bakırköy’ünü
 Eylediler tedavi elektrik şokunu
 Dediler üzülme sende birşey yok”
Devamı mı? Tabi ki Cd’de. Edinmenizi tavsiye ederim.


Savaşta kaza ile ölmek: neden?

Bir Ermeni asker daha hep genç kalacaklara eklendi. Er Sevag’ın silah altında kaza kurşunu ile yaşamını yitirdiği açıklandı. Sonrasında askeri yetkililer şehit olmadığını beyan eylediler. “Şehitlik” nedir?” sorusu artık yanıbaşımızda. Aslında bu ilk değil. Bundan altmış yıl önce Kore’de Jak Arad’ın da benzer bir şekilde öldüğü açıklanmıştı. Ve onun adını da Kore şehitleri arasında göremezsiniz. Kimbilir ressam bir abinin kardeşi olmasa hiç hatırlanmayacaktı.
18 Ağustos 2010’da bu köşeden yazdığım yazdığım “Savaş’ta Kaza İle Ölmek: Neden?” başlıklı yazımı bir kez daha sizlerle paylaşmak istedim. İstedim ki Jak arad bir kez daha hatırlansın. Şimdi birlikte yeniden okuyalım:
“Hrant Dink’e karşı yine mahcubuz. Devlet Hrant için “Nefret suçu işledi” demiş bizden habersiz; oysa nefret için kışkırtmışken tüm yurttaşlarını. Ve “Savaş içinde barış hissetmiş” Tuna Baltacıoğlu bundan altmış yıl önce Kore Savaşı’nda. Ve o savaşta bir Ermeni askerin “Kaza sonucu ölümünü” not eylemiş günlüğüne. Sahi ölüm istatistiklerini kim tutar bizim ülkemizde? Sözgelimi Ermeniler için en sık ölüm nedeni nedir ve neden bilmezden geliriz?
Hrant haberleri aklıma hep o “Kaza sonucu Kore’de ölümü” getiriyor. Kimdir “kaza” ile öldüren, öğrenmek isterim. Bilirim “Büyümez ölü çocuklar” ve o hep Ressam Agop Arad’ın kardeşi olarak kalacaktır. Ve öğrenmek isterim laik elitistlerden yurdu için ölen Ermeni ve Yahudiler neden şehit olarak anılmaz? Sahi onlar kime “şehit” derler?
Her savaş, her silahla ölüm biraz daha kirletiyor insanlığımızı. Ve okumak istiyorum bir gazetecinin kaleminden tanıklıklar eşliğinde bir Ermeni’nin savaş yollarında “kaza” ile öldürülmesini. Hekim raporlarını görmek istiyorum sözgelimi ölümüne dair. Ve onu “kaza” ile öldüren asker hâlâ yaşıyorsa görmek istiyorum Hrant’ın mahkemesinde. Ve dinlemek istiyorum ondan savaşta kaza ile insan öldürmek nasıl bir şey diye?”

evrensel.net
www.evrensel.net