Kutlu olsun 1 Mayıs!


30 Nisan 2011 10:15

Bugün İşçi Sınıfının Birlik Mücadele ve Dayanışma Günü!

Bugün işçilerin bayramı!

Bugün 1 Mayıs!

Bugün dünyanın en doğusundan başlayarak güneşin ışıttığı her yerde işçi sınıfı, ve kaderini işçi sınıfıyla birleştirmiş olan her toplumsal kesim, herkes, bugün, işçilerin bayram kutlamalarına katılıyor.

Çünkü başka hiçbir özel gün, hiçbir kutlama, hiçbir bayram dil, din, ırk, ulus renk farkı tanımadan tüm dünyaya yayılmış değil.

Çünkü 1 Mayıs, insanlığın uluslararası tek bayram günü!

Tıpkı işçi sınıfının uluslararası karakteri gibi!

Bugün ülkemizin pek çok ilinde ve ilçesinde de 1 Mayıs kutlanıyor.

Bugün Türkiye’nin işçileri, kamu emekçileri, bilim insanları, aydınları, sanatçıları, Kürtleri, Alevileri, gençleri, kadınları, çevrecileri alanlardan kendi taleplerini haykıracaklar; sermaye güçlerini ve onun hükümeti, AKP'nin emeğe, emekçiye, halka düşman uygulamalarını lanetleyecekler.

Her 1 Mayısta olduğu gibi bu 1 Mayısın da ana teması elbette işçi sınıfının  kapitalist sömürüye karşı birlik, mücadele ve dayanışmasını öne çıkarmak, tüm uluslardan işçilerin birliği ve ortak mücadelesinin önemine vurgudur.

Elbette işçi sınıfınca onun sınıfsal niteliğinin yansıması olan Birlik, Mücadele, Dayanışma kavramlarının anlamı sadece pankartlarla yazılarla ifade edilenler olarak anlaşılamaz. Bu “Birlik, Mücadele ve Dayanışma”  kavramlarının ruhu aynı zamanda 1 Mayısa katılan işçilerin, onların 1 Mayısın asli “sahiplenicisi” olması gereken sendikaların tavrında da alanlara yansıdığı ölçüde, pankartlarda yazılanlar ve onların sloganları seslendirişleri anlamlı olacaktır. Bu yüzden de sendikaların, işçilerin sadece 1 Mayısın alan eylemlerine katılması değil nasıl katıldığı da önemlidir. Alandaki duruşlarıyla, birliği, mücadeleyi, dayanışmayı, enternasyonalizmi temsil etmelidir.

Ne yazık sendikaların büyük çoğunluğunun bu alandaki alışkanlıkları 1 Mayısın uluslararası geleneğine hiç de uygun değildir. Tersine sendika yöneticilerinin önemli bir kesiminin 1 Mayıs alanlarındaki tavrı,  “Bitse de bir an önce gitsek!” biçimindedir. Ve işçileri, sendikacıların bu “yasak savmacı”, “gevşek” tutumu yönlendirmektedir.

Kimi siyasi çevreler ise, 1 Mayısı kendi gruplarının bir töreni gibi, “marş marş” havasıyla gelip yine aynı “askercil”, “fraksiyoncu”  havayla, kendi grubu dışında her şeye kendisini kapatıp, hatta kendi grubu ile “Ayrı bir 1 Mayıs kutlamasını yapıp” gitmektedir.

Bu her 1 Mayısta karşılaşılan durumlardan dolayıdır ki burada, ileri işçi kesimlerine, 1 Mayısı layıkıyla kutlamak isteyen sendikacılara ve sınıf partisine önemli bir sorumluluk düşmektedir. Ki, bu sorumluluk kendisini pratikte, alana gelişteki zamanlamadan, yürüyüş kollarındaki düzenliliğe, hiç olmazsa etkili oldukları kortejlerde taşınan pankartlarla (Acil talepler ve 1 Mayısın genel ve sınıfın geleceğine dair umutlarının ifadesiyle), atılan sloganlarla töreni sonuna kadar dağılmadan izlemeye kadar yansıyan bir “disiplin” olmalıdır.

Elbette bu disiplin, 1 Mayıs değerlerinin ifade ettiği kararlılık ve mücadeleciliğin yansıdığı bir düzenle alandaki daha geniş bir kesimi de kucaklayan “bayram havasıyla” da çelişmeyen bir disiplin olmalıdır.

Sadece sendikalar ve emek örgütleri ile sınıf partisi de değil, elbette 1 Mayısa sistemle çatışmasını haykırmak ya da sınıfa yakınlık duymasından dolaylı katılan örgütler ve çevreler de; 1 Mayıs değerlerine sahip çıkan bir çizgide hareket ettikleri ölçüde 1 Mayısın kutlanmasına katkı yapmış olacaklardır.

Biz de Evrensel çalışanları olarak, 1 Mayısa katılan herkesin onun sermaye güçlerine karşı bir birlik mücadele dayanışma günü olarak kutlanmasına katkı yapması dileği ile tüm işçilerin, emekçilerin, 1 Mayısı kendi bayramı olarak gören herkesin “işçi bayramı”nı kutluyoruz.

evrensel.net
www.evrensel.net