1 Mayıs, Kürt sorunu ve AKP


29 Nisan 2011 10:48

Hükümet gerilimi arttırıyor.
Çılgın projelerle anılmak isteyen Başbakan, ülkeyi felakete götürecek çılgınlıklara girişiyor.
Kürt sorunu yeniden çıkmaza, baskı ve şiddet girdabına sürükleniyor.
Her gün yüzlerce Kürt gözaltına alınıyor, onlarcası tutuklanıyor.
Halka ve siyasetçilere yönelik operasyonlar dinmek bilmiyor.
Panzerler, helikopterler halka saldıran polis görüntüleri, öfkeli başbakanın haleti ruhiyesine uygun bir tablo sergiliyor. Gaz bombaları bebe ve yaşlılar başta olmak üzere can almaya devam ediyor.
Başbakan öfkelendikçe, asker, polis, savcılar, mahkemeler, medya bölük bölük harekete geçiyor.
Belli ki, AKP Hükümeti seçim döneminde gerilimi tırmandırmak, şiddeti arttırmak, kan akıtmak ve buradan beslenmek istiyor.
Başbakanın her kesime yönelik bir çatışma ve savaş içinde olması bundan.
Hükümet işçilere, kamu emekçilerine, üretici köylülere, esnafa, kadınlara, gençlere saldırıyor. Ekonomik, sosyal ve siyasal saldırılar dinmek bilmiyor.
Aydınlara, yazarlara, sanatçılara göz açtırılmıyor.
Yoksulluk ve yolsuzluk diz boyu. ÖSYM’nin her sınavı sistemin nasıl işlediği çarpıcı bir biçimde ortaya koyuyor. Otopsi raporları bebelerin açlıktan öldüğünü açıklıyor.
Sansür, baskı, gözaltı, tutuklama, heykel kırıcılığı devam ediyor. Vinçler yanaştırılıp, çelik ilmikler geçirilerek heykel başları koparılıyor. Sineme yıkımı, tiyatro kapatmaları, köşe yazarlarını hizaya getirme operasyonları hızla sürüyor.
Her tarafta operasyon var. Kürde, işçiye, Aleviye, aydına, sanatçıya.... Tüm ezilen ve sömürülen kesimlere yönelik bir sindirme ve ezme operasyonu var. Buna direnen hedefe konuyor. Yayılacak hareketten, birleşik mücadeleden, Tunus, Mısır benzeri bir işçi ve halk hareketinin nelere kadir olacağını da bilerek halka göz açtırmıyorlar. Hak isteyen işçi kapı dışarı ediliyor. Memur sürgüne gönderiliyor.
Başbakan tüm bu yapılanların, çıraklık ve kalfalık döneminde yapıldığını söyleniyor.
Ustalık dönemi için meydana çıkıyor. Başbakan, hedefe koyduğu, sömürü ve baskı altında inim inim inlettiği halktan ustalık dönemi için destek istiyor, oy bekliyor.
Başbakan şiddeti artırdıkça, kan akıttıkça ustalaştığını düşünüyor olmalı.
“Çılgın projeler” sunarak sempati toplayacağını sanan hükümet asıl çılgınlığı Kürt sorununda yapıyor.
Savaşı ve şiddeti tırmandırıyor.
Kürtler barış, çözüm ve kardeşlik dedikçe, “Kürt sorunu yoktur” diyerek askeri polisi Kürtlerin üzerine sürüyor. Demokratik çözüm Çadırlarına sabah operasyonları düzenlenmesi için emir veriyor. Evlere operasyonlar düzenleniyor, gözaltı ve tutuklamaları hızlandırıyor.
Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku adaylarının karşısına yeni engeller çıkarmak için bin dereden su getiriyor. Seçim çalışmalarını engellemek, halkı alternatifsiz bırakmak için elinden geleni yapıyor.
Başta Kürt halkı olmak üzere, tüm Türkiye halkının YSK kararı karşısında aldığı demokratik tutumu ve kararı geri aldırmak üzere ortaya koyduğu tepkiyi hazmedemeyen AKP, orduyu ve polisi, savcıları, mahkemeleri, din adamlarını, yandaş medyayı harekete geçirdi. Yeni bir ortam, yeni fırsatlar ve kapışmalarla demokratik güçlere yönelik provokasyonlar tertiplemek istiyor.
Hükümetinin yeniden “terörizm” silahına sarılmasının başka bir izahı yok.
Bir anda operasyonlar hız kazandı. Kürt ve Türk gençleri birbirini öldürmeye zorlanıyor. Çatışmalar arttı ve ölüm haberleri arka arkaya gelmeye başladı. Hatay’dan sonra Pazarcık kırsalında yapılan operasyonda gençler öldürüldü. Önceki gün Dersim bölgesinde süren operasyonda yine gençler öldürüldü. Yeniden yan yana dizilen tabut görüntüleriyle karşı karşıya kaldık.
“Kürt sorunu yoktur, Kürt kardeşlerimin sorunları vardır” açıklamasından sonra, yani AKP’nin seçim beyannamesinin duyurulmasının ardından oluk oluk kan akmaya başladı.
AKP kandan ve şiddetten bıkmamış, geçmişten ders çıkarmamış görünüyor.
Tüm bu gelişmeler baştta işçi sınıfımız olmak üzere her kesimi duyarlı olmaya ve tutum almaya zorluyor.
Yarın 1 Mayıs. İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik Mücadele ve Dayanışma Günü.
İşçi sınıfı ekonomik,sosyal ve siyasal taleplerini, demokrasi ve özgürlük taleplerini haykırmak üzere tüm Türkiye’de alanlara çıkıyor. AKP hükümetini karşı öfkesini haykıracak olan işçi sınıfı, Kürt halkıyla dayanışmaya özel vurgu yapmalıdır.
İşçi sınıfımız, Kürt sorununu bugün her zamankinden daha fazla haykırmalı, gündemine almalı ve Kürt halkına yönelik operasyonların son bulmasını istemelidir. Barış ve kardeşlik istemelidir.
İşçi sınıfımız Kürt sorununa daha kuvvetlice el atmalıdır. Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku adayları işçi sınıfının, Kürt halkının, ezilen ve sömürülen tüm Türkiye halklarının adayları olarak mücadele ediyor. 1  Mayıs eylemleri bu mücadeleye güç ve destek sunduğu oranda anlam kazanacaktır.
1 Mayıs kutlu olsun!

evrensel.net
www.evrensel.net