1 Mayıs’ın hakkını vermek


27 Nisan 2011 09:43

1 Mayıslar ilk kez kutlandığı 1890 yılından bu yana işçi sınıfı için yaşanılan dönemin en önemli uğraklarından birisi olmuştur. 1 Mayıs yıllardır, işçi sınıfının enternasyonal dayanışması, dünyanın dört bir yanında insanca yaşam ve çalışma koşulları başta olmak üzere, ortak taleplerin dile getirildiği evrensel bir gün olarak kutlanıyor.
Tek tek ülkelerde yapılan kutlamalar içerikleri ve biçimleri açısından farklılıklar gösterse de, 1 Mayıs gibi tüm dünyada kitlesel ve yaygın olarak kutlanan başka bir gün yok. Bu farklığı yaratan 1 Mayıs’ın işçi sınıfının birlik, dayanışma ve mücadele kararlılığını ulusal ve uluslararası boyutta, ekonomik ve siyasal sınıf örgütleri aracılığıyla dosta düşmana göstermesi. Yürütülen mücadelenin geleceği açısından, işçi sınıfının ve dostlarının yüreğindeki umudu büyütüp, sınıf düşmanlarının saflarında korku yaratmayı hedeflemesi.
1 Mayıs’ın yaygın ve kitlesel kutlanması, büyük kentler başta olmak üzere, işçi yoğunluğu olan bütün illerde örgütlü emeğin, sendikaların durumunun (kitlesellik ve taleplerin dillendirilmesi açısından) ne olduğunu gözlemlemek açısından ayrı bir önem taşıyor. Çünkü işçi sınıfı gücünü ve etkisini en fazla 1 Mayıs’ta yansıtıyor. Ancak bu yıl, 1 Mayıs kutlamalarına sayılı günler kala, akıl almaz bir durgunluk ve hareketsizlik söz konusu. Geçtiğimiz yıllarla kıyaslandığında sendikaların, emek ve meslek örgütlerinin 1 Mayıs 2011’in anlam ve önemine uygun bir tutum aldıklarını, yeterince çalışma yaptıklarını söylemek mümkün değil.
Kuşkusuz 1 Mayıs’ta yapılacak alan eylemlerinin kitleselliği, içeriği ve etkisi, sınıf hareketinin 1 Mayıs sonrasında nasıl bir yol izleyeceğine yönelik önemli ipuçları çıkaracaktır. Ancak bugünden bakıldığında, sendikaların geçmiş yıllardaki gibi yoğun bir 1 Mayıs gündemi olmadığı çok açık.  
Emekçilerin tepkilerini örgütleme ve onları sınıf çıkarları doğrultusunda harekete geçirme açısından çok sayıda fırsatın olduğu bir dönemde, emekçilerin acil talepleri üzerinden yaygın çalışmalar yapmadan, sadece 1 Mayıs’ın nerede nasıl kutlanacağı, kürsüde kimlerin konuşacağı, yürüyüşün hangi sırayla yapılacağı, hangi sloganların atılacağı gibi ‘teknik’ çalışmalara ağırlık verilmesi dikkat çekici. Bu kafayla hareket edenlerin, temsil ettiklerin sınıfın örgütü olmak için (böyle bir iddiaları varsa tabi) daha çok fırın ekmek yemeleri gerektiğini gösteriyor.
İşçi sınıfının tarihsel ve güncel taleplerini gerçekleştirme kararlılığını göstermek yerine, sendikaların ve siyasi grupların birbirine güç gösterisi yapmakla geçireceği bir 1 Mayıs’ın kime ne faydası olacak? Örneklerini geçtiğimiz yıllarda da gördüğümüz taleplerden çok görselliğin ön plana çıktığı görüntülerin yeniden yaşanması, umudunu emek mücadelesine ve onun en önde gelen araçları olan sendikalara bağlayanları hayal kırıklığına uğratmayacak mı?    
Son birkaç yıl içinde dünyada ve Türkiye’de emek hareketini şu ya da bu şekilde güçlendiren eylemlerin, grev ve direnişlerin 1 Mayıs’ta alanlara taşınması, özellikle işçi sınıfının yaşadığı güncel sorunlara yönelik taleplerin sadece 1 Mayıs’ta değil, sonrasında da ete kemiğe büründürülmesi, bugün yaşanan bütün moral bozucu gelişmelere rağmen, sendikal hareketin en önemli hedefleri arasında olmak zorunda. Bu yapılmadığı takdirde 1 Mayıs’ta alanları dolduran yüz binlerin sloganlarını atıp evlerine dönmeleri ve sonrasında günlük hayatın rutin koşturmacası içinde kaybolup gitmeleri kaçınılmaz.  
Sendikal hareketin kendiliğinden gelişen karakterine müdahale edilmeden, işçi sınıfı tarihi açısından büyük önem taşıyan 1 Mayıs gibi önemli bir günün, takvimde sırası geldiği için değil, tarihsel ve güncel anlamına uygun bir şekilde kutlanması için çalışılmadan, sendikaların ve diğer emek örgütlerinin emekçilerin haklarına yönelik muhtemel saldırılara karşı koyama olanaklarının güçlenmesi mümkün değil.
1 Mayıs’ın hakkını vermek, onu tarihsel anlamına ve önemine uygun olarak kutlamak, emekçiler arasındaki birlik, dayanışma ve mücadele isteğinin kitlesel ve yaygın bir şekilde somut olarak alanlara ve mücadeleye yansıtılmasıyla gerçekleşebilir. Böyle bir derdi olmayanlar, alanlara çıkıp bildik nutukları çekmek yerine evlerinde otursalar, daha iyi bir iş yapmış olurlar.

evrensel.net
www.evrensel.net