26 Nisan 2011 10:37

1 Mayısa yürüyoruz

Paylaş

İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik Mücadele ve Dayanışma Günü 1 Mayısa sayılı günler kaldı. İktidarın uyguladığı emek düşmanı politikaların sonuçlarını iliklerine kadar yaşayan işçi sınıfı ve emekçiler için, bu 1 Mayısın 12 Haziran seçimlerinin öncesine denk gelmesi, aslında, iktidara yönelik güçlü bir mesaj vermek için de iyi bir fırsat. Sadece iktidara değil, emekçilerin taleplerini seçime katılan bütün partilere duyurmak, seçimden sonra uygulanacak olan politikaları, bundan öncesinden farklı olarak emekçilerin talepleri yönünde etkilemek için bu 1 Mayısı iyi değerlendirmeliyiz.

Bu yazıyı aynı zamanda bir basın emekçisi olarak yazmış olduğum için, ‘Değerlendirmek gerekir’ yerine ‘Değerlendirmeliyiz’ demek daha anlamlı ve doğru görünüyor.

Bu 1 Mayıs, çeşitli sektörlerden farklı işçi kesimleri için olduğu gibi, basın emekçileri açısından da önemli bir süreçte gerçekleşiyor. Kısa bir süre önce, basın sektöründe ciddi işten atmalar yaşandı. Muhabirlerden, operatörlere hatta yazıişleri üyelerine kadar uzunan bir kıyımın ardından gidiyoruz 1 Mayısa.

Sadece bu da değil, çok sayıda gazeteci arkadaşımızın cezaevinde bulunduğu ve ‘uyduruk’ gerekçelerle gazetecilerin hapsedildiği bir dönemdeyiz. Dün, Türkiye Gazeteciler Sendikası ve diğer meslek örgütlerine üye gazeteci arkadaşlarımızla birlikte Sultanahmet’ten, şu anda cezaevinde olan arkadaşımız Ahmet Şık’ın okulu İstanbul Üniversitesi’ne kadar yürüdük. DİSK’e üye sendikaların yönetici ve üyesi işçilerle birlikte gerçekleştirdiğimiz bu 1 Mayısa çağrı yürüyüşünde, cezaevinde 68 gazeteci arkadaşımızın serbest bırakılması talebiyle, iktidara karşı emek taleplerini birlikte dile getirdik.

Bu arada şunu vurgulamalıyız. Bu 1 Mayısa çağrı eylemine katılan gazeteciler olarak sayımız, şu anda cezaevinde bulunan meslektaşlarımız kadar var mıydı bilmiyoruz ama, dönemin özelliklerine uygun bir katılımın oluşmadığı da açıktı. ‘Gazeteci milleti’nin zaman zaman parlayan eylemler gerçekleştiren, ancak çoğu zaman da eyleme geçmek konusunda ağır hareket eden, emekçilerin ‘ekabir’ kesimini oluşturduğunu söylemekte herhalde bir sakınca yok. Yıllardır bu mesleğin içinde bulunan meslektaşlarımız bunu teyid edeceklerdir.

Ancak eyleme geçtiği süreçlerde de, hissedelir bir etki gösteren bir emekçi kitlesini oluşturduğumuz gerçeği bilindiğine göre, şu soruyu da sorabiliriz: Eğer, gazetecilerin bu ölçekte cezaevlerine doldurulduğu, basın sektöründe işten atmaların yeniden tırmanına geçmeye başladığı bu 1 Mayısta gazeteciler alanları doldurmayacak da, ne zaman dolduracak?

Bu 1 Mayısta, hem son olarak cezaevine konulan Ahmet Şık ve Nedim Şener için, hem de 166 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmış olarak cezaevinde bulunan Azadiya Welat Gazetesinin Eski Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Vedat Kurşun için alanları doldurmalıyız.

Ve tabii ki aynı zamanda, medya patronlarının türlü bahanelerle gerçekleştirdiği işten atmalara karşı sesimizi yükseltmek için de.

1 Mayıs alanları, farklı iş kollarında işçi ve emekçilerin alanlarda bir araya geldikleri, birbirlerinin taleplerini paylaşıp, birlikte haykırdıkları bir gündür aynı zamanda. Türkiye’nin yine yüzde 10 barajıyla girdiği bir seçimin öncesine denk gelen bu 1 Mayıs aynı zamanda ‘barajsız’ bir demokrasi talebinin de dile getirilmesi gereken bir gündür. İşçi ve emekçilerin ekmeklerini küçültmekle, onların siyasal temsil haklarını küçültmek aynı politikaların farklı yanlarını oluşturuyor. Çözüm bekleyen Kürt sorunu da, Türkiye’nin demokratikleşme sorunlarının başında gelme özellikleriyle 1 Mayısta emekçi taleplerinin bir unsuru olarak dile getirilecektir kuşkusuz.

Bu 1 Mayısta evde oturmak...  

Sermaye gericiliğin barbar dünyasından kurtulup, işçi sınıfının kollarında değişecek yeni dünyaya kapı açabilmek için, bu 1 Mayısta bütün emekçilerin kapısı sokağa açılmalı.

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa