1 Mayısa dört gün kaldı ama...


26 Nisan 2011 10:37

Pazar günü 1 Mayıs, İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik Mücadele ve Dayanışma Günü, işçilerin bayramı!

Ancak, İstanbul’un sokaklarında 1 Mayısa dört gün kaldığını gösteren belirtiler yok. Sendika ve konfederasyon merkezleri, çeşitli emek örgütleri, 1 Mayısın birlikte ve mümkün olan her yerde kutlanması(*) için karar aldıklarını duyurdular. Belki bazı sendikalar kendi üyelerine yönelik bazı çağrılar ve 1 Mayısa katılmak için teknik organizasyonlar da yapıyorlar. Ama milyonlarca işçiye hitap etme, onlara 1 Mayısın mesajını iletme, sendikalı sendikasız şu iş kolundan bu iş kolundan demeden emek cephesinden ortak ve güçlü çağrılar yapma diye bir şey görülmüyor. Dahası sokaklarda, şu gün olmuş, sendika ve konfederasyonların afişleri bile yok!

Öyle ki her yıl, yer kalmadığı için afişleri birbirinin üstüne asan siyasi çevreler bile bu yıl ortalıkta gözükmüyor. Birkaç partinin 1 Mayıs afişleri var, İstanbul caddeleri ve sokaklarında. Emek Partisinin sanayi havzalarında ve çeşitli emekçi çevrelerinde 1 Mayısa çağrı bildirileri dağıttığına, çağrılara paralel de bazı toplantılar düzenlediğine dair haberler geliyor. Yine duyuyoruz ki sendikalar ve çeşitli türden siyasi çevreler, 1 Mayısa nasıl katılacakları, hangi disiplinle hareket edeceklerini belirleyen toplantılar yapıyorlar. Ama hepsi bu! Ülkenin diğer yerlerinden gelen haberlerde de geçmiş yıllarda olduğu kadar bir 1 Mayıs hazırlığı ve ona bağlı etkinlikler görülmediği doğrultusunda. En azından, böyle haberlerde en güvenilir kaynak olan Evrensel’e gelen haberlerden bu anlaşılıyor.

Geçtiğimiz yıllarda da 1 Mayısa sığ yaklaşımlar; “Orada mı kutlansın burada mı, hangi alanda kutlanacak, kim gelirse kim gelmez?” tartışmalarına sıkıştırma oluyordu; ama yine de 1 Mayısı kutlama heyecanı sokağa, iş yerine bir biçimde yansıyordu. Ne var ki bu durum, 1 Mayısa sığ yaklaşım, popülist kutlama yöntemleri sadece çeşitli “sol çevreler” için değil sendikalar ve emek örgütleri için de geçerliydi ve bu yıl ki görünüm de bunu doğruluyor.

Şimdi CHP’nin milletvekili adayı olan eski DİSK Başkanı Çelebi, bu yılın 1 Mayıs çağrısının merkezine “Taksim’de 1 milyon kişi toplasın” gibi sınıfla, talepleriyle hiçbir ilgisi olmayan bu popülist 1 Mayıs yaklaşımını, hamasi biçimde ifade etmiştir.

Şimdi 1 Mayısın yasallaşması, Taksim’de kutlamanın “serbest” hale gelmesiyle bu sığ yaklaşımın sonucu olarak “1 Mayıs heyecanı” da iyice düşmüş görünüyor. Dün İstanbul Valisi, 1 Mayısın Taksim’de kutlanacağını ilan etti, nitekim!
Tabii burada söylenmek istenen “1 Mayıs’ın neden yasal olduğu” ya da “Valiliğin neden Taksim tartışmasını sürdürmediği” değil. Ama sokaklara yansıyan 1 Mayıs ve kutlama heyecanını sadece kaba, biçimsel “gösteriye”,
1 Mayısı da bir gün bir alana çıkıp gösteri yapmaya indirgeyen sığ yaklaşımın dibe vurduğudur. Çünkü 1 Mayısın kutlama heyecanı o gün olabilecek gerilimlerden değil, yeni işçi çevrelerinin eski kuşaklarla birleşip 1 Mayıs alanında taleplerini diğer sınıf kardeşleriyle haykırmak üzere hazırlanması ve sınıfın acil taleplerinin ve gelecek sınıfsız toplum dünyasının değerlerinin yaygınlaşıp yüz binlerce işçinin sesinde haykırılmasında bulunması gerekir. Ki 1 Mayısı kutlanır kılan, onu sınıfın bayramı yapan budur. Bu bayrama değer kazandıran diğer bir şey de 1 Mayısın “birlik, mücadele ve dayanışma” değerlerinin ve ortak taleplerin işçi sınıfının genç kesimleri içinde yayılması ve ilk kez 1 Mayıs alanına çıkacak işçi çevrelerinin çoğaltılmasıdır.

1 Mayıs belki yine, sığ yaklaşımın alanları boşaltmasına ve seçimin yığınların dikkatini bölmesine karşın kitlesel olacaktır. Ancak önemli olan sendikaların, emek örgütlerinin 1 Mayısı layıkıyla kutlaması, hazırlık aşamasında
1 Mayısa hazırlanır gibi hazırlanmasıdır. Bugün olmayan ve eleştirilmesi gereken de budur.

(*) Kamu-Sen dışındaki sendikal konfederasyonlar ve emek örgütleri 1 Mayısı ortak kutlama kararı aldı. Kamu-Sen’in katılmama gerekçesi ortak bildiride “Kürt sorununun demokratik çözümü”nden söz edilmesidir! Kamu-Sen herhalde “Kürt sorununun demokratik olmayan biçimde çözülmesini” ya da “Hiç çözülmeyip böyle bir sorun olarak kalmasını” istemiyordur! En azından bir sendikanın böyle bir görüşü olmaz, olmamalı. Bunun kadar saçma olan diğer bir şey de Eskişehir’de DİSK’e, KESK’e bağlı bazı sendikaların Türk-İş’ten ayrı olarak bir 1 Mayıs kutlamak için ayırımcı, 1 Mayısın ruhuna tamamen karşıt bir kutlama yapmak için çaba göstermesidir. Ki bunun, bu saatten sonra, bütün konfederasyonların ortak hareket ettiği bir zamanda kabul edilir, mazur görülür bir yanı olamaz; olmamalıdır da!

evrensel.net
www.evrensel.net