Reform yeterli mi?


25 Nisan 2011 09:53

Suriye’deki ayaklanma sürüyor. Beşşar Esad’ın reform vaatleri ayaklanan halkı tatmin etmiyor. Mevcut Suriye rejimini her zaman savunmuş Gazeteci Hüsnü Mahalli bir yazısında Beşşar Esad’ın ayaklananların bütün taleplerini birer birer kabul ettiğini anlatıyor ve sözü “Bunların niyeti demokrasi, özgürlük falan değil, bunlar ABD’nin maşası “ demeye getiriyor.
Gerçekten ayaklananların asıl amacı özgürlük ve demokrasi değil mi? Beşşar Esad, ayaklanmacıların bütün taleplerini yerine getirdi mi? Ayaklananlar emperyalizmin adamları mı?

Emperyalistler elbette bütün ayaklanmalara, devrimlere müdahale etmek isterler. Kontrol etmek isterler. Kendi yanlarına çekmek isterler. Fakat, emperyalistlerin bu niyetleri ayaklananların haksız ya da emperyalizmin maşası olması sonucunu doğurmaz. Ayaklananlar kendilerini emperyalistlere sattığında artık bu damgayı onlara vurabilirsiniz, ama daha önce değil.

Suriye’de de muhakkak ayaklananlar içinde emperyalistlere sempati duyanlar vardır. Emperyalistler ayaklananlara şöyle ya da böyle destek de veriyor olabilir. Fakat, Suriye’de ayaklanan bütün bir halkı emperyalizmin iş birlikçisi saymak ve bu nedenle ayaklanmayı ve taleplerini karalamak, küçümsemek doğru değildir.

Beşşar Esad, gerçekten ayaklananların taleplerini kabul etmiş midir? Buna dair bir uygulama görülmüyor. Elli yıla yaklaşan olağanüstü hal durumu kalkmıştır, ifade ve basın özgürlüğü üstündeki kısıtlamalar kalkmıştır demek, tek başına hiçbir şey ifade etmiyor. Silahsız ve saldırısız gösteri yapanların üzerine kurşun sıktığınızda, göstericileri damlardaki keskin nişancıların kurşunları ile öldürdüğünüzde, söylediklerinizin hepsinin birer yalan olduğu açıktır. İnsanlar sadece sözlere bakmaz. İcraata da bakar. Beşşar Esad iktidara geldiğinden bu yana özgürlük ve demokrasi üzerine çok sözler etmiştir. Fakat, bu sözlere rağmen baskı ve zulüm sürmüştür. Esad’ın sözlerine inanların düşüncelerini açıkça ifade etmeleri onlara pahalıya mal olmuş bir süre sonra kendilerini hapishanelerde bulmuşlardır.
Beşşar Esad’ın ayaklananların taleplerini yerine getirmek istiyorsa yapacakları bellidir. Tunus’ ta yapılanları en kısa sürede yapmalıdır. Yani; halka zulmeden bütün yöneticileri görevden alıp bunların yargılanmasını sağlamalıdır. Serbest bir seçimle oluşturulacak bir Kurucu Meclis vasıtasıyla demokratik bir anayasa yapılmasını sağlamalıdır. Bütün rüşvetçi ve hırsızlardan hesap sormalıdır. Bütün işkenceci ve zalimlerden hesap sormalıdır. Beşşar Esad bunu yapabilir mi?

Biraz zor. Çünkü, o da bu düzenin bir parçasıdır. Hesap soracağı, yargılayacağı düzen, kendinin de içinde ve başında olduğu bir düzendir. Bütün diktatörler ve zalim yönetimler “Aman devri sabık yaratmayalım”, yani geçmiş yönetimleri yargılamayalım derler. Eğer geçmiş yönetimler yargılanmazsa, yeni bir düzen yerleştirmek mümkün olmaz.
Bunun için bütün diktatörlüklerde, eski yönetim ayaklananlara karşı sonuna kadar direnmeye çalışır. Direnemediği noktada da kaçar, ülkeyi terk eder.

Hüsnü Mahalli ve onun gibi düşünenler bu hususu gözden kaçırmamalıdır. Beşşar Esad, bugün verdiği sözleri ya da uygulamaya koyduğu “reformları” ayaklanmadan önce gerçekleştirseydi belki, “Halk daha ne istiyor” sorusunu sorabilirdi. Fakat, bir kere ayaklanma başladıktan sonra reform vaatleri ya da kısmi reformlar kesmez. Artık diktatörler de gitmelidir.

evrensel.net
www.evrensel.net