Vicdan sınavı


25 Nisan 2011 09:51

“Bugün 24 Nisan, kahroluyor insan”. Hürriyet gazetesi yine Hürriyetliğini yaptı.

Dün İstanbul’da vicdani önemli bir olay yaşandı. 24 Nisan toplu tutuklamasının yıldönümünde Ermeni aydınları, o gece konuldukları Mehterhane Cezaevi önünde IHD öncülüğünde anıldılar,Türkiye’de vicdanı temsil eden insanlar tarafından, sonra akşam Taksim alanında buluşuldu.

Bir gazetecilik dersi vardır. “Köpeğin adamı ısırması haber değildir, ama adamın köpeği  ısırması haberdir” derler. Sözümüz meclisten dışarı.

Sonuç olarak Türkiye’de Ermenileri lanetlemek haber değeri taşımaz, ama sürekli haber yapılır.

Ama az sayıda cesur vicdanlı  insanın Ermeni soykırımı kurbanlarını anması, haberdir, hem de bomba gibi haber gazetecilik açısından.

Dün kendini Türkiye’nin NYT’si olarak gören Hürriyet, Türkiye’de ilk kez birçok şehirde yapılan 24 Nisan anmaları ve panelleri görmedi.

Gazetecilik mesleği açısından “sıfır”  not aldı.

Ertuğrul Özkök, bir zamanlar Gomidas heykeline köpek işetecek kadar aşağılık bir davranışta bulunmuş, sonunda “Gomidas’ı tanımıyordum” diyerek özür dilemek zorunda kalmıştı.

İyi bir müzik dinleyici olarak böbürlenen Özkök’ün Gomidas Vartabed’i tanımaması, doğrusu onun müzik sevgisinin derinliği konusunda insanı kuşkuya düşürmüştü o zamanlar. Belki sonradan görme varsıllar arasında şarap markaları sayıp, “müzikologluğu” ile entel olarak  iyi hava atıyordu, ama o manşet bir çok insan açısından onu bitirmişti.
Taksim’deki vicdani anma sırasında, vicdansızlık, parazitlik yaparak birçok değeri kirletmekten uzak kalamadı. Ama sadece devletin geçmişte yaptığı, komünist yayınları  dinletmemek için yaptığı parazit yayını andırıyorlardı.

Görevi geçen yıl aynı parazit işleri yapan İP’lilerden devralmışlardır.

Pankartlarına bakılsa, bayraklarına bakılsa “sol” bir izlenim veriyorlardı. Ama her şeyleri düzmece idi. En başta Ermeni ve Kürt sorununu Marksist perspektiften değerlendiren ilk yerli sosyalist olan ve kendisi de derin devletin bir kurbanı olan Dr. Hikmet Kıvılcımlı’nın ruhu lanetliyordu onları.

İsimleri bile bir telif hakları ihlali idi. 1971’de direniş simgesi olan THKP/C ve THKO’nun sanki devamı imişler gibi bir izlenim bırakıyordu adları. Ama o geleneklerle hiçbir bağları yoktu.

Tıpkı bugünkü TKP’nin, tarihi TKP geleneği ile bir bağının olmayışı gibi.

Devir ne de olsa marka devri. Erken kalkan markayı kapar! Tıpkı İnternet’te bazı  isimlerin, asıl sahiplerinden önce kapatılması gibi.
*
Tekrar Hürriyet’e dönecek olursak, “Düşmanını Bile Anan Ruh!” manşeti altında, “En Uzak Halklarla Kenetlendik” alt başlığı altında, Çanakkale Savaşlarında ölen düşman askerlerinin anılmasının haber veriliyordu.

Evet öyle bir ruh ki, düşmanını  bile anar, ama “devletin güvencesi” altında, İstanbul Emniyet Müdürü Bedri Beyin yönetimindeki operasyon sonucu tutuklanan ve Hapishane müdürü İbrahim bey tarafından Ayaş ve Çankırı’ya gönderilen ve ilk “göz altında kayıp” ve “yargısız infaz” örneği olan Ermeni aydınlarını anamaz.En uzak halklarla bile kenetlenebilir, ama Ermeni halkı ile asla!

Hürriyet gazetesi, İstanbul’daki anma haberini es geçmiş ama, hemen “Emperyalist” ülke bayraklarının önünde selama duran Türk askerlerinin resmi ile verilen Çanakkale haberinin yanındaki sayfada, Erivan’da bir grubun Türk bayrağını yakışını “Törenle yaktılar”  diye vererek, ve buna Hrant’la ilgili “1 milyon 500 bin +1” pankartını  ekleyerek, bizim ne kadar asil, katlettiğimiz Ermenilerin kibar deyimle, ne kadar “sorunlu” olduğunu göstermiş oluyor.
Altında da Obama’ya bir fırça: “Bir Soykırım Demedi”.
Ne diyelim o da Obama’nın ayıbı…
Kim bilir kaç ihale gitti, kaç  silah alımı yapıldı, bu tek sözcük uğruna.
*
Siz de Amerikan bayrağını yakarsınız olur biter.
Zaten vakayi adiyeden bir eylemdir bizim buralarda…

evrensel.net
www.evrensel.net