Politikada tesadüflere yer yoktur!


21 Nisan 2011 10:47

YSK’nın –Yüksek Seçim Kurulu- Emek, Demokrasi, Özgürlük Blokunun yedi  bağımsız adayını veto etmesi beklenmedik bir gelişme olarak açıklanabilir mi? Beklenmedik gelişme derken, kuşkusuz bu durumun önceden tahmin edilebileceğini kastetmiyorum. Ancak Kürt sorunu konusunda son günlerde peş peşe meydana gelen gelişmeler, bu ve benzeri gelişmelerin önünü açmıştı ve YSK açılan bu yolda ilerlemekten başka bir şey yapmadı.

Neydi bu gelişmeler kısaca onları hatırlayalım: Önce AKP’nin seçim beyannamesi Başbakan Erdoğan tarafından açıklandı. Hayretle görüldü ki, “2023 Türkiyesi” adı altında ilan edilen bu beyannamede Kürt Sorunu hemen hemen hiç yer almıyor, konuya değinildiği yerlerde ise önemsiz bir kaç şeyden söz ediliyordu. Bu durum AKP’nin seçimleri kazanması ve yeniden hükümet olması durumunda Kürt sorunu konusunda nasıl bir yol izleyeceğinin ilan edilmesiydi.
Daha sonra Başbakan Erdoğan’ın “Kürt sorunu yoktur, benim Kürt kardeşlerimin sorunları vardır” açıklaması geldi. Başbakan bu açıklamasıyla Kürt sorununun varlığını inkar ederken, sorunu Kürtlerin bireysel bazı hakları çerçevesine yerleştiriyordu. TRT 6 (şeş), bazı Kürtçe yer adlarının iadesi, özel bazı kanallardan TV ve radyo Kürtçe yayınlar yapılması ve buna benzer bazı küçük adımların Kürt sorununu çözmeye yettiği böylece ilan edilmiş oluyordu. AKP açısından gerisi artık bölgenin kalkınması sorunuydu ve hükümet bu konuda adım atacaktı vb... vb...

Verilen sinyaller çok açık değil miydi? Hükümet tarafından politik atmosferin böylece zehirlendiği bir durumda, YSK’nın “yüksek yargıçları” verilen mesajı almamazlık edebilir miydi? Onlarda doğrusu politikayı anlamamazlık etmeyeceklerini büyük bir “yetenekle” ortaya koydular. Dicle, Zana, Kışanak’ın da aralarında olduğu bağımsız adaylara vetoyu yapıştırdılar. Dicle ve Zana’nın neden ilk sıraya konulduğu son derece açıktır. Gericilik, enselerinden tutup Meclisten attığı bu milletvekillerinin, yeniden ve kurulu statükoya meydan okumak üzere Meclise gelmeleri hazmedilir, yenilir, yutulur bir şey olarak görmemektedir.

Verilen işaretler bunlardan ibaret değildir. Vetoyu protesto eden kitlelerin üzerine ateş açılmış, bir Kürt vatandaş öldürülmüştür. Sivil itaatsizlik eylemlerine yönelik baskılar artmaktadır. Gelişmeler AKP Hükümetinin önümüzdeki dönemde de “güvenlik ve milli birlik siyaseti” izleyeceğini, Kürt sorunu konusunda demagoji ile de olsa “kitleleri tahrik edecek”
-”açılım” böyle bir sonuca yol açmıştı- bir tutum içine girmeyeceğini açıkça göstermektedir.

Bazılarını sıraladığımız bu gelişmeler tesadüfen arka arkaya gelmiş değildir. AKP’nin statükonun korunması, kendi anlayışının merkezinde yer aldığı yeni statükonun savunulması konusunda tüm gücüyle çalışacağını görmek gerekiyor. Generallerle, ABD’nin ağabeylik yaparak sağladığı uzlaşma, AKP’nin çıktığı bu yolda ilerleyeceğini ortaya koymaktadır. Ancak politika gericiliğin saldırılarından, varmak istediği hedeflerden ibaret değildir. Bunun karşısında demokrasi, özgürlük, bağımsızlık isteyen kitlelerin mücadelesi vardır ve bu iki karşıt gücün mücadelesi ortaya çıkacak olan tablonun nasıl olacağını belirleyecektir.

Veto’ya karşı tepkiler güçlü bir biçimde ortaya çıktı. Bu yazı yazıldığında YSK vetoya yapılan itirazlara ilişkin kararını henüz açıklamamıştı. Ancak geri adım atılacağına yönelik bazı belirtiler bulunuyordu. Muhtemelen de geri adım atılacak. Bu adım atıldığında, bu durum sadece YSK’nın geri adım atması, sözde “hukuku uygulaması” anlamına gelmeyecek, asıl olarak yeni saldırı dalgasının püskürtülebileceği anlamına gelecektir. Hükümet ve onun yönettiği devlet yanlış hesap yapmasın! Köprülerin altından çok sular aktı.

Kürt halkı örgütlenmesini ve kolektif bilincini geliştirdi, neler yapabileceği konusunda net bir fikre sahip oldu. Diğer taraftan emek ve demokrasi güçleri gelişiyor ve güçleniyor. Seçimler ve daha önemlisi seçim kampanyası süreci, gericiliğin saldırıları püskürtmek açısından son derece önemli ve bu dönemi hiç kuşku yok hakkını vererek değerlendirmek gerekiyor. Bugünden ortaya çıkan belirtiler bu durumun geniş kesimler tarafından farkına varıldığının güçlü işaretlerini veriyor. Yine hiç kuşku yok gericiliğin saldırıları boşa çıkarılacak, halk güçleri bu süreçten moral kazanarak, mevzilerini ilerleterek çıkacaktır. 

evrensel.net
www.evrensel.net