Mübarek’i nasıl bilirdiniz?


18 Şubat 2011 23:54

Toplumlar arası ilişkileri, devletler arası ilişkilerin alışkanlıklarından kurtarmadıkça insani sorumluluklarımızın hakkıyla yerine getirilmesi mümkün olmayacaktır.
Devletler arası ilişkinin gereği, iktidardayken Mübarek’i  kardeş ilan edip sırtını sıvazlarken, düştükten sonra “Kral öldü yaşasın yeni kral” diyebilmekse, bunu hiçbir insan evladı içine sindiremez. Sindirmemelidir. Sanki Mübarek’in otuz yıllık zulme dayanan saltanatında ordunun hiç payı yokmuş gibi halkın tepkisini maniple etme girişimleri uzun süre devam edeceğe benzemektedir.
MAZLUMDER’e işkence ve idam iddiaları ile başvuru yapan Suriyeli muhalif İhvan temsilcileri için elçilik önünde basın açıklaması yaptığımızda bazı muhafazakar gazeteciler, “Suriye’ye bir İsrail bir de MAZLUMDER karşı çıkıyor” biçiminde tepki göstermişlerdi.
Dış tehdit sendromuna kendini kaptırıp içerdeki zulmü örtbas etme eğilimi, bir çok çevrenin yaygın siyasal tercihini oluşturmaktadır.
Lübnan’ın işgalini protesto amacıyla yine MAZLUMDER adına düzenlediğimiz mitingde Arap liderlerini suç ortağı ilan ettiğim için miting alanında tepkilerle karşılaşmıştık. “Bırakın Arap yönetimlerini, siz İsrail’i eleştirin” tepkisi, çok net biçimde ve oldukça öfke dolu haykırışlarla dile getirilmişti.
Toplum ve özellikle onun muhalefet dinamiği olma iddiasında bulunanlar, iktidarcı, devletçi reflekslerden kendilerini özenle korumalıdırlar.  Yirminci yüzyılın en bulaşıcı hastalığı olan ulus devlet merkezli düşünce sistematiklerini zihin dünyalarımızda mahkum etmedikçe, başımıza daha çok Mübarek musallat olur.
“Mübarek’i nasıl bilirdiniz ?” sorusunu, çok değil bundan bir ay önceki algı dünyanız ile bir kez daha kendi vicdanınıza sorun. Aldığınız cevap bugünkünden farklı ise Türkiye siyasetine bakış açınızı acımasızca masaya yatırın. Yanlış ölçülerle doğru bir bakış açısı geliştirilemez.
Sadece eleştiriye tahammülsüzlük ve yolsuzluk iddiaları karşısındaki vurdum duymazlık bile Orta Doğu liderlerinin ortak karakteristiği olarak ele alınmaya değer şeylerdir sanıyorum. Bu iki konu, şeffaf yönetim ve demokratik kültürün olmazsa olmazlarıdır. Bunlar yokluğu, savaşı kaybetmenin nedeni olarak barut yokluğunu öğrenen Napolyon’un başka neden öğrenmeye ihtiyaç duymayacağı açıklıkta anlam ifade etmektedir.

evrensel.net
www.evrensel.net