Barış sorunu ve Öcalan’ın yol haritası üzerine düşünceler (3)


20 Nisan 2011 11:17

Öcalan, hazırladığı yol haritasının V.bölümünde yer alan “Eylem Planı”nda, ”Toplumsal sorunlarda önerilen her çözüm modeli pratik değer ifade etmedikçe zihin jimnastiği olmaktan öteye gitmez. Şüphesiz pratik adımlar da düşünceyle ilgilidir, yürüyen düşüncedir. Yine de başarılı çözümlemelerin değeri ancak pratikle yanıt bulabilir.” demektedir. Aynı yerde ikinci paragrafta, diyalogun ve müzakerenin önemine ve barışın değerine işaret etmektedir: ”Anlamlı diyaloglara her zaman öncelik verilmesi gerektiğine inanırım. Ama diyalog adına kendini kandırmanın da felaket getirdiğini bilirim.”

Öcalan bu satırları yazdıktan ve hükümete ilettikten iki ay sonra (19 Ekim 2009) “Habur hadisesi” cereyan etti. Hükümet ve yargı, silahını bırakıp barış için gelenlere olumlu yaklaştı.Barış umutları arttı.Fakat dava açılıp ilk duruşmaların Haziran 2010’da başlamasıyla birlikte duruşmalara gelen  barış grubu üyeleri,   tutuklanmaya başlandı. Latince bir deyiş var: ”Pacta sunt servanda”(Antlaşmaya uyulmalıdır). Bilmem bağ kurulabilir mi? Öcalan eylem planında, “Tarafların müzakere pozisyonunu hiç küçümsememek gerekir.En küçük bir müzakere zemini, en gelişkin ve başarılı geçen güç eylemlerinden daha değerlidir.” diyor. Bu söz, Cicero’nun “Pax melior est quam iustissimum bellum” ( Barış en haklı savaştan daha iyidir) deyişiyle birlikte okunmalı. Öcalan devam ediyor: ”Tek taraflı eylem planları iştiyakla yapılır. Zor olanı tarafları buluşturacak eylem palanları geliştirmektir. Karşılıklı empati olmadan bu tür planlar geliştirilemez.(…)Sunduğum görüşler daha çok tarafların birbirini gerçekçi tanımalarını sağlamayı ve olası ortak bir eylem planına ilişkin olmazlarla olabilirler konusunda aydınlatıcı olmayı hedefliyor.”

Öcalan üç tür planın bulunduğundan söz etmektedir. Bunlar,
1. Geleneksel inkarcı ve imhacı çözüm planı,
2. Federalist, milliyetçi çözüm planı,
3. Demokratik çözüm planıdır.

Öcalan, ilk iki planı analiz etmekte ve bu planların geçerli olamayacağını, çözüm için en uygun planın “demokratik çözüm planı” olarak nitelediği planın olduğunu savunmaktadır.Öcalan,  çağdaş gelişmelerin demokratikleşme doğrultusunda olduğunu, ABD ve AB’nin teşviklerinin;  medya, sivil toplum ve Kürtlerin eğiliminin demokratikleşme yönünde olduğunu tespit ederek ,bu durumun, planın uygulanabilirlik şansını artırdığını savunmaktadır. Öcalan, Devlet kurumlarının  demokratikleşme projelerine karşı çıkmadığı düşüncesiyle de bu tutumu demokratik çözüm şansını artıran faktör olarak belirtir. Öcalan, “Bu tarihi yeni durum karşısında taraflar arasında uygulanabilecek eylem planı birkaç aşamadan geçişi gerektirmektedir. Eğer demokratik çözüm planının ana hatları üzerinde devletin temel kurumlarıyla hükümetin mutabakatı oluşursa ve Kürt tarafıyla birlikte demokratik güçlerin de desteğini alırsa, muhtemel uygulamalar-aşamalar şu şekilde gelişebilir.”

Öcalan bu noktada üç aşamalı, şöyle bir plan sunar:

1. aşamada PKK çatışmasızlığı kalıcı olarak ilan edecektir. 2.aşamada  hakikat ve uzlaşma komisyonu TBMM’de oluşturulmalı. Bu komisyon çalışmalı. Bir af müessesesi oluşturulmalı. PKK’lılar uluslararası denetim/gözetim altında sınır dışına çıkarılmalı. PKK siyasi tutuklu ve hükümlülerinin bırakılmasıyla PKK güçlerinin sınır dışına çıkarılması aynı anda gerçekleşmeli. ”Biri diğersiz olmaz” ilkesi uygulanmalı. 3.aşama ile ilgili olarak Öcalan, demokratikleşmenin anayasal ve yasal adımlarının atılmasıyla silaha başvurma zemininin ortadan kalkacağı şeklinde bir belirlemede bulunmaktadır. Sürgün,vatandaşlıktan çıkarılmış ya da mülteci durumuna düşmüş  olanlar yurda döneceklerdir.KCK yasallık kazanacak ve PKK artık Türkiye sınırları dahilinde faaliyet göstermeyecektir. Legal faaliyetler esas olacaktır. Bu planın hayata geçmesi konusunda Öcalan kendisiyle ilgili olarak, hakikat komisyonunda savunma yapacak ve bu plan gereği de özgür bırakılacaktır. Öcalan’a göre işin doğası gereği bu sonuç beklenmelidir. Planın yürütülmesi için kendisi görevini yürütebileceği koşullara ve olanaklara kavuşturulmalı, ikamet sorunu çözülmelidir.

Bu bölümü bitirmeden önce Öcalan’ın yol haritasından son bir paragrafa daha yer verelim:

”Türkiye kamuoyunda ve Kürtlerin ezici çoğunluğunda yoğunca tartışılan ve ortaya çıkması benden beklenen demokratik çözüm ve planlamasına ilişkin taslak halinde düşünce ve önerilerimi bu biçimde sunabilirim.Açık ki, taraflardan gelecek düşünce ve öneriler temelinde düşünce ve önerilerimi gözden geçirmek, değiştirmek ve geliştirmek durumunda olacağım.”

Bu taahhüt, acaba, hâlâ geçerli midir? Barış sorunu, acaba,  Öcalan’ın yol haritasına göre çözülebilir mi? Haftaya…

evrensel.net
www.evrensel.net