Örtülü ya da örtüsüz DGM’ye son!


18 Nisan 2011 11:18

Barolarda başlayan ‘ulusalcı’ dalga İzmir’de biraz olsun kırılmaya başladı. İzmir Barosu ve Türkiye Barolar Birliği tarafından ortaklaşa düzenlenen “Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri-Olağanüstü Yargılamaların Olağanlaşmış Hali” konulu sempozyum, İzmir Adliyesi Konferans Salonunda gerçekleştirildi.Bu Sempozyum bence önemli bir tartışmayı başlattı. Umut ederiz bu tartışmanın, ayrımcı yargının sona ermesi sürecinin de başlangıcı olur.

Benim de konuşmacı olduğum,  Sempozyumun açılış konuşmasını yapan İzmir Barosu Başkanı Sema Pekdaş, sempozyumun ana konusunu oluşturan özel yetkili mahkemelerin önemine işaret ederek, “Avukatlar ve gazeteciler son zamanlarda özel yetkili mahkemelerin konusu oluyor. Bu iki meslek sahipleri, bu olağanüstü yargılamaların önemli konuları haline geldi” dedi. Sadece Kürtleri, “azınlıkları” ve sosyalistleri hedef aldığında, görülmeyen ya da görülmek istemeyen ciddi hak ihlalleri, eskinin “dokunulmazlarının” canını acıtmaya başlayınca, konunun özü tartışılmaya başlandı.

Olağanüstü yargının işlevi, her zaman politik ve ideolojik olmuştur, ve bundan en büyük zararı düşünce ve ifade özgürlüğü görmüştür. Dolayısıyla basın, yayınlama, okuma ve yazma özgürlükleri, daha önemlisi halkın bilgi edinme ve haber alma özgürlüğü ciddi kısıntılara uğramıştır.

Bu kısıtlamalar, kamuoyunun şartlandırılması ile, gerginlikleri arttırma ve kin ve nefret ortamının güçlenmesi, kutupsallaşma ve hatta linç kültürü gibi olguların güçlenmesine de neden olmuştur.

Bu ülkede olağanüstü yargı bitmek bilmiyor. Özgürlük sadece ‘benim’ özgürlüğüm, ‘ötekinin’ ise susturulması, hatta cezalandırılması anlamına geliyor.

TMY, sözde ‘terörle’ mücadele için, her türlü abartılı yetkiyi vermesine karşın, bu ülkede devlet terörünün kaynağına asla yönelmemiştir.

TMY, ‘terörizmle mücadele’ bahanesi ile, ifade ve basın özgürlüğünün engellenmesi, ‘öteki’ kimliklerin bastırılması ve cezalandırılması için kullanılmıştır.

TMY’nin verdiği olanaklar suistimal edilerek, yani kötüye kullanılarak, yargılama bir hesaplaşma aracına, Ergenekon soruşturması ile devlet terörünü dikine soruşturmak yerine, enine yaygınlaştırılmış, tali ilişkilerin, bölüşülen istemlerin yada düşüncelerin, ya da belli bir gruba aidiyetin cezalandırılmasına dönüştürülmüştür.

Böylece Ergenekon denen gizli devlet yapılanmasının ortaya çıkarılması engellenmiş ve asıl devlet terörü sorumlularının bir kaç yıl içinde serbest bırakılmasının önü açılmıştır.

Bütün bu dehşet verici hak ihlallerinin, korkunç bir ‘suç işleme özgürlüğünün’ milli güvenlik doktrininden,  onun gizli anayasasından ve konseyinden kaynaklandığı, siyasal iktidarların bu yapıyı bahane etme hakkı olmadığı gözardı edilmiştir.

Siyasi irade, sıkıştı mı, ‘devlet’ gerektiğinde, ‘teröristlerle’ de görüşme yapar derken, artık daha açık konuşmaya başlamış, ‘siyasi irade karar verdiğinde devlet görüşür’ deme noktasına gelmiştir. O zaman artık bir ‘bahane’ de kalmamıştır.

12 Eylül rejiminin getirdiği diktatoryal olanaklardan, 1983 seçimlerinden bu yana her siyasal iktidar, her ne kadar ‘demokratikleşmeden’ söz edilse de sonuna kadar yararlanmaktan imtina etmemiştir. Ve bu AKP iktidarı için de geçerlidir. Seçim barajının devamında ısrar, AKP’nin ne kadar ‘samimi’ olduğunun en önemli kanıtlarından biri haline gelmiştir.

Olağanüstü yargının sağladığı olanaklar ile, ‘sıra bizde’ mantığı ile gerçek suçun kaynağına gitmek yerine, ideolojik hesaplaşma tercih edilmiş, böylece yeni mağduriyetler yaratılarak, gelecekteki bu mantıkla yapılacak hesaplaşmanın önü açılmıştır.

İttihatçı kamp ile İtilafçı kamp arasında ki kavga 100 yıldır bitmek bilmiyor, farklı kisveler altında olsa bile. Türkiye bu iki akımın kavgasına mahkum değil.Bunu bitmesi için de, bir dostun deyişi ile ‘iştirakçi’ (sosyalist) bir müdahale gerekiyor.
Hürriyet, ‘mağdur’un ‘zalimlik’ sırasının gelmesi değildir.

Divan-ı Örfili, İstiklal Mahkemeli, Yüksek Adalet Divanlı, Sıkıyönetim Mahkemeli, Devlet Güvenlik Mahkemeli, Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeli ‘olağanüstü yargının’ 100 yıllık saltanatı, ve bunun değişen iktidar erklerine hizmeti artık bitmeli.
Adalete artık herkesin ihtiyacı var.

Ve bu asla ‘cezasızlık’, devlet adına «suç işleme» özgürlüğü anlamına gelemez ve gelmemelidir.

evrensel.net
www.evrensel.net