Milletvekili listelerinde kritik noktalar


13 Nisan 2011 07:14

Partilerin YSK’ya sundukları listelerdeki milletvekillerini belirlerken yaptıkları tercihler, 13 Hazirandan itibaren uygulayacakları politikaların da ipuçlarını veriyor. Bu açıdan öncelikle AKP’nin adaylarından başlayarak kritik temel noktalara dikkat çekmek faydalı olabilir.

AKP’nin listesinde en dikkat çeken noktaların başında Kürt milletvekillerinde yaptığı değişiklik geliyor. Erdoğan, Kürt milletvekillerinin yüzde 90’ının üzerini çizerken, Kürt illerinden listeye koyduğu isimlerle de, bir türlü açılamayan ‘Kürt açılımı’nın bundan sonraki akibeti hakkında da bir fikir vermiş oldu.

AKP’de, Erdoğan gibi ‘Türk Talebe Birliği’ geçmişlilerle kıyaslandığında, Kürt sorununda partinin -fazla konuşmalarına izin verilmemiş de olsa, onların sesini çok sınırlı da duyabilmiş olsak- gayriresmi yüzünü oluşturan Abdurrahman Kurt, İhsan Arslan gibi isimler liste dışı kalırken, resmi devlet çizgisini temsil eden Muammer Güler, Mardin birinci sıraya yerleştirildi. Eski İstanbul Valisi ve en son Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığından istifa eden Muamer Güler, Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in katledilmesinde ‘ihmali’ olduğu belirtilerek hakkında soruşturma açılması talep edilen isimlerden biri. Kamuoyunda yaygın olarak dile getirilen bu talebe Erdoğan’ın bugüne kadar neden sıcak yaklaşmadığı şimdi daha net görülmüş oluyor.

Hrant Dink, ‘tehditler’ aldığı dönemde İstanbul Valisi olan Güler’in Yardımcısı Ergun Güngör tarafından makamına çağrılmıştı. Hrant Dink, bu görüşmede vali yardımcısı Güngör’ün kendisine “Hrant bey siz, tecrübeli bir gazetecisiniz. Daha dikkatli haber yapmanız gerekmez mi? Sonra böyle haberlere ne gerek var? Bakın ortalık nasıl allak bullak oldu. Hayır, biz sizi biliyoruz ama sokaktaki adam ne bilsin? Bu tür haberleri başka bir niyetle yapıyorsunuz sanabilir” dediğini yazdı. Hrant Dink yine, bu görüşmeye Vali Yardımcısı Güngör ile birlikte iki kişinin daha katıldığını ve onlardan birinin kendisine “Sizin yazdığınız bazı yazılardan, her ne kadar üslubunuza katılmasak da, niyetinizin kötü olmadığını anlayabiliyoruz, ancak herkes bunu böyle anlamayabilir ve toplumun tepkisini üzerinize çekebilirsiniz” dediğini belirtmişti. Daha sonra bu kişilerin MİT mensubu olduğu kamuoyuna yansıdı.

İstanbul’daki 1 Mayıs kutlamalarında terör estiren, Newroz kutlamalarında merkezi yerlere izin vermeyen ve ‘resmi Nevruz’ törenlerinde ateşin üzerinden atlayarak gazetecilere poz vermeyi pek seven Güler ve ekibinin bundan sonra bölgede ne gibi ‘icraatlara’ imza atacağını hep birlikte izleyeceğiz. Ama başlı başına bu tercihin bile artık AKP’de, Kürt sorununun yeni dönemde ‘güvenlik’ merkezli olarak ele alınacağının bir işareti sayabiliriz.

Erdoğan’ın Gül’e yakın isimleri liste dışı bırakmış olması ise, AKP listelerinde dikkati çeken diğer önemli noktayı oluşturuyor. Bunun en önemli nedenlerinden birini muhtemelen, Erdoğan’ın başkanlık sistemine dair açıklamalarıyla Gül’ün bu konudaki açıklamaları arasındaki fark oluşturuyor. Erdoğan, 12 Haziran sonrası başkanlık sistemine gidecek adımlar attığında parti içinde pürüz istemiyor.

Erdoğan’ın ‘Milli Görüş’ geleneğinden gelen isimleri büyük oranda liste dışı bırakmış olması da, üzerinde durulabilecek bir başka nokta. Kürt politikasında Güler gibi bir ismi seçen Erdoğan’ın, rejim krizinin düğümlendiği diğer önemli nokta olan ‘laiklik’ gibi konusun da benzer bir seçiş yaptığı anlaşılıyor. Yani Erdoğan, yeni dönemde partisini bu açıdan da ‘güvenlikli’ bir noktaya doğru çekiyor. Alparslan Türkeş’in oğlunun AKP’den aday gösterilmiş olmasını da, MHP tabanına oynama hesabından kaynaklanan ve diğer tercihlerle örtüşen bir tercih olarak saptamak mümkün. Böylelikle Erdoğan partisini tam bir ‘devlet partisi’ konumuna çekiyor. Yeni dönemde Etyen Mahçupyan gibi kendisini her durumda, ‘AKP demokratizmi’ propagandası yapmaya hasretmiş isimler belki biraz daha fazla yorulacaklar. Eh bu da artık onların sorunu!

Partilerin 12 Haziran seçimlerine dair oluşturdukları listelerde dikkat çeken bir başka noktayı da Ergenekon sürecinin etkisi oluşturuyor. Listelerinde Ergenekon sanıklarına yer vermiş olan CHP ve MHP’nin, bu dava etrafından AKP’ye karşı oluşan tepkilerin rantını toplamayı hesapladıklarını söyleyebiliriz. AKP’nin ‘güvenlikli’ seçim listesi de seçim sonrası Ergenekon davasında ‘tadilatlar’ yaparak, bir dönemin bu ‘önemli hesaplaşma’ sürecini zaman içinde sönümlendirmeye yatkın görünüyor.

AKP, CHP ve MHP’nin listeleri içerdikleri göreli farklarla birlikte ‘güvenlik’ ekseninde kesişen hatlara sahip. Bu da bu partilerin başta Kürt sorunu gibi çözüm bekleyen önemli konularda birbirine daha fazla yaklaşacaklarının bir işareti sayılabilir.

Emek, Demokrasi, Özgürlük Bloku da bir başka yazımızın konusunu oluşturacak.

evrensel.net
www.evrensel.net