Kürt sermayesi AKP saflarında!


10 Nisan 2011 11:15

Bir Kürt burjuvazisinin bulunup bulunmadığı konusu, Sol-sosyalist çevrelerde uzunca bir dönem tartışma konusu oldu. Elbette bugün de bu tartışmalar üzerine çokça şey söylenebilir. Ancak toplumun işleyiş yasaları, dünün belirsiz/ anlaşılması zor ayrım ve çatışmalarını giderek daha fazla gün yüzüne çıkarıyor. Bölge’de son yıllarda yaşanan gelişmeler, en belirgin haliyle Diyarbakır Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Galip Ensarioğlu’nda ortaya çıkan hem Kürtlerin ulusal-kültürel taleplerinin dillendiren, hem de Kürt halkının mücadele ve taleplerine mesafeli bir Kürt burjuvazisinin bulunduğunu artık bir tartışma konusu olmaktan çıkarmıştır. Evet, bu burjuva çevreler, hem Türk burjuvazisiyle iç içe geçmiş durumda bulunmakta ve devletin Bölge’deki bütün ihalelerini almakta ama öte yandan Güney Kürdistan yönetimiyle iyi ilişkilere sahipler ve orada da yatırımlar yapmaktalar. Ve işte AKP de, bu güçlere yaslanarak Bölge’de kendi politikalarını etkin kılmaya ve ulusal demokratik halk hareketini bölmeye/ zayıflatmaya çalışmaktadır. Ve ABD’nin de ülkede eğer Kürt sorunu çözülecekse, kendi Bölgesel çıkarlarına engel teşkil etmeyecek ve mesela Güney Kürdistan egemenleriyle uyumlu tutum ve ilişkilere sahip sınıfın çözümünü isteyeceği bilinmez değildir.  

İşte Ensarioğlu ve Diyarbakır Sanayici İşadamları Derneği Başkanı Raif Türk’ün 12 Eylül Referandumu dönemimde AKP’nin tutumunu desteklemeleri ve son olarak 2011 Genel Seçimleri’nde Kürt burjuva çevrelerin adaylık için AKP’nin kapısında sıraya girmeleri bu gelişmelerden bağımsız değildir. Kürt burjuva çevreleri giderek daha aktif siyasal bir rol oynamaya yönelmiş bulunmakta v e bugünkü koşullarda bu yönelimin adresi AKP olmaktadır. Bu yönelim en açık ifadesini AKP’nin bugün kesinleşecek aday adayları arasında Diyarbakır Sanayi ve Ticaret Odası’nın eski ve şimdiki başkanları Kutbettin Arzu ve Galip Ensarioğlu’nun; Diyarbakır Organize Sanayi İşadamları Derneği Başkanı Aziz Özkılıç ve Veni Vidi Holdingin patronu Abdurrahman Açıkgöz’ün bulunmasında göstermektedir. Bu isimler arasında zaman zaman yaptığı çıkışlarla dikkat çeken ve Demirelci bir gelenekten gelen Ensarioğlu’nun Başbakan Erdoğan’ın “daveti”yle AKP saflarına katılması anlamlıdır- ki aynı Ensarioğlu, Sanayi ve Ticaret Odası seçimlerinde Kürt ulusal hareketinin temsilcileriyle ittifak yaparak oda başkanı olmuştur. Yani süreç, yeni bir ayrışmayı dayatmış bulunmaktadır.

Demokratik Toplum Kongresi’nin geçtiğimiz aylarda kamuoyuna açıkladığı “Demokratik Özerklik Modeli” taslağı, “halk meclisleri” sistemini öngörmesi ve “tekelciliğe karşı komüncü ekonomik politika”yı savunması nedeniyle Kürt burjuva çevreleri tarafından tepkiyle karşılanmıştı. Kürt burjuva çevreleri, DTK taslağındaki demokratik halkçı taleplerin kendi talepleri olamayacağını, hazırlayanların görüşlerini yansıttığını söylemişlerdi. Evet, bugün TÜSİAD da, “Kürtlerin başka (Kürt ulusal hareketinden başka) temsilcileri var” söylemleri eşliğinde öne çıkarılmaya çıkarılan Kürt sermaye çevreleri de bir çözümden yanadır. Bu gelişmeler üzerinden Kürt sorununun çözümü tartışmaları, giderek “kimlerin çıkarı temelinde ve nasıl bir çözüm” tartışmalarına doğru evrilmektedir.  

Bugün TÜSİAD ve AKP’nin arkasında saf tutan Kürt burjuva çevreleri, Kürtlerin dil-kültür ile ilgili taleplerinin belli oranlarda karşılanması karşılığında Bölge’nin yer altı ve yerüstü kaynaklarının sonuna kadar yağmaya açılmasını istemektedir. Sorunun Kürt yoksullarının-emekçilerinin çıkarları temelinde çözümünün bu yağmacı, sömürücü sermaye çevrelerinin çözümünden farklı olacağı bilinmez değildir.“Demokratik Özerklik” statüsünün sağlanması ve anadilde eğitimin önündeki engellerin kaldırılması, Bölge’nin yer altı ve yerüstü kaynaklarının özerk yönetim eliyle kamusal işletiminin sağlanması, kentlerin kenar mahallelerinde yaşamak zorunda bırakılan Kürt yoksullarının iş, barınma, beslenme, eğitim, sağlık gibi temel insani yaşam koşullarının sağlanması, en genel hatlarıyla bu demokratik halkçı çözümün çerçevesini çizen talepler olarak belirtilebilir.

AKP’nin arkasında saf tutan Kürt burjuva çevreleri ile sorunun demokratik halkçı çözümü için alanlarda olan Kürt halk güçleri arasındaki ayrışma seçim sürecinde daha da açığa çıkmış bulunmaktadır. Ve bu çatışma, seçimlerin de ötesinde “nasıl bir çözüm“ sorusunun cevabını vermek bakımından büyük önem taşımaktadır.  

evrensel.net
www.evrensel.net