Anayasa, talkın ve salkım meselesi (1)


09 Nisan 2011 10:35

Kirvem,

Şu anda yürürlükte olan anayasamıza göre bu memleketin, bu ülkenin  “yurttaş”ları olan bizler, örneğin ben; belki de su katılmamış bir “Ermeni dölü!”, sen; belki de bir “Alevi!”, o; dini bütün Sünni Müslüman bir Türk!”, beriki; kart-kurt kökenli bir “Kürt !”, bir diğeri; Musevi, Süryani, Keldani, Laz, Çerkez, Pomak, Yezidi, Roman falan filan derken, sonuç itibariyle hangi “bağın bağbanı”, hangi “soyun sopu”, hangi “etnik köken”e, erkek veya dişi hangi “cins”e mensup olursak olalım, eninde sonunda hepimiz bu “cennet” vatanın “birinci sınıf” vatandaşlarıyız elhamdülillah!…

Yani?...

Yani kimilerimize göre sağından solundan hafif yollu kırpılan,  orasından burasından çekip çekiştirilip, sonra da allanıp pullanıp “rötuş”lanan bazı maddeleriyle giderek kırk pineli “bohça”yı andırırken, yine de ası, astarı, sicili itibariyle “apolet”li anayasa olmaktan öteye gitmeyen, gidemeyen, dahası da temel “felsefe”si “tek”çi, dayatmacı zihniyetle yoğrulmuş “vesayet”çi anayasamızın hükümlerine bakılırsa, bu ülkenin “bilumum” vatandaşları “devlet baba”mızın nezdinde, onun  indinde hem “yurttaş”, hem de her biri başlı başına birer güzide “evlat”ları olarak, en ufak bir farkımız mafiş!..

Nitekim evlatları arasında zerre kadar, miskal kadar ayrılık gayrılık gözetmeyen, hepsine, ama istisnasız hepsine aynı milimetrik ölçülerle “eşit” mesafede durmayı, tümüne aynı sevecenlikle kucak açmayı sadece görev değil, aynı zamanda da “demokratik, laik, sosyal, hukuk devleti” olmanın gereğince harfiyen uygulayan devlet babamızla ne denli övünsek bittabi ki azdır alimallah!..

Aslında “baba”mızın gerek hak, gerekse hukuk, özellikle de sosyal adaletten yana ağır basan “kantar”ının yanı sıra, keza hassas terazisiyle kendi evlatları arasında a’dan z’ye kadar ekip biçtiği birlik ve beraberlik duygusunun; memleketin her tarafında, en ücra mezrasında bile ibadullah sergilenmesi için gösterdiği “hassasiyet”,  bizatihi kendi yurttaşları arasında değil, aynı zamanda da uluslararası camiada da “saygın”lık kazanmasını güya sağlarken, beri taraftan da şu kırtıpil alemde kendi halkları arasında şu ya da bu nedenlerle hır-gür çıkan; dolayısıyla birlik, dirlik ve beraberlikleri zedelenip bir bakıma zaten  olmayan huzurları da neredeyse hepten tuzla buz olan ülkelere de son zamanlarda “örnek” olması gerçekten de onur vericidir ka yavrum!

Kirvem anayasadan yola çıkıp hayli lafladıktan sonra, yine de kısaca belirtmek gerekirse diyeceğim o ki, şu anda başımızda bulunan, daha da doğrusu yüce devletimizin “çark”ının hangi minvalde, hangi yönde dönmesinin zaruri olduğuna dair karar veren “iktidar”daki “devletlu”larımız, bir yandan kendi halklarıyla başı sıkışan başka ülkelerin “muktedir”lerine sebillullah, bol kepçeyle “akıl” dağıtırken, beri taraftan da bizim ülkemizdeki “sözde” istikrar veya birlik beraberlikten dem vurup, bunu da el alemin gözüne sanki sokarcasına dillendirmeleri, özüme kalırsa hem hoş değil, hem de atalarımızın bizlere miras olarak bıraktıkları “Ele verir talkını, kendi yutar salkımı” deyimince de en hafifinden ayıptır zo!

Öyleyse?..

Öyleyse haftaya berdevam Kirvem!

evrensel.net
www.evrensel.net