Anlama güçlüğü


08 Nisan 2011 09:42

Genelkurmay, cezaevinde  bulunan 163 askeri personelin tutukluluk hallerinin devamını anlamakta güçlük çektiğini belirten bir açıklama yaparak mazlumu oynamaya devam etti.

Askerlik yapanlar, hele de askeri cezaevlerinde bulunmuş olanlar iyi bilir; bu rütbelilerin yıldız sayısı ne olursa olsun, hepsi her şeyi çok çok iyi bilir, onlar hiçbir şeyi anlamakta güçlük çekmezler. Onlar tarih bilir, siyaset bilir, sanattan ve edebiyattan anlar, onlar her halttan anlarlar; zorla topladıkları insanlara her konu üzerine nutuk atmaya bayılırlar... Holding paşalarının üstün yeteneklerinin ülkemizin üretim ve yönetim kalitesini ne kadar artırdığını görüp onlarla gurur duyuyoruz, televizyonlarda boy gösteren subay emeklilerinin her konudaki değerli yorumlarını dinlemekten zevk alıyoruz…

Yüksek kapasitelerine rağmen, rütbelilerin içine düştüğü bu anlama güçlüğü beni şaşırttı, ama birçok olayı hatırlattı; ben de bu olayları anlama güçlüğü çekiyorum. JİTEM’i kurduğunu söyleyen, bunu da kitaplaştıran bir emekli subay ortalıkta bas bas bağırırken, JİTEM’den resmen maaş alan itirafçılar işledikleri cinayetleri anlatırken; Genelkurmay geçen yıl yargıya verdiği bir cevapta JİTEM’in varlığını inkar etmişti. Şimdi ben bu işi anlamakta güçlük çekiyorum; JİTEM var mı, yok mu?.. Varsa niye var, eğer yoksa da Mutki’deki toplu mezarları kim açtı?.. Bu bir anlama güçlüğüdür.  

Bu yılki Metin Göktepe gazetecilik ödülünü haber dalında kazanan Vatan Gazetesi Muhabiri Kemal Göktaş, 19 Aralık 2000’de cezaevlerinde yapılan katliam planlarını ortaya çıkaran bir haber yaparak bugüne kadar gizlenen bazı gerçekleri aydınlattı.  Jandarma Genel Komutanlığı, Tufan adını verdiği o kanlı operasyon planını 11 yıldır yargıya vermeyip saklamış, sonuçta tesadüfen bir yerde bulmuş ve yıllar sonra mahkemeye göndermiş. O davada yapılan sadece bu değildir; operasyona katılanların isimleri operasyondan tam 6 yıl sonra yargıya bildirildi ve dava da ancak 10 yıl sonra ve sadece 39 er hakkında açılabildi. Bu dava halen sürüyor, yargılanan erlerin komutanı ise yok sayılıyor. Bu işler de başka bir anlama güçlüğüdür.  

Uzun yıllar önce ABD’li Lockheed firması, Türkiye dahil olmak üzere birçok ülkede askeri yetkililere rüşvet dağıttığını açıklamak zorunda kalmıştı. Bu açıklama dünyada deprem etkisi yarattı, hükümetler düştü, hatta bir ülkenin başbakanı intihar etti. Bizde ise hiçbir şey olmadı, tek bir subay hakkında dahi soruşturma açılmadı. Yani o dönemin askeri yetkilileri o firmadan hiç mi rüşvet almadı, neyi sakladınız, niye sakladınız?.. Bu da bir anlama güçlüğüdür..

Askeri cezaevlerinde işkenceyle öldürülen, gözaltında kaybedilen, kaçarken vurulduğu söylenen, faili meçhul kaydı düşülüp toplu mezarlara gömülen binlerce halk çocuğunun katili neden ortada yok, kim saklıyor, neden saklıyor?.. Bu ülkede uyuşturucu, silah ve altın kaçakçılığı en çok hangi sınır bölgelerinde var ve onca askeri yoğunluğa rağmen oralarda bu işler nasıl yıllardır devam ediyor; o tezgah kimlerle dönüyor, nasıl dönüyor?..  Bunları anlamakta da güçlük çekiyoruz.  

Bu hesapları veremeyenlerin başka konularda anlama güçlüğü çekmesi, bu ülkenin halkını hiç ama hiç ilgilendirmiyor, çünkü onlara artık kimse inanıp güvenmiyor. Önce, bizden saklayıp bize anlatmadıklarınızı anlatacaksınız, sonra da eğer çekerseniz anlama güçlüğü çekeceksiniz.

Yemezler !.. 

evrensel.net
www.evrensel.net