Beklentiler ve gerçekler


06 Nisan 2011 14:16

İnsanlar hep daha iyi koşullarda yaşamak, bunu sağlamak için de iyi bir eğitim almak, çalışmak, üretmek, kendisi ve ailesinin gelecekte rahat etmesi için uğraşır. Yaşamın neredeyse tümünü kaplayan bütün bu çaba içinde harcanan emeğin, yürütülen mücadelenin özünü hep daha iyi bir gelecek kaygısı oluşturur.  

Gelecek korkusu içinde kendine ve geleceğe olan güvenini kaybetmiş, ileride ne olacağının belirsizliği içinde umutlarını yitirmiş bireylerin sayısının hızla arttığı bir dönemi yaşıyoruz. Bu duyguları en yoğun şekilde yaşayanlar, kuşkusuz üniversite kapısında okumak için bekleyen, üniversiteyi bitirip de işe girmeyi bekleyen, işe girebilmişse güvenceli çalışmayı bekleyen, çalışma ve yaşam koşullarının bir şekilde iyileşmesini bekleyen vb. gibi beklentiler içinde olanların sayısı o kadar çok arttı ki, burada hepsini sayabilmemiz mümkün değil.

Toplumun geniş bir kesimi bu kadar yoğun beklentiler içinde iken, sistemin gerçeklerinin bu beklentilerin ancak çok azını karşılayabildiği somut bir gerçek. Buna rağmen, mevcut ekonomik-toplumsal yapı bireylerin ihtiyaçları ve beklentileri ile uyumlu olmamasına rağmen, neden sorunları yoğun bir şekilde yaşayan gençler, işçiler, kamu emekçileri, kadınlar, çevreciler vb. gibi kesimler birlikte değil de genellikle kendi alanlarının sınırlılıkları içinde mücadele etmekle yetiniyorlar?

Kapitalizm kendi varlığını süreklileştirmek adına bünyesinde barındırdığı bütün çelişkileri en aza indirmek hatta yok saymak ve kendisini yeniden üretmek adına insanların soracağı soruların ve cevapların sınırlarını ve içeriğini kesinleştirmeye çalışır. Bu amaçla özellikle sistemle sorunu olan eğitim, sağlık, güvencesiz çalışma, barınma vb. alanlarda yaşanan sorunlar nedeniyle sistemden umudunu kesmeye başlayan kitleler içinde, geleceğe yönelik olumlu beklentiler yaratacak düşünce yapıları geliştiriyor ve özellikle kitle iletişim araçları ile bunu hızlı ve etkili bir şekilde yayıyor.  

19. yüzyıla özgü çalışma ve yaşam koşullarının giderek yaygınlaşması, buna karşın sendikaların temsil ettiği kesimlerin taleplerinden uzaklaştıkça daha etkisiz hale gelmesi, toplumun çeşitli kesimlerinin bir süredir yaşadıkları korkuları daha da büyüttü. Kendisi ve ailesinin geleceği için endişelenen, güvenceli bir iş ve insanca yaşamak için bir şeyler yapılması gerektiğini düşünen insanların tepkilerini engellemek adına bu sefer de genel seçim bahanesiyle çeşitli “reçeteler” yazılmaya başlandı.

Bir düşünün, gün geçtikçe sayıları artan emekçi kitleleri hedef alan ve onların geleceğe yönelik olumlu beklentiler içine girmelerini sağlayacak politikalar geliştirilemezse neler olur? Bireylerin çalışma ve yaşam koşullarını sorgulaması, eleştirmesi hatta bir şeyleri değiştirmek için harekete geçme ihtimali gündeme gelir. Belli bir zaman sonra bu düşünceler maddi bir güce dönüşebilir ve sadece düşünce olmaktan çıkarak eyleme geçebilir. Bütün bunların kendiliğinden gerçekleşmeyeceği, ancak işçi sınıfının ekonomik-siyasal örgütlerinin zamanında ve doğru müdahaleleri ile mümkün olabileceğini belirtmemize gerek yok. Tarih boyunca egemen sisteme karşı gerçekleşen kitle hareketlerinin büyük bölümü böylesi durumlar üzerinden (Tunus, Mısır vb. gibi ülkelerde olduğu gibi) ortaya çıkmış, hatta bu tür durumlar farklı nitelikteki devrim hareketlerinin de temelini oluşturmuş.

Başta ülke nüfusunun önemli bir bölümünü oluşturan öğrenci ve işçi gençler olmak üzere, toplumun geniş bir kesimini etkisi altına alan olumlu beklentilerin, yaşamın gerçekleri karşısında gün geçtikçe azalması, eğitimde, sağlık alanında, çalışma ilişkilerinde yaşanan olumsuz gelişmeler, koşulların her geçen gün daha da katlanılamaz hale gelmesi, ne kadar uğraşsalar da yaratılmaya çalışılan olumlu beklentilerin, gerçeklerin duvarına çarparak dağılmasını engelleyemiyorlar.

Bugün pek çok korkunun kaynağı olarak görülen gelişmeler, insanca bir yaşam ve daha iyi bir gelecek için örgütlenmenin ve herkesin bulunduğu yerden mücadeleye katılmasının başlatıcısı işlevi görüyor. Bugünlerde şu ya da bu şekilde sistemin acımasız gerçekleri yüzüne bir tokat gibi çarpan herkes, yalanlarla yaşamayı terk edip, yaşamın gerçekleri üzerinden bir araya geldiğinde, yaşadığı sorunları yaratan nedenleri ortadan kaldırma mücadelesinde ne kadar önemli bir engeli aştığını görecek.

evrensel.net
www.evrensel.net