Şifre rezaleti derinleşiyor


03 Nisan 2011 10:49

Üniversiteye giriş sınavının birinci aşaması olan YGS’nin üstünden bir haftadan fazla zaman geçmesine ve ÖSYM’den yapılan “Sınavda bir güvenilirlik sorunu yoktur” açıklamalarına karşın, “sınavdaki şaibe” tartışması derinleşerek sürüyor. Bu tartışmaların yanı sıra savcılık ve idare tarafından da bir soruşturma başlatılmış bulunuyor.

Her zaman olduğu gibi ÖSYM Başkanı Ali Demir başta olmak üzere, yetkililer, “Hiçbir sorun yoktur. Sınav adil bir biçimde yapılmıştır” deseler de; ortaya çıkan bilgiler ve sınava giren öğrencilerin ifadeleri, soru kitapçıklarındaki yanıtların bir şifresi olduğu, bu şifreyi bilen birisinin 40 matematik sorusundan 37’sinin doğru yanıtını bulabileceği belirtiliyor. Ve bu şifrenin de dışarıda bazı kişilere ulaştırıldığı da iddialar arasında.

Dün ÖSYM Başkanı Ali Demir, bir haftadır ve giderek dozu artan tepkilere, ortaya atılan “sorulara” yanıt verdi. Ama ÖSYM Başkanı, “YGS’de hiçbir adayı haksız bir şekilde, diğerinin önüne geçilecek herhangi bir uygulama asla oluşmamıştır. Bu nedenle tüm adaylarımızın ve velilerin son derece rahat olmalarını ve gerçekleşmiş olan sınavdan şüphe etmemelerini istiyorum” demenin ötesinde, sınavdaki şaibe iddialarına karşı inandırıcı bir açıklama yapmamıştır. Demir açıklamasında, “Şifreleme sadece basına verilen kitapçıkça var. Geri kalan 1 milyon700 bin kitapçıkta böyle bir şey yok” demişse de; bu tez zaten daha önce de inandırıcı bulunmamıştı. Çünkü “basına neden şifreli bir kitapçık verildiği”nin açıklaması yok!

Teferruatlardan arındırırsak, konu ile ilgili olarak, şunları söyleyebiliriz:
1-) Son yıllarda ÖSYM’nin yaptığı sınavlar hakkında kuşkular vardı. Ama KPSS sınavlarındaki skandalla birlikte ÖSYM’nin itibarı da sıfırlanmıştı. Ancak onca tartışmadan sonra KPSS’deki organize soru çalma ve dağıtma mekanizması açığa çıkarılmadığı için, bugün bu skandalın devamı yaşanmaktadır. Eğer o gün KPSS’ye müdahale eden “çete organizasyonu” ortaya çıkarılsaydı; artık sınavlarda şaibeli durumlara yol açacak girişimlere karşı durulacağı konusunda toplum vicdanını tatmin edecek bir tutum alınsaydı, bugün bu kepazelik yaşanmazdı.
2-) ÖSYM Başkanı ve öteki yetkililerin açıklamaları inandırıcı bulunmamaktadır. Dahası İstanbul’da altı okulda sadece kız öğrencileri sınava sokarak, kimi çevrelere mesaj veren gücün ÖSYM’de gücünün arttığı dikkate alındığında; sınavdaki şifrelemeye, bu şifrelerin yine organize biçimde malum çevrelere ulaştırıldığına dair kuşkular da giderek artmaktadır.
3-) ÖSYM çevresinde olan biteni anlamak için ÖSYM ve üniversiteye giriş sınavlarının;
a-) 16 milyar TL’yi aşan bir piyasa oluşturan dershane sisteminin,
b-) Bu dershane sitemi içinde dershane zincirleri kuran ve bu piyasa üstünde egemenlik kurma yanı sıra sistemi kendi ideolojik ve siyasi çıkarları için kullanmak isteyen tarikat, cemaat ve siyasi partilerin,
c-) ÖSYM’nin amiri durumundaki YÖK’ün aşırı politikleşmiş, AKP Hükümeti’nin üniversite ve akademi alanındaki kadrolaşmasının, ülkenin ideolojik hayatına müdahale etmede iyice pervasızlaşmasının kıskacında olduğunu görmeden anlaşılamazdır.     

ÖSYM Başkanı’nı açıklamaları öğrencileri de, velileri de uzmanları da tatmin etmiş görünmüyor.
Sadece uzmanları, öğrenciler, veliler değil, ÖSYM Başkanı Demir de açıklamalarını pek tatmin edici bulmamış olmalı ki; daha açıklamaları haber merkezlerinde yorumlanmadan, çarşamba günü ÖSYM Başkanı’nın yeni bir açıklama yaparak basını bilgilendireceği duyuruldu. .

Çünkü artık kimse sınavların güvenilirliğine inanmıyor; kolayca da inanacak görünmüyor.

Çünkü bu sistem (sadece sınav sistemi değil, insanları birbiriyle yarıştıran, işi, sağlığı, eğitimi, piyasanın insafına terk eden sistem) çürümüştür; kokusu ülkenin dört bir yanı sarmıştır. Ve elbette bu “sınavların kaldırılmasını isteyenlerin” ne kadar haklı olduğu şimdi daha iyi anlaşılmaktadır. Ama artık sorun, “sınav sistemin kaldırılması” talebini aşmış; parasız, demokratik, laik eğitim mücadelesinin, iş, özgürlük ve demokrasi mücadelesinin bir alanı haline gelmiştir.

evrensel.net
www.evrensel.net