Zekeriya Öz ve Özel Yetkililik…


03 Nisan 2011 10:48

Sonunda geri adım atıldı. Dayanılamadı. Tutulan mevzi fazlasıyla “ileri”ydi; savunulamadı. Gördünüz mü sevgili Öz’ünüzü almadan edemediniz!

Ama kamufle edilmeye çalışıldı. Nasıl Mübarek “yük” haline gelince, Mübareksiz devam etme yolu tutulduysa, Öz’süz devam kararı alındı. Öz artık “yük”tü çünkü! Çok ileri gitmişti. “İleri demokrasi”nin militan bir avangardı olarak, üstlendikleri fazla “ileri”ydi. Tabii ki ilerici değildi; “ileri demokrasi” kapsamındaki “ileri” adımlarını geriye doğru atmıştı. Kitap toplatmak neydi? Hele basılmamışını? Basın özgürlüğünün neresine sığmıştı? Bal gibi suçtu burjuva hukukuna göre. Bal gibi gericilikti! Kimsenin kitap yazmasına, düşüncelerini açıklayıp yaymasına karışılamaz, terör sayılamazdı, düzmece raporlarla “terör örgütü üyeliği”ni delili olarak ileri sürülemezdi.

Çok ileri gitmişti Öz, henüz sanal ortamdaki “İmamın Ordusu”nun bulundurulmasının “terör örgütüne yardım” suçu olduğuna karar vermiş, olağan burjuva hukukunda bulunmayan geleceğe matuf “tehdit” kararı çıkarmıştı. Polisi seferber etmiş, bilgisayar hard disklerinden kazımaya girişmişti “İmamın Ordusu”nu. Bu kadar imamcılık ya da imamcılığın bunca göstere göstere yapılması sorun oluşturmuştu! Adalet duygularını incitir şeydi. “Kaş yapalım denirken göz çıkarılır” noktaya gelinmiş, “vur denince öldürme” tutumuna atlanmıştı. Fazlaydı. Öz yanlış hesap etmiş, olur sanmıştı. Olmamıştı.

Sonra dendi ki, “Özel yetkili savcılığını alıyoruz” ama “terfi ettiriyoruz”! Haydi canım sizde… “Daha yüksek” mevkiye atanmışmış! Zaten arkadaşı bir başka “özel yetkili savcı” bey, “özel yetkili mahkemeler”den, bu arada Ergenekon davasından sorumlu başsavcı vekilliğine atanmışmış ve sorun yokmuş! Bu da gösteriyormuş ki, Ergenekon davasında sağlam duruluyormuş!

Geçin efendiler.. Geri basıldığı ortada. Civciv sarısı şeritleriyle kan kırmızısı kamuflaj elbisesi ormanda ne kadar gizlerse sırtına geçireni, terfi kamuflajı da o kadar başarılı. Öz, Ergenekon ve benzeri “derinliklerle ilgili” davaların sembol ismiydi. Öz’ün yaptıklarının siyasal sorumluluğu üstlenilememiş, gözden çıkarılmıştır. “Özel ekip”ten çıkarmak, “kelle vermek”tir! Ne ilgisi vardır “yükseltme”yle. Sadrazamının kellesini veren Genç Osman kendi kellesini nasıl koruyamadıysa, artık ne kadar tersi ileri sürülürse sürülsün, “özel” ekip ve “özel” işlerinin tartışılırlığı kabullenilmiş olmaktadır.

Ama zaten tartışılır değil miydi ki? Ergenekon Davası bitmemiş miydi? Ergenekon mu kalmıştı ortada? Dönülüp artık A. Şık ve N. Şener’le uğraşılma noktasına gelinmiş ve zaten paşalarla anlaşılıp uzlaşılmıştı. Kaç faili meçhulün peşine düşülmüştü ki? Hangi “mezar evler” soruşturulmuştu? Kitapla uğraşılıyordu. Ergenekon’u suçlayanlar suçlanır olmuştu. Şık’ın kitabını okuyanlar Ergenekon’a nasıl yüklendiğini görüp şaşkınlığa düşmemelidir. Ya da Şener’in Ergenekon karşıtı TV sohbetleri hatırlayanlar hayret etmemelidir. Çoktan hedef değiştirilmiş, imam eleştirmenlerine sıra gelmişti.

Şimdi “özel yetki”siyle 12. Mahkeme’nin hukukilik iddiasındaki kararı sadece tartışmalı değildir artık, bu karar şahsında “özel hukuk” açıktan çiğnenmekte ve karar vericileri hukukun bu çiğnenişini seyretmek durumunda kalmaktadırlar. Şık’ın kitabını bilgisayarlarda bulundurmak “suç” değil miydi “özel” hukuka göre? Z. Öz, kim bulundurursa “yakarım” dememiş miydi? Alın bakalım, bu hukuku koyanlar kendi hukuklarını çiğnetiyorlar. Yüz bini aşkın bilgisayarda var şimdi “İmamın Ordusu” ve kimse de suç sayıp soruşturamıyor! Aldınız mı başınıza bela”yı?

Eskiden TCK’nın komünizm örgüt ve propagandasına dair 141 ve 142. maddeleri vardı. Üç-beş kişi olunca ihlal edeni, maddeler işletiliyordu. Binlerce ihlalci çıkınca ortaya çiğnenmesi yol oldu ve sonunda bu maddeler kaldırıldı. Hem de zilli anti-komünist Özal tarafından.

“Özel yetkiler” ve “özel hukuk”un da sonuna gelmiş bulunuyoruz. Yakında kalkacaktır! Reformla mı yoksa Tunus ve Mısır’daki gibi bütün baskı aygıtının sorgulanmasını mı gerektirecektir, bunu göreceğiz.

evrensel.net
www.evrensel.net