Ön Yargılar-Genellemeler…


03 Nisan 2011 10:43

Birkaç yıldır bilmece çözer oldum.
“Damın üstünde saksağan” der gibi oldu değil mi?
Öyle değil…
Güvendiğim arkadaşlarıma ( elbette “tıp” ile ilgili olanlara ) yakındım:
“Unutkan olmağa başladım. Alzheimer başlangıcında da böyle mi oluyor ?”
Kimileri bilmece çözmemim iyi gelebileceğini söylediler.
Asıl demek istediğim bu değil.
Bilmece çözerken bir sorunun karşılığı olan sözcüğü bilemediğimde, giderek hiç böyle bir şey bilmediğimi sanıyorken, yoğun düşünmeğe başlıyorum. Kimi kez günceyi elimden bırakıp, araya süre koyup, daha sonra gene dönüyorum o soruya…
Beynimle köşe kapmaca oynar gibi…
Daha doğrusu Bilgisunar (internet) da aranır gibi…)
Gerçekten bir süre sonra buluyorum karşılığı… Beynimin bir köşesinden çıkıp geliyor o sözcük…
Ardından da kendime soruyorum:
Tam kullanabiliyor muyuz beynimizi?
Kimileri diyorlar ya, beynimizin ancak yüzde altısını ya da onunu kullanabiliyoruz diye…
Kullanım yüzdemizi nasıl artıracağız?
Bunu bilmeğe çalışmak için, sizi bilmem ama, benim daha çok fırın ekmek yemem gerek… Ama sanırım yapılacak ilk şey ön yargılardan, takıntılardan, genellemelerden kurtulmağa çalışmak… Her konuda…
Kimi ülkelerdeki üniversitelerin giriş sınavlarında sizin, takıntılardan, ön yargılardan, size öğretilenlerle kurulan kapanlardan-duvarlardan kurtulmayı bilip bilmediğinizi ölçmeğe çalışıyorlarmış.
Betikten (kitaptan) öğrendiklerinizin hiç biri elbette yeni değil. Ya da öğrenimde size öğretilenlerin çoğu en az bir kuşak öncesinden… Hele size ‘ezberletilen’ bilgileri atın çöp tenekesine…
Size öğretilenler, yeniliklerin kapısını açmanızı sağlamıyorsa, kitaplıkta boşuna yer tutan kitaplar gibidir sanırım.
Bu nedenle diyorum, her şeyden önce ön yargılardan kurulmanız gerek…
Bize bilgi diye verilmiş olanlardan kuşku duymayı öğrenmemiz gerek…
‘Kuşku duymak’ dedimse sözün gelişi değil…
Öğrendiklerinizden, belleğinizde karşılaştırıp, birbirine çatarak, yeni sonuçlar çıkarmak yolunu açan “kuşku duymak”tan söz ediyorum.
Bunu becerebilirsek, şu sıra toplumumuzun sürezini (zamanını) boşuna alan saçma sapan gündemlerden kurtulacağız.
“Bir deli bir taş atar, on akıllı çıkaramaz.” sözü de bunu anlatmıyor mu?
Adamın biri çıkıp, bilgisunar (internet) evreninden hiç bilgisi olmadığı için, kafasında oluşturduğu kimi yasakları uygulamağa çalışır. Kimi taslaklara sözüm ona el koyar ya da koydurur… Başarabilir mi kafasındaki yasağı başkalarına da uygulamayı?
Hayır!
Kesinlikle hayır!
Yalnızca kendi kafasında duvarların var olduğunu ortaya koymuş olur…
Bilgisunar esemesine de, insan esemesine de aykırı, boşuna değil mi bu yasaklama? Bilisizliği göstermiyor mu?
Bir bilmece sorusundan bile geldiğimiz sonuç, beynimizin derinliklerine inebilmenin gerekliğini göstermiyor mu?
Takıntılardan, çevremize örülmeğe çalışılan duvarlardan, ön yargılardan böyle kurtulmağa başlayabiliriz…

evrensel.net
www.evrensel.net