Ergenekon’da daha karpuz kesecekler


01 Nisan 2011 10:41

Ergenekon davasında başından beri niyeti sorgulatacak ölçüde ciddi usul hataları yapılıyor. Belki daha doğru tanımlamayla, işin paradigmasındaki tutarsızlıklar, imaj sorunu olarak karşımıza çıkmaya başladı.

Temel  yaklaşım  hatalarından birisi suç tanımlamasıdır. Hangi niyetle yapılmış olursa olsun somut illiyet bağları kurulmadıkça ifade ve örgütlenme özgürlüğü bağlamında ele alınması gereken eylemler dava konusu yapılmamalıdır. Cumhuriyet mitinglerine destek, öğrencilere burs ve kitaplar,  iddia edilen suçun esası ya da parçasıymış  gibi yaklaşıldığında sulanma riski kaçınılmaz olur.

Darbecileri yargılama ya da darbe girişimlerini açığa çıkarma amacı ile yürütülecek bir yargılama sürecinde olması gerekenleri göremediğimiz gibi, olmaması gereken bir çok tabloya birlikte şahit olduk.  Bu süreç sadece yargısal boyutu ile değil  toplumsal psikolojinin yönetilmesi açısından da yanlış zeminde gelişti. İlgili ilgisiz her şey “Ergenekon” torbasına atılmakla kalmadı, devlet adına işlenen suçlar bir grup maceraperestin girişimi gibi lanse edilmeye çalışıldı.
Ergenekon ve bağlantılı davalarda  yaşanabilecek seyrin, Orta Doğu’daki gelişmelerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Nitekim  hedef tahtasına oturtulan çevrelerin uluslararası bağlantılarından söz ediyorsak bunun yadırganacak bir tarafı olmadığını da bilmeliyiz.

Bu noktada hangi dış gelişmelerin “bağımsız yargı” mekanizmasını ne yönde etkileyebileceğini çok yönlü ve ayrıntılı tartışmak gerekir. Toptancı ve genellemeci yaklaşımlar bu açıdan yanıltıcı olabilir. AB-Türkiye ilişkileri, İsrail’in güvenliği gibi bir çok konu, Türkiye’ye biçilecek yeni konum ve rolü etkileyebileceği gibi   davanın seyrini de yönlendirecektir.
Bu sürecin bir cemaat ya da iktidar partisin hesaplarına indirgenmesi eksik değerlendirmelere neden olur. Elbette seçim dönemine girilirken bu açıdan kritik gelişmeler yaşanabilir ancak konunun  daha uzun boylu tarafları  olduğunu göz ardı etmemeliyiz.

Dünya siyasetinde olduğu gibi Türkiye iç dengelerini şekillendirmede de kendisini ev sahibi olarak görenler daha “karpuz kesme” faslına geçmediler. Demokratikleşmenin bu kadar kolay bir süreç olmayacağını öğrenmek için zamanımız gittikçe azalıyor.  Kum saatinin bir kez daha ters çevrilip çevrilmeyeceği konusunda seçime kadar uzanan süreç oldukça belirleyici olacaktır.

evrensel.net
www.evrensel.net