Değişen bir şey var mı?


31 Mart 2011 14:30

HSYK’nın önceki gün, bir atama kararnamesiyle “Ergenekon Davası savcısı” olarak tanınan Savcı Zekeriya Öz’ün “özel yetkili savcılık” görevinden alınarak İstanbul Başsavcı Vekilliği’ne atanması, anında basın ve siyaset dünyasında gündemin birinci sırasına oturdu.

Atama kararnamesinin duyulmasından hemen sonra herkesin sorduğu ilk soru; “Öz Başsavcı Vekili olacak da, özel yetkili savcıların bağlı olduğu Başsavcı Vekili mi olacak yoksa başka bir görev mi üslenecek?” sorusuydu. İkinci soru ise, “Bu atamayla Öz terfi mi ettirildi, yoksa terfi ettirilir gözükürken yetkileri mi alındı?” sorusuydu.

İlk soruya yanıt atama kararnamesinin basına yansımasından birkaç saat sonra geldi. Ve Savcı Öz’ün  “özel yetkili savcılık alanıyla görevli olmayacağı” öğrenildi.

İkinci sorunun yanıtında ise “rivayet muhtelif”ti! Çünkü bu soruya verilen yanıtlar başlıca ikiye ayrılıyordu. Liberallere göre HSYK, Öz’ün kaba, “siyasi akıl yoksunu”, “kamuoyunun duyarlılıklarını dikkate almayan” üslubunu bu atamayla reddetmiş oluyordu. Böylece Öz ve anlayışı HSYK tarafından doğru bulunmamıştı. Ki, bu görüşün sahipleri bu vesileyle referandum sonrası oluşturulan HSYK’yı onaylarken, değerlendirmelerine, “referandumla HSYK’nın yapısı değiştirilerek çok isabetli bir iş yapıldığının böylece görüldüğünü” eklemeyi de ihmal etmiyorlardı.

Bu tür değişikliklerin çok yönlü olabileceğini ve savcıların kimliği ve kişiliğinden öte siyasi irade tarafından izlenen politikanın bu tür davalarda öneminin farkında olanlar ise gelişmelere daha ihtiyatlı yaklaşıyordu. Dahası, kararnamedeki başka atamalarla birleştiğinde “Öz’ün atama kararnamesine” indirgenen kararnamemin bir başka boyutu olduğu da dikkat çekiciydi. Çünkü bu kararnameyle sadece Öz değil, diğer bazı özel yetkili savcıların da ataması yapılmıştı.

Şimdi, bu atamalardan sonra İstanbul Başsavcılığı’nda tablo şöyleydi: Özel yetkili Savcılardan Burhan Çolakkadı artık İstanbul Başsavcısıydı. Yine özel yetkili savcıların simgesi haline gelen Savcı Zekariye Öz, Özel Yetkili Savcı Fikret Seçen, Özel Yetkili Savcı Ercan Şafak İstanbul Başsavcı Vekiliydiler.

Atamaların bu yanını dikkat alan Evrensel gelişmeleri, dünkü manşetinden  “Başsavcılığa operasyon’ olarak vermişti. Çünkü, böylece, son yıllarda “skandalvari operasyon dalgaları”, “başlamayan mahkemeler”, “binlerce sayfalık iddianameler”, “gizli tanıklar”, “açıklanmayan tutuklama gerekçeleri” ve nihayet “basılmamış kitapları toplatma” girişimleriyle basın üstünde terör estirmeyi yöntem edinen bir “ekip” İstanbul gibi Türkiye nüfusunun beşte birinin yaşadığı kentte Başsavcılık makamını adeta ele geçirip, üslup ve icraatlarını yayacakları bir konum kazanıyorlardı.
Burada denmek istenen elbette, “Başsavcı ve üç yardımcısının kendi başlarına bir ekip olduğu ve bildiklerini okuyacakları” değildir. Burada kastedilen; “özel yetkili savcılık” uygulamalarının simgesi kişilerin şimdi bu ekolün sözcüleri olarak Başsavcılık makamına taşınmalarıdır. Bu elbette HSYK ve hükümetin tutumundan ayrı düşünülemez.

Böylece de HSYK ve arkasındaki siyasi güç;
1-) Bu atama kararnamesiyle özel yetkili savcıların uygulamalarına karşı artık açıkça sokaklara dökülen gazeteci ve öteki kesimlerden gelen tepkilerin gazını almayı amaçlamışlardır.
2-) Bu kişileri terfi ettirerek ve Başsavcılıkta yetkilendirerek, onların gönlünü almış, onları izleyenlere ve izleyecek olanlara cesaret vermişlerdir.
3-) İstanbul Başsavcılığını özel savcılık gereği gibi gösterip yaptıkları   uygulamaları rutin savcılık görevlerine de yayabileceklerdir.

“Peki bu atamalar, özel savcılık ve özel yetkili mahkemeler kullanılarak basın ve siyaset dünyasında estirilen terörü azaltacak bir gelişme midir?” denirse; belki görünüşte tepki çeken operasyonlar daha usturuplu yapılacaktır. Ancak zihniyet, özgürlüklere ve demokrasiye yaklaşım değişmedikçe; savcıların değişmiş olmasının çok belirleyici olmayacağını şimdiden söyleyebiliriz. Çünkü hükümetin özgürlük ve demokrasi anlayışı; özel savcılar, emniyet ilişkisi; “İmamın Ordusu” kitabı ve önceki pek çok yayındaki gerçekler ışığında bakıldığında ortada olan Zekeriya Öz ve bazı kişiler sorunu değildir. Tersine burada savcıların kişiliklerinin rolü üçüncü, dördüncü dereceden etkenler olabilir.
Bu yüzden de rehavete kapılmadan liberallerin o “ikna edici üsluplarına” ve her şeye bir kılıf uyduran yaklaşımlarına prim vermeden, özgürlükleri ve demokratik hakları savunmaya devam etmek önümüzdeki süreçte de önemini koruyacaktır.

Eğer demokrasi güçleri atama kararnameli manevralara kanarsa değişen bir şey olmaz.

Yoksa bir Öz gider bin Öz gelir!

“Yüce devlet” ve AKP Hükümeti buna muktedirdir! 

evrensel.net
www.evrensel.net