Taslak düşünceleri toplamak


30 Mart 2011 10:13

Adının “İmamın Ordusu” olacağı söyleniyor. ‘İçinde bir sürü işe yarar-yaramaz bilgi’ olduğu söyleniyor. Yazar son sözünü söylememiş ama okuyanlar ve “devlet” söylüyor. Devlet,- her dönemde kime deniyorsa “devlet” diye işte o - her dönemde her çıkan ve takibata uğrattığı kitap için bir şeyler söylüyordu zaten. Söyledikleri  hiç de iyi şeyler olmuyordu. Çünkü fikir sahiplerinden hiç hazzetmezdi devlet. Benimsenmeyen düşüncelerin sahiplerinden tabii ki…

Taslak düşüncelere el koymak ne ceza yasalarında yer alıyor ne de usul yasalarında. El koyma kararları mahkemelerden de sadır olsa  kanunsuz!

Evet evet kanunsuz!

Hukuk dışı falan demiyorum. Fikri cezalandırma yolunda yürümenin hukukla ne alakası var. Biz o noktada değiliz. Kitap taslağını toplamanın kendisi kanunsuz.

Neden mi?

Süreli yayınların (gazete ve dergilerin) toplatılmasında bir madde var: Terörle Mücadele Kanunu’nun 6/5.maddesi. Açıkça “süreli” yayın diyor. Hukuka aykırı bir madde ama bir kanunun 6/5. maddesidir nihayet. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve içtihatlar bakımından bu bile “yasal dayanak” oluşturmuyor.

Neden?

Çünkü Sözleşme ile belirlenmiş-çerçevelenmiş hukuka uyarlı değil bu madde. Gelecekteki yayınlara sansür hükmünde. Çünkü yayın “durdurma” yaptırımı öngörüyor, gelecekle ilgili.

Taslak düşünceleri toplamak için böyle bir kanun da yok. O nedenle taslak düşünceleri toplamaya kalkışmak, açıkça kanunsuz!

İleri sürülen yasal gerekçelerin-basına yansıyanlar için söylüyoruz tabii-tümü genel hükümler. Anayasa ve Ceza Muhakemesi Kanununun genel hükümleri yasak dayanak gösteriliyor. Ama hiçbiri kitap taslağı ile ilgili değil.

Doğası gereği olamaz. Taslak açıklanmamış düşünce demek. Açıklanmamış düşüncenin sahibi adı üstünde düşüncesini açıklamamış.

Nasıl yargılarsın?

Nasıl yargılarsın gazete sütunlarında?

Nasıl yargılarsın mahkemelerde“sen kötü niyetler besliyorsun iktidarımız (veya cemaatımız) hakkında” diye?

Taslak düşünceleri toplamak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne hemen şimdi başvurmaya imkan veriyor. Soruşturma devam eder dava açılır ya da açılmaz ama taslak düşüncenin toplanması kararı başlı başına bir ihlaldir.

Ürper ve diğerleri-Türkiye kararından ders almamış Türkiye yargısı. Türkiye’nin bu karar ve bu tür kararlar nedeniyle Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin izlemesi altında olduğunu unutmuş.

Hükümet de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 46. maddesini unutmuş.

Mahkeme kararlarına uyacağını ve sistemini ve uygulamasını buna göre yapacağına dair taahhütlerini unutmuş görünüyor. Hükümet, 46. maddeyi bir zahmet yeniden okumalı.

Okumadığı için, hala, “Bizimle ne alakası var?” diyor.

“Taslak düşünceleri toplamak” çok problemli bir iş.

Bu durumda mızrak çuvala sığmaz çünkü.

Sadede gelelim: Yazarların düşüncelerini toplamak devletin işi değil. Yazarların kimden görüş alacağı savcılara danışılacak bir konu değil. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin  10.maddesi böyle söylüyor. Polise mi, savcılara mı, mahkemelere mi soracak yazarlar;  kime danışacaklarını? Kimden görüş alacaklarını? Nasıl düşüneceklerini, neyi düşüneceklerini devlete mi soracaklardı?

Baylar! Taslak düşünceleri toplamak hukukun işi değil.

-O eskidendi!

evrensel.net
www.evrensel.net